Anadolu stratejik konumu itibariyle komşu devletler ile her zaman siyasi, iktisadi, içtimai ve kültür münasebetleri içerisinde ol¬muştur. Anadolu’nun Asya ve Avrupa arasında bir köprü vazifesi görmesinin yanında yine boğazlar ile Kuzey-Güney arasında bir geçit durumunda olması siyasi ve askeri açılardan ona ayrı bir önem kazan¬dırmaktadır. Anadolu’ya sahip olan güçlü bir devletin kısa zamanda Balkanlar, Kafkaslar, Suriye, Irak ve Mısır’ın yanında Karadeniz ile Akdeniz’e de sahip olacağı aşikardır. Bunun yanı sıra tarihin ilk dö¬nemlerinden beri kıtalar arası cereyan eden ticaret yollarının da Ana¬dolu’dan geçmesi her devirde güçlü devletlerin iştahını kabartmış ve buraya sahip olma duygularını ateşlemiştir. İlkçağlarda Mezopotam- ya-Anadolu devletleri ile başlayan bu mücadeleler, Ortaçağlar boyun¬ca Bizans-Sasani, Bizans-Arap, Bizans-Türk mücadeleleriyle devam etmiştir. 1071 yılında Anadolu’nun kapısının Türkler tarafından açıl¬ması ve kısa zamanda yurt haline getirilmesiyle bu mücadeleler bir taraftan doğu-Batı mücadeleleri şeklinde haçlı seferleri ile kendisini gösterirken bir taraftan da, Türk-İslam devletleri arasındaki mücade¬leler olarak karşımıza çıkmıştır. Türkiye Selçukluları-Eyyubi, Sel- çuklu-Memluk, Memluk- Osmanlı mücadeleleri bunun örnekleridir. Bu çerçeveden olmak üzere bu makalede Memluk sultanı el-Melik ez- Zahir Baybars döneminde Anadolu-Mısır arasında cereyan eden Tür¬kiye Selçukluları ile Memlukler arasındaki münasebetleri ele alacağız.
Anadolu stratejik konumu itibariyle komşu devletler ile her zaman siyasi, iktisadi, içtimai ve kültür münasebetleri içerisinde ol¬muştur. Anadolu’nun Asya ve Avrupa arasında bir köprü vazifesi görmesinin yanında yine boğazlar ile Kuzey-Güney arasında bir geçit durumunda olması siyasi ve askeri açılardan ona ayrı bir önem kazan¬dırmaktadır. Anadolu’ya sahip olan güçlü bir devletin kısa zamanda Balkanlar, Kafkaslar, Suriye, Irak ve Mısır’ın yanında Karadeniz ile Akdeniz’e de sahip olacağı aşikardır. Bunun yanı sıra tarihin ilk dö¬nemlerinden beri kıtalar arası cereyan eden ticaret yollarının da Ana¬dolu’dan geçmesi her devirde güçlü devletlerin iştahını kabartmış ve buraya sahip olma duygularını ateşlemiştir. İlkçağlarda Mezopotam- ya-Anadolu devletleri ile başlayan bu mücadeleler, Ortaçağlar boyun¬ca Bizans-Sasani, Bizans-Arap, Bizans-Türk mücadeleleriyle devam etmiştir. 1071 yılında Anadolu’nun kapısının Türkler tarafından açıl¬ması ve kısa zamanda yurt haline getirilmesiyle bu mücadeleler bir taraftan doğu-Batı mücadeleleri şeklinde haçlı seferleri ile kendisini gösterirken bir taraftan da, Türk-İslam devletleri arasındaki mücade¬leler olarak karşımıza çıkmıştır. Türkiye Selçukluları-Eyyubi, Sel- çuklu-Memluk, Memluk- Osmanlı mücadeleleri bunun örnekleridir. Bu çerçeveden olmak üzere bu makalede Memluk sultanı el-Melik ez- Zahir Baybars döneminde Anadolu-Mısır arasında cereyan eden Tür¬kiye Selçukluları ile Memlukler arasındaki münasebetleri ele alacağız.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Tarihi Kuzey Doğu Türk Dili (Harezm, Kıpçak, Çağatay) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ocak 1999 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Mayıs 1999 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 1999 Cilt: 1 Sayı: 2 |
This work is licensed under Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International