This study examines how transmitted reports (riwāyāt) were utilized within the exegetical tradition that developed during the first three Hijrī centuries and investigates the foundational principles upon which this usage shaped the relationship between the Qur’an and the Sunnah. The central problem of the research concerns the methods by which early exegetes assessed the riwāyah-centered approach and how these assessments influenced subsequent Islamic thought. Based on the works of prominent exegetes such as al-Ṭabarī, Muqātil, and al-Wāḥidī, the study analyzes the connection between hadith sources and exegetical texts with regard to modes of transmission and interpretive value. In this context, the study aims not only to identify the quantitative prevalence of transmitted material, but also to determine its functional roles in exegesis and the epistemological position of the Sunnah in Qur’anic interpretation. Through the combined use of historical-critical analysis and text-centered examination, the research evaluates comparatively how isnād and matn contexts are positioned by exegetes within their processes of meaning construction. This approach demonstrates that transmitted reports are not merely conveyed information, but rather play a decisive role in establishing exegetical authority and delineating interpretive boundaries. Moreover, the diversity in the use of riwāyāt reveals that the Qur’an–Sunnah relationship was conceptualized differently by early exegetes. By highlighting a historical continuity often neglected in modern approaches, the study shows the methodological potential that the classical corpus of reports offers to contemporary Qur’anic studies. Thus, the research aims to contribute a distinct perspective to the fields of Qur’anic exegesis and Hadith studies. In this regard, the study provides a comprehensive analytical framework for reassessing the continuity of the early transmission-based exegetical tradition.
Bu çalışma, hicri ilk üç asırda şekillenen tefsir geleneğinde rivayet malzemesinin nasıl kullanıldığını ve bu kullanımın Kur’an-Sünnet ilişkisini hangi esaslar üzerine inşa edildiğini incelemektedir. Erken dönem müfessirlerin rivayet merkezli yaklaşımı hangi yöntemlerle değerlendirdikleri ve bu değerlendirmelerin sonraki dönem İslâm düşüncesine nasıl yansıdığı, araştırmanın esas problem alanını teşkil etmektedir. Taberî, Mukâtil, Vâhidî gibi önde gelen müfessirlerin eserleri temel alınarak hadis kaynaklarıyla tefsir metinleri arasındaki irtibat, rivayetlerin aktarım biçimleri ve yorum değerleri bağlamında incelenmektedir. Bu bağlamda çalışma sadece rivayetlerin niceliksel yoğunluğunu değil aynı zamanda onların tefsirde hangi işlevlere sahip olduğunu ve sünnetin Kur’an yorumunda epistemolojik konumunu belirlemeyi hedeflemektedir. Tarihsel-eleştirel analiz ile metin merkezli inceleme birlikte kullanılarak rivayetlerin sened ve metin bağlamıyla birlikte müfessirlerin anlam inşasında nasıl konumlandırdığı mukayeseli biçimde değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, rivayetlerin yalnızca nakledilen bilgilerden ibaret olmadığı, tefsirde otorite inşasının yorumsal sınırların belirlenmesinde belirleyici bir rol üstlendiği ortaya konulmaktadır. Bununla birlikte rivayet kullanımındaki çeşitlilik, Kur’an-Sünnet ilişkisinin erken dönem müfessirler tarafından farklı şekillerde yorumlandığını göstermektedir. Çalışma, modern yaklaşımlarda çoğu zaman ihmal edilen tarihsel sürekliliği vurgulayarak klasik rivayet birikiminin güncel tefsir çalışmalarına sağlayabileceği metodolojik imkanları ortaya çıkaracaktır. Böylece araştırma hem tefsir ilmine hem de hadis ilmine dair tartışmalara farklı bir perspektif kazandırmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, erken dönem rivayet geleneğinin devamlılığını değerlendiren kapsayıcı bir analiz imkanı sağlamaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Din Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 22 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 2 |
Kıymetli Araştırmacılar,
15.01.2025 tarihinde başlayan makale gönderim süreci 30 Nisan 2025 tarihi itibarıyla sona erecektir. Bu tarihten sonra gönderilen çalışmalar işleme alınmayacak ve Aralık sayısı için değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Ayrıca, yazım kuralları ve şablona uygun olmayan makaleler hakem sürecine dâhil edilmeyecektir.
Saygılarımızla,
AKADER Editör ve Yayın Kurulu