This study examines the early-stage digital mourning practices and the construction of collective memory on X (formerly Twitter) following the Kartalkaya fire tragedy of January 21, 2025. The research focuses on the seven-day period immediately following the disaster, capturing the critical window where digital grieving, emotional expression, and demands for justice are most intense. Utilizing MAXQDA qualitative analysis software, the study employs purposive sampling to analyze user-generated content and establish a thematic coding scheme. This scheme encompasses emotional manifestations (anger, condolence, shock), digital rituals (hashtag usage), and the dominant frames shaping collective memory, such as negligence, institutional responsibility, and the quest for justice. The findings reveal that digital platforms function as vital conduits that accelerate social mourning, transforming individual grief into a robust public narrative. The analysis demonstrates that users perceive the disaster through the lens of systemic negligence and institutional failure rather than isolated individual errors. Consequently, digital mourning on X serves not only as a commemorative act but as a deliberate effort to construct a critical "counter-memory" against recurring institutional irresponsibility. This study concludes that digital mourning facilitates a participatory and democratic public sphere that integrates demands for social change, thereby fundamentally diverging from traditional, passive mourning practices.
Communication Studies Kartalkaya Fire Digital Mourning Collective Memory Thematic Analyses MAXQDA
Bu çalışma, 21 Ocak 2025’te meydana gelen ve toplumsal hafızada derin izler bırakan Kartalkaya yangın faciasının ardından X (eski adıyla Twitter) platformunda paylaşılan erken dönem dijital yas pratiklerini ve bu süreçte inşa edilen kolektif hafızayı kullanıcı yorumları üzerinden incelemektedir. Araştırmanın kapsamı, facianın meydana geldiği 21 Ocak tarihini takip eden yedi gün içinde yayımlanan ve ilgili etiketler (#) aracılığıyla toplanan tweetlerle sınırlandırılmıştır. Bu zaman kısıtlaması, dijital yasın en yoğun yaşandığı, duygusal ifadeler ve adalet taleplerini içereceği öngörülen kritik dönemi temsil etmek üzere seçilmiştir. Çalışma, dijital ortamın acı olaylar karşısında bir anma, tepki ve kolektif hafıza oluşturma alanı olarak nasıl işlev gördüğüne odaklanmaktadır. Araştırma sürecinde elde edilen veriler MAXQDA nitel veri analizi yazılımı kullanılarak, amaçlı örnekleme ile toplanan metinler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan kodlama şeması, öfke, taziye, şok gibi duygusal ifadeleri, hashtag kullanımı gibi dijital ritüelleri ve ihmal, adalet arayışı ile kurumsal sorumluluk gibi kolektif hafızayı şekillendiren ana çerçeveleri kapsamaktadır. Bu bağlamda araştırma, dijital platformların toplumsal acılar karşısında birer direniş ve anma mekânı olarak nasıl inşa edildiğini kuramsal bir çerçevede tartışmaktadır. Elde edilen bulgular, dijital platformların toplumsal yas süreçlerini hızlandırarak bireysel kederin kamusal bir anlatıya dönüşmesine olanak tanıyan hayati bir mecra haline geldiğini göstermektedir. Analizler sonucunda, kullanıcıların facianın nedenlerini bireysel hataların ötesinde, kurumsal bir sorumluluk ve sistematik bir ihmal olarak değerlendirdikleri, dolayısıyla dijital yasın ölenleri anma amacının yanı sıra tekrar eden sorumsuzluklara karşı eleştirel bir “karşı-hafıza” inşa etme çabası olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durum, dijital yasın, toplumsal değişim taleplerini içeren katılımcı ve demokratik bir kamusal alan yarattığını, bu yönüyle geleneksel yas pratiklerinden ayrıştığını ortaya koymaktadır.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Communication Studies |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | January 1, 2026 |
| Acceptance Date | February 7, 2026 |
| Publication Date | March 24, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.30622/tarr.1852889 |
| IZ | https://izlik.org/JA88HT74YN |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 11 Issue: 1 |