Amaç:
C-reaktif protein, serumda birçok farklı türdeki inflamasyona
bağlı uyaranlara karşı cevap olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tip
proteinler en çok bakteriyel enfeksiyon, miyokardiyal enfaktüs,
pulmoner embolide olduğu gibi
dokuda iskemik hasarı, malin neoplaziler, fiziksel veya travmatik
hasarlar; kemik fraktürleri, cerrahi müdahale, yanıklar ve birçok enflamatuvar klinik şartlarla
ilişkilidir. CRP’nin adli alandaki
önemi ve varlığı birçok yazar tarafından öne sürülmüştür. Bu çalışmada; çeşitli ölüm nedenleriyle sonuçlanan otopsi vakalarında,
hayatta kalma sürelerinin de özel
referans olarak alındığı, travmatik nedenli ölümler göz önüne
alınarak serum CRP konsantrasyonları ve bunların adli tanıda uygulanabilirliği çalışılmıştır.
Yöntemler:
Olgular, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndaki rutin otopsilerden seçilmiştir. Örnekler tam anlamıyla
postmortem intervalleri bilinen
104 olgudan elde edilmiştir. Kan
örnekleri, oldukça korunumlu
bir bölgede olduğu için, femoral venden toplanmıştır. Serum
CRP konsantrasyonları, Cobas
Integra 400 Analizörü’yle değerlendirilmiş ve bulgular hasta
kayıtları, ölümün meydana geldiği olay yeri, otopsi, tamamlayıcı toksikolojik ve histolojik
çalışmalar,muhtemel miyokardiyal hasarın şiddeti ve ölüm nedeni dikkate alınarak desteklenmiştir.
Bulgular:
Bütün olgularda Serum CRP
konsantrasyonları 0.01mg/l477.16 mg/l arasında (4.73 mg/
l,ortalamayla) değişmektedir.
CRP değişimleriyle ölüm çeşidi
arasında p<0.0001 düzeyinde
anlamlı bir fark mevcuttur.
Aynı zamanda ani travmatik ölüm
grubunda, ölüm sonrası zamanla
CRP seviyesinde istatistiki olarak
anlamlı bir negatif korelasyon (r:
0.453, p<0.05) gözlenmiştir.
Sonuç:
Bu sonuç; postmortem zamanın CRP üzerindeki azaltıcı etkisini göstermektedir. Bu çalışma diğer benzer çalışmalarla
benzer sonuçları ortaya koymuştur ve postmortem intervalin otolitik degradasyonunu
yansıtmaktadır. CRP seviyesi
ile postmortem interval ve bu
markerın postmortem intervalin belirlenmesindeki ayırıcı
olma özelliği arasındaki negatif
korelasyon CRP’nin amacımıza uygun bir araç olabileceğini
gösterebilmektedir. Adli Tıpta;
postmortem intervalin ve ölüm
nedeninin veya ölüm çeşidinin
belirlenebilmesinde daha hassas biyokimyasal markörlere
ihtiyaç duyulmaktadır. Daha ileri
çalışmalarla bu sonuçlar karşılaştırılmalı ve yeni çözümlere
imkan sağlamalıdır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Adli Biyoloji |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 28 Şubat 2011 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ağustos 2011 |
| IZ | https://izlik.org/JA87NU57MW |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2011 Cilt: 25 Sayı: 2 |