Between Tradition and Modernity: Serialized Fiction and Narrative Transformation in Kaytâzzâde Mehmet Nâzım’s Yâdigâr-ı Muhabbet
Öz
This article examines the role of serialized fiction in the transformation of narrative form and the emergence of literary modernity in late Ottoman Cyprus under British administration, focusing on Kaytâzzâde Mehmet Nâzım’s Yâdigâr-ı Muhabbet (The Remnant of Love). Situating the novel within the late nineteenth-century print culture shaped by British rule, it briefly outlines the institutional conditions that enabled Ottoman Turkish publishing and approaches the text through a historical-literary and narratological framework as a transitional work between Eastern narrative traditions and the modern novel. The findings demonstrate that Yâdigâr-ı Muhabbet constructs a hybrid poetics: while drawing on conventional motifs and a meddah-like narrative voice, it simultaneously incorporates key features of modern narrative such as causality, chronological realism, epistolary structure, and scene-based representation. Rather than offering a descriptive summary, the analysis foregrounds how these formal elements reflect an ongoing process of narrative transformation, demonstrating that serialized fiction functioned as a crucial site of literary experimentation in which inherited narrative models were reconfigured within emerging forms. In this regard, the novel reflects not a delayed imitation of metropolitan literature, but a localized participation in a broader, multi-centered process of Ottoman modernity.
Anahtar Kelimeler
Gelenek ile Modernite Arasında: Kaytâzzâde Mehmet Nâzım’ın Yâdigâr-ı Muhabbet’inde Tefrika Roman ve Anlatısal Dönüşüm
Öz
Bu makale, tefrika romanın anlatı formunun dönüşümünü incelemektedir. Ayrıca Geç Osmanlı döneminde, İngiliz yönetimi altındaki Kıbrıs’ta tefrika romanın edebî modernitenin ortaya çıkışındaki rolüne odaklanmaktadır ve bu inceleme özellikle Kaytâzzâde Mehmet Nâzım’ın Yâdigâr-ı Muhabbet adlı eseri üzerinden yürütülmektedir. Çalışma, romanı Britanya yönetimi tarafından şekillendirilmiş geç on dokuzuncu yüzyıl matbuat kültürü bağlamına yerleştirmektedir; bu bağlamda Osmanlı Türkçesiyle yayıncılığı mümkün kılan kurumsal koşulları kısaca ortaya koymakta ve metni Doğu anlatı gelenekleri ile modern roman arasında konumlanmış geçişsel bir eser olarak, tarihsel-edebî ve anlatıbilimsel bir çerçeve aracılığıyla analiz etmektedir. Bulgular, Yâdigâr-ı Muhabbet’in hibrit bir poetika oluşturduğunu göstermektedir: metin, geleneksel motifler ve meddahı andıran bir anlatıcı sesinden yararlanırken, aynı zamanda nedensellik, kronolojik gerçekçilik, epistolar yapı ve sahne temelli temsil gibi modern anlatının başlıca özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Betimleyici bir özet sunmak yerine bu analiz, söz konusu biçimsel unsurların süreklilik arz eden bir anlatı dönüşümü sürecini nasıl yansıttığını ortaya koymakta ve Geç Osmanlı döneminde, İngiliz yönetimi altındaki Kıbrıs’ta tefrika romanın önemli bir edebî deney alanı olarak işlev gördüğünü göstermektedir; bu bağlamda miras alınan anlatı modellerinin yeni formlar içinde yeniden yapılandırıldığını vurgulamaktadır. Bu bakımdan roman, merkez edebiyatların gecikmiş bir taklidi değildir; aksine Osmanlı modernitesinin daha geniş ve çok merkezli sürecine yerel bir katılımı temsil etmektedir.
Anahtar Kelimeler