Çalışmamızda yeni Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun
uygulaması ile ilgili veriler incelenmiştir. Burada amaçlanan yetkili kurumlarda yapılan alkol düzeyi
ölçümlerinde kullanılan ölçüm yöntemlerinin, ölçümler arası uyumsuzluk ve sebeplerinin araştırılarak pratikte
karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri sunmaktır.
5237 sayılı Türk Ceza Yasası ile birlikte yeni bir suç tanımı yapılmış ve bu suç “Trafik Güvenliğini
Tehlikeye Sokma” başlığı altında yer almıştır. Söz konusu Yasanın 179/3. maddesinde yer alan bu suçun
oluşması için sürücünün alkol veya uyuşturucu madde etkisi ile ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde
araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanması gerekmektedir.
Çalışmamızda 2005-2008 yılları arasında Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’ndan bu konuda rapor
istenilen dosyalar, gönderen makam, alkol ölçümünün yapıldığı birim, ölçüm yöntemleri, mükerrer ölçüm
yöntemleri ve bu ölçümler arasında geçen süre, ölçümler arasında uyumsuzluk olup olmadığı, saptanan alkol
düzeyleri açısından incelenmiştir.
Alkol ölçümünün en fazla gerçekleştiği iki birim Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler (%41,2) ile Emniyet
Genel Müdürlüğü’ne bağlı trafik denetleme ekipleridir (%38,8). Olguların %87,4’ünde (n=906) alkolmetre ile tek
bir ölçüm yapılmış olup; itiraz halinde gerçekleştirilen ikinci ölçümlerin %75 oranında yeniden alkolmetre ile
%25’inin ise kandan yapıldığı saptanmıştır. Mükerrer ölçümler arasında geçen süre olguların % 27,6’sında
yönetmelikte belirlenen iki saatlik maksimum sürenin üzerindedir. Olguların büyük çoğunluğunun sürüş
güvenliğinin kaybolduğu yönünde bilirkişi görüşü verilen 101 mg/dL düzeyinin üzerinde alkollü oldukları (%
63,4) saptanmıştır. Uyumsuz sonuçların en önemli nedeninin ülkemizde kullanılan alkolmetre cihazlarının
standardizasyonunun bulunmaması olduğunu düşünmekteyiz. Bu konuda ivedilikle bir standart oluşturulmalı
ve bu standartta cihazın sahip olması gereken asgari nitelikler yanında ülke genelinde kullanılacak tek bir
partisyon katsayısı belirlenmelidir. Ayrıca ölçüm usulleri standart hale getirilmeli ve ölçüm yetkisi olan personel
sertifikasyon eğitimine alınmalıdır. Alkol düzeyleri 31-100 mg/dl arasında saptanan ve sürüş güvenliğinin
kaybolup kaybolmadığı konusunda kesin bilirkişi görüşü bildirilemeyen %30,8 oranındaki olguda bu belirsizliğin
giderilebilmesi için hekimin bireyin alkol nedeni ile sürüş güvenliğini bozacak düzeyde alkollü olup olmadığını
muayene ile saptaması gerekmektedir. Bu muayenenin doğru şeklide yapılabilmesi için özellikle acil servis
hekimlerine eğitim verilmesi ve standart muayene formları oluşturulması gereklidir.
Alkol Trafik güvenliğini tehlikeye sokma Alkollü araç kullanma
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Adli Biyoloji |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ocak 2009 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2009 |
| IZ | https://izlik.org/JA45DZ26ZN |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2009 Cilt: 23 Sayı: 3 |