Rekabet savunuculuğu, rekabet otoritelerinin toplumu rekabetin faydalarına ikna ederek rekabet kültürünü geliştirdiği bir hukuk aracıdır. Yaptırımdan ziyade ikna gücüne dayanan bu yaklaşım, idare hukuku perspektifinden yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Rekabet kurallarının uzun süredir uygulandığı ülkelerde rekabet savunuculuğu da eş zamanlı olarak gelişmiştir. Ancak, rekabet kurallarının yeni oluştuğu ülkelerde bu kavram henüz gelişim aşamasındadır. Bu süreçte, rekabet savunuculuğunun teorik temellerinin akademik çalışmalarla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Rekabet Kurumu, rekabet savunuculuğu kapsamında çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Ancak bu faaliyetler sistematik bir çerçevede yürütülmediği için etkisi sınırlı kalmaktadır. Etkinin artırılması için rekabet otoritesi ile rekabetin tarafları arasında etkileşimin arttırılması gerekmektedir. Bu etkileşimi arttıracak mekanizmalar rekabet savunuculuğunun içerisinde bulunmaktadır. Fakat Türk Hukuku açısından güncel mevzuat rekabet savunuculuğu için yeterli dayanağı sağlamamaktadır. Etkin ve etkili rekabet savunuculuğu için idarenin kanuniliği ilkesi kapsamında kanuni düzenleme gerekmektedir.
İyi tanımlanmış rekabet savunuculuğu hukukun birçok farklı alanında işlevsel olarak kullanılabilecektir. Çalışmamız içerisine idare hukuku perspektifinden kamu hizmeti ve özelleştirme başlıkları esas alınmıştır. Özelleştirme, muhteviyatı gereği rekabet savunuculuğunun temel uygulama alanıdır. Bunun yanı sıra rekabet savunuculuğunun oluşturacağı rekabet kültürü kamu hizmeti, kolluk gibi birçok idare hukuku kavramını doğrudan etkileyecektir.
Rekabet savunuculuğu rekabet kültürü kamu hizmeti özelleştirme esnek hukuk kuralları
Competition advocacy is a legal tool through which competition authorities promote a competition culture by persuading society of its benefits. Rather than relying on enforcement, this approach is based on the power of persuasion, offering a new perspective from an administrative law standpoint. In countries where competition rules have long been in place, competition advocacy has developed in parallel. However, in countries where competition rules are still emerging, this concept remains in its early stages. During this development process, it is crucial to support the theoretical foundations of competition advocacy through academic studies.
The Turkish Competition Authority carries out various activities within the scope of competition advocacy. However, since these activities are not carried out in a systematic framework, their impact remains limited. In order to increase this impact, it is necessary to increase the interaction between the Turkish Competition Authority and the parties to competition. Mechanisms to increase this interaction are included in competition advocacy. However, the current Turkish legislation does not provide a sufficient basis for competition advocacy. Effective and efficient competition advocacy requires legal regulation within the scope of the principle of legality of administration.
A well-defined competition advocacy framework can be functionally applied across various areas of law. In our study, the topics of public service and privatization have been examined from an administrative law perspective. Privatization, by its very nature, is a primary area of application for competition advocacy. In addition, the competition culture fostered by competition advocacy will directly impact many administrative law concepts, such as public service and law enforcement.
Competition advocacy competition culture soft law public service privatization
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İdare Hukuku, Rekabet Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 26 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 14 Temmuz 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 15 Sayı: 2 |
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.