7406 sayılı Kanun ile TCK’da yer alan şiddet suçlarından bazılarının salt kadına karşı işlenmesi, ilgili suçta cezayı ağırlaştıran bir nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Bu çerçevede kasten öldürme (m. 82/1-f), kasten yaralama (86/2-ek cümle), işkence (94/1, ek cümle), eziyet (96/1, ek cümle) ve tehdit (106/1, ek cümle) suçlarında mağdurun kadın olması, tek başına temel suça göre daha ağır cezalandırılması gereken bir haksızlık olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla ilgili suçlarda ceza artırımı için; şiddet eyleminde bulunan failin cinsiyetine veya failin ne tür bir saik ve amaçla hareket ettiğine de bakılması gerekmeyecektir. Bu haliyle Kanun’un; kadınlara kadın oldukları için yöneltilen toplumsal cinsiyet temelli şiddete yönelik ayırt edici bir yöntem tercih etmediği ve belirtilen şiddet eylemlerinde salt cinsiyet kriteri üzerinden farklı bir cezalandırma yolunu benimsediği görülmektedir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede; cinsiyet temelli şiddeti ayırt etmeye ve onunla daha etkin bir mücadeleye odaklanan ülkelerdeki ilgili düzenlemeler karşısında kadınları tümüyle kırılgan bir mağdur grupmuş gibi ele alan 7406 sayılı Kanun’un getirdiği nitelikli hal hükümlerinin, sorunlu olduğunu ve öğretide büyük ölçüde eleştiriyle karşılaştığını söylemek mümkündür. Gerek uluslararası hukukun gerek ulusal mevzuatın; kadına karşı şiddet kavramının çerçevesini belirlerken söz konusu şiddeti cinsiyet temelli olmasıyla diğerlerinden ayırt ettiği dikkate alındığında, TCK’daki nitelikli hal düzenlemeler ile aslında kadına karşı şiddet kapsamında değerlendirilmeyen birçok eylemin daha ağır cezalandırıldığı durumlar ortaya çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle haksızlık içeriği bakımından temel suçlara nazaran ilave unsurlar taşımayan eylemler de daha ağır ceza tehdidi altına alınmaktadır. Bu bakımdan söz konusu nitelikli unsurlu suç tiplerinde; haksızlığın cinsiyet temelli olması yönüyle bir belirleme yapılmaması, belli şiddet eylemleri karşısında kadınlara sağlanan ilave korumanın meşruiyetini tartışmaya açmakta ve düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Çalışmada kadına karşı şiddet sayılan eylemlerin ceza normlarında nasıl tarif edildiğine ilişkin karşılaştırmalı hukuktaki örneklerden de yararlanarak, bu bağlamda 7406 sayılı Kanun ile getirilen nitelikli hal düzenlemelerinin hukuki değer öğretisi ve eşitlik ilkesi açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır
Kadına Karşı Şiddet Cinsiyet Temelli Şiddet Nitelikli Hal Korunan Hukuki Değer Eşitlik İlkesi
With Law No. 7406, the commission of certain violent crimes under the Turkish Penal Code (TCK) against women has been introduced as an aggravating circumstance that increases the penalty for the relevant offense. Within this framework, in the crimes of intentional killing (Art. 82/1-f), intentional injury (Art. 86/2, additional sentence), torture (Art. 94/1, additional sentence), torment (Art. 96/1, additional sentence), and threat (Art. 106/1, additional sentence), the mere fact that the victim is a woman has been regarded as a wrong that deserves a more severe punishment compared to the basic form of the offense. Accordingly, for the aggravation of the penalty in these crimes, neither the gender of the perpetrator nor the motive or purpose behind the act needs to be considered. In this respect, the law does not adopt a distinctive approach that specifically targets gender-based violence directed at women because of their gender, but rather introduces a differentiated punishment scheme solely based on the gender criterion in the mentioned acts of violence. In comparison with the relevant regulations in countries that focus on identifying and combating gender-based violence more effectively, the aggravating circumstances introduced by Law No. 7406 — which treat women entirely as a vulnerable victim group — are problematic and have been largely criticized in the legal doctrine. Considering that both international law and national legislation distinguish violence against women from other forms of violence by emphasizing its gender-based nature, the aggravating provisions in the TCK lead to situations where many acts not regarded as gender-based violence are nonetheless punished more severely. In other words, acts that do not contain any additional elements of wrongdoing compared to the basic offenses are also subjected to heavier penalties. From this perspective, the lack of any determination as to whether the injustice is gender-based in these aggravated crime types raises questions about the legitimacy of the additional protection afforded to women in cases of certain acts of violence and gives rise to claims that these provisions violate the principle of equality. This study aims to evaluate, with reference to comparative legal examples on how acts constituting violence against women are defined within criminal norms, the aggravated provisions introduced by Law No. 7406 in terms of the doctrine of legal values (Rechtsgutslehre) and the principle of equality.
Violence Against Women Gender-Based Violence Aggravating Circumstance Protected Legal Interest Principle of Equality
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Ceza Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 24 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 15 Sayı: 2 |
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.