Lâdikli Mehmed Çelebi’s er-Risâletü’l-Fethiyye fi’l-Mûsîkâ is among the most significant theoretical works on Turkish music that have survived to the present day. Written in the last quarter of the 15th century, this work is notable both for representing the classical theoretical tradition and for reflecting the intellectual transformation in music thought during the late Ottoman period. As one of the final Arabic-written examples of the edvâr tradition that began with Safiyyüddīn ʿAbd al-Muʾmin al-Urmawī, Fethiyye also complements another major work of Lâdikli’s, Zeynu’l-Elḥān, which stands as one of the earliest Turkish-written examples within the same tradition. Together, these works demonstrate Lâdikli’s dual contribution to the theoretical legacy of Islamic music. Fethiyye addresses foundational theoretical subjects in detail, including the definition and scope of music, the formation of notes, reasons for pitch variation, classification of intervals, the structure of pitches, maqām, āvāz, shuʿba, and īqāʿ. The work’s originality lies primarily in its systematic comparison of the approaches of earlier music theorists and his contemporaries. Another notable feature of the treatise is that Lâdikli includes not only theoretical insights but also practical observations regarding musical performance. While grounding his thought in the systems of classical theorists such as al-Fārābī, Ibn Sīnā, and al-Urmawī, he also incorporates the perspectives and innovations of his contemporaries. This blend allows him to reinterpret the traditional framework and offer a theoretical structure responsive to the needs of his time. Believing that music is not merely a mathematical abstraction but also an aesthetic, auditory, and spiritual experience, Lâdikli engages with cosmological associations—such as the links between maqāms and planetary spheres, and between āvāzes and the four elements—yet treats such ideas cautiously. In this context, the treatise identifies numerous differences between the traditional and innovative approaches, such as the increase in consonant intervals, new classifications of instruments, the addition of a sixth string to the ʿūd, alternative terminologies, the inclusion of the yegāh pitch into the theoretical system, the emergence of melodic progression (seyir) as a distinguishing element in maqām construction, and the introduction of numerous new īqāʿ patterns alongside the abandonment of earlier ones. Several of the innovations identified by Lâdikli have had a lasting influence on the development of Turkish music in the centuries that followed. This article aims to answer the following key questions: How did Lâdikli navigate the balance between tradition and innovation? Which theorists and performers did he classify as traditionalist or innovative, and on what grounds? How does his comparative methodology situate him within the broader continuity of Turkish music theory? In light of these questions, the article first identifies Lâdikli’s place within the tradition of Ottoman-Turkish music theory. Then, the theoretical explanations found in Fethiyye are evaluated through a comparative analysis within the historical development of Turkish music thought. The theoretical framework of the work is explained by comparing it with contemporary texts, and the similarities and differences with classical sources—particularly those of Urmawī, Marāghī, and others—are systematically revealed. Ultimately, Fethiyye emerges not merely as a text of transmission but as a foundational work that restructures tradition and responds meaningfully to the theoretical demands of its era.
Turkish Religious Music Lâdikli Mehmed Çelebi Tradition and Modernism. Qudamâ and Mutaʾakhkhirūn er-Risâletü’l-Fethiyye fi’l-Mûsîkâ
يُعَدّ كتاب “الرسالة الفتحية” للادِقلي محمد جلبي من أهم كتب نظريات الموسيقى التركية التي وصلت إلينا من الماضي حتى يومنا هذا. وقد كُتِب هذا العمل في أواخر القرن الخامس عشر، وهو ذو قيمة بالغة لفهم ماضي الموسيقى التركية وحاضرها. لا يقتصر الكتاب على شرح مفصل لموضوعات نظرية أساسية مثل تعريف الموسيقى وموضوعها، وتكوين النغمات، وأسباب انخفاض الصوت وارتفاعه، وتقسيم المقامات، وتحديد مواضع النغمات على المقامات، والفواصل المتناغمة، وأسباب النشاز، وجمع الفواصل وطرحها، وتقسيم الفواصل، والمقامات، والأصوات والأنغام، والإيقاع، بل يُعَدّ أيضًا مرجعًا أوليًا بسبب معالجته العميقة للفروق والتفاعلات بين “القدماء” (المتقدّمون، التقليديون، الكلاسيكيون) و”المتأخرين” (المجددون، العصريون) في نظرية الموسيقى التركية خلال العهد العثماني. ففي “الرسالة الفتحية”، يعرض لادِقلي من جهة آراء المنظرين الكلاسيكيين السابقين وممارسات المؤدين في ذلك الزمن، ومن جهة أخرى يذكر الآراء الجديدة التي طورها معاصروه من المنظرين والموسيقيين بما يتناسب مع حاجات عصرهم في إطار التقليد الموسيقي التركي. ومن هذا المنطلق، فإن الأسئلة الأساسية التي تتناولها دراستُنا تتمثل في كيفية موازنته بين التقليد والتجديد، ومن هم المنظرون الذين صنّفهم في خانة التقليديين أو المجددين، وما الأسس التي اعتمدها في هذا التصنيف. وقد استُخدم منهج التحليل المقارن في محاولة الإجابة عن هذه الأسئلة. يتناول هذا المقال أولاً مكانة لادِقلي في نظرية الموسيقى التركية، والمصادر التي اعتمد عليها في بناء نظريته الموسيقية، ثم يبحث في موقفه من مفهومَي التقليد والتجديد، مع مناقشة مستفيضة للأسس التي استند إليها في هذا التمييز وكيفية تفسيره له.
الموسيقى الدينية التركية، لادِقلي محمد جلبي، الرسالة الفتحية، القدماء والمتأخرون، التقليد والتجديد
Lâdikli Mehmed Çelebi’nin er-Risâletü’l-Fethiyye fi’l-Mûsîkâ adlı eseri, geçmişten günümüze ulaşan en önemli Türk mûsikîsi nazariyatı kitapları arasında yer almaktadır. 15. yüzyılın son çeyreğinde kaleme alınan bu eser, hem klasik nazarî geleneği temsil etmesi hem de dönemin mûsikî düşüncesindeki dönüşümün izlerini yansıtması bakımından dikkate değerdir. Safiyyüddîn Abdülmü’min el-Urmevî (öl. 1294) ile başlayan ve “edvâr geleneği” olarak anılan mûsikî nazariyatı çizgisinin Arapça kaleme alınmış son örneği olan er-Risâletü’l-Fethiyye, aynı zamanda bu geleneğin Türkçe yazılmış ilk örneklerinden biri olan Zeynü’l-Elhân, Lâdikli’nin iki önemli eseridir. Bu eserler, Lâdikli’nin nazarî mirasa katkısını iki yönlü olarak ortaya koymaktadır. Fethiyye, mûsikînin tanımı, konusu, notaların oluşumu, sesin tizlik ve pestlik nedenleri, perdelerin taksimi, aralıkların hesaplanması ve sınıflandırılması, makam, âvâze, şu‘be, îkā‘ gibi temel konuları detaylı biçimde ele alırken; eserin asıl özgünlüğü, klasik dönem mûsikî nazariyecileri ile çağdaşı olan teorisyenler arasındaki yaklaşım farklarını sistematik şekilde tespit edip okuyucuya sunmasından kaynaklanmaktadır. Eserin dikkat çeken yönlerinden biri de müellifin sadece teorik görüşleri değil, aynı zamanda mûsikî icrasına dair pratik gözlemleri de hesaba katmasıdır. Lâdikli, Fârâbî, İbn Sînâ ve Urmevî gibi klasik dönem teorisyenlerinin sistemlerini temel almakla birlikte, çağdaşı olan nazariyatçılardan ve icrâcılardan da etkilenmiş; bu sayede geleneği yeniden yorumlayan, çağının ihtiyaçlarına cevap veren bir teori çerçevesi sunmuştur. Müziğin sadece soyut bir matematiksel yapı değil, aynı zamanda estetik, işitsel ve ruhsal bir deneyim olduğuna inanan müellif, makamlar ile gezegenler, âvâzeler ile unsurlar arasında bağ kuran yaklaşımları temkinli bir şekilde yorumlamıştır. Bu bağlamda gelenekle yenilik arasında uyumlu ses aralıklarının sayısı, çalgıların tasnifi, uda yeni bir tel eklenmesi, ıstılahlar konusunda yapılan farklı tercihler, yegâh perdesinin nazarî sisteme dahil edilmesi, makamsal yapılarda seyir kavramının ayırt edici bir unsur olarak ön plana çıkması, çok sayıda yeni îkā‘ çeşidinin kullanıma girip, eskilerinin büyük ölçüde terkedilmesi gibi önemli farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Lâdikli’nin tespit ettiği yeniliklerin bir bölümünün, geçen yüzyıllar içerisinde günümüz Türk müziğine de tesir ederek, onu önemli ölçüde şekillendirdiği ve zenginleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın temel soruları şunlardır: Lâdikli, mûsikîde gelenek ve yenilik arasında nasıl bir denge kurmuştur? Hangi nazariyeci ve icrâcıları gelenekçi ya da yenilikçi olarak değerlendirmiştir? Bu ayrımı hangi esaslara dayandırmış ve nasıl temellendirmiştir? Ayrıca Lâdikli’nin benimsediği bu karşılaştırmalı yaklaşım, kendisinden önceki ve sonraki dönemlerin teorik birikimiyle nasıl bir ilişki içerisindedir? Bu sorular ışığında, makalede öncelikle Lâdikli’nin Osmanlı Türk mûsikî nazariyesindeki yeri tespit edilmekte; ardından Fethiyye’de yer alan teorik açıklamalar, Türk mûsikî düşüncesinin gelişim süreci içinde karşılaştırmalı analiz yöntemiyle değerlendirilmektedir. Eserdeki teorik yapı, çağdaşı eserlerle kıyaslanarak açıklanmış; özellikle Urmevî, Merâğî ve diğer klasik kaynaklarla olan benzerlikler ve farklılıklar sistematik biçimde ortaya konulmuştur. Sonuç olarak Lâdikli’nin Fethiyye’si, sadece geleneği nakleden bir kaynak değil; onu yeniden yapılandıran ve çağdaş nazarî ihtiyaçlara cevap veren bir kurucu metin olarak değerlendirilmektedir.
Türk Din Mûsikîsi Lâdikli Mehmed Çelebi Kudema ve Müteahhirûn Gelenek ve Yenilik. el-Risâletü’l-Fethiyye fi’l-Mûsîkâ
Çalışmanın tüm süreçlerinin araştırma ve yayın etiğine uygun olduğunu, etik kurallara ve bilimsel atıf gösterme ilkelerine uyduğumu beyan ederim.
Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi'ye desteği için teşekkür ederim.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk İslam Sanatları (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 8 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 3 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 27 |
Amasya İlahiyat Dergisi-Amasya Theology Journal ile lisanslanmıştır.