Evlenme; evlenme engeli bulunmayan bekâr bir erkekle bekar
bir kadının devamlı olarak, iyi
ve kötü günlerin paylaşılması
düşüncesi ile hukukun öngördüğü şekilde bir araya gelmeleri
için yaptıkları hukuki bir anlaşmadır. Evlenecek olan taraflar;
bekâr, evlenme yaşına erişmiş
(medeni kanuna göre erkeğin
ve kadının 17 yaşını doldurmuş
olması), akıl hastası olsalar bile
evlenmelerinde tıbben sakınca
olmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla kanıtlanmış, aralarında
evlenme yasağı olmayan bireylerdir.
Evlilik birlikteliğinin, eşlerin yerine getirmesi gereken hukuki
sorumluluklara uymaması nedeniyle sonlanması, boşanma
olarak tanımlanabilir. Boşanma
davalarında eşlerin boşanma
sebebi olarak göstermiş olduğu aile içi şiddet, akıl hastalığı,
iktidarsızlık, cinsel soğukluk,
vajinismus, kocanın karısını fiili livataya maruz bırakması gibi
tıbbi iddiaların doğru olup olmadıkları hususunun tespiti
için aile mahkemeleri ve asliye
hukuk mahkemelerince adli tıp
uzmanları veya ilgili uzmanlık
alanlarından görüş istenmektedir.
Sunduğumuz bu vakada, 2012
yılında mahkeme tarafından Adli
Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’na
gönderilen kişinin vücudunda
bulunan yanık lezyonları ile ilgili olarak, türleri, büyüklükleri,
tedavilerinin mümkün olup olmadığı, bu durumun evlilik birliğini davacı açısından çekilmez
bir hale getirip getiremeyeceği
sorulmuştur. Kurulumuzca yapılan tıbbi muayene sonuçları ve
dava dosyasından ayrıntılı bilgiler elde edildikten sonra, boşanmanın ve nedenlerinin istatistiksel oranları hakkında literatür
bilgisi toplanmıştır. Böylece, evlilik birliğinin kurulmasında ve
devamının sağlanmasında dikkat edilecek öne çıkan faktörler
belirlenmiştir. Daha sonra, toplanan veriler ışında, eşlerin tıbbi
durumlarının boşanma davaları
üzerine etkileri incelenmiştir.
Literatürde, tıbbi nedenli boşanma davalarının sınırlı sayıda
yer aldığı görülmüş, kozmetik
nedenlerle ilişkili bir boşanma
davası ise bulunamamıştır.
Çiftlere evlenmeden önce aile
merkezlerinde psikolojik danışmanlık vermek, eşlerin birbirlerini iyi tanımasına fırsat vermek,
aile içi şiddetin hekimlerce erken teşhisi-önlenmesi ve gerektiğinde rehabilitasyon sürecinin
sağlanması, aile müessesinin
ayakta kalmasında önemli parametrelerdir. Özellikle aile içi
şiddet olgularının tanımlanmasında adli tıp hekimlerinin
önemli bir rolü vardır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Adli Biyoloji |
| Bölüm | Olgu Sunumu |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 26 Aralık 2012 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ağustos 2013 |
| IZ | https://izlik.org/JA24CG72EC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2013 Cilt: 27 Sayı: 2 |