Bu çalışma, İslam fıkhında yaygın meşakkat veya zarûret anlamına gelen umûmü’l-belvâ kuralını, namaz ibadetinde sıkça karşılaşılan kıraat hataları özelinde ele almaktadır. Kasıtlı hata, kişisel ihmal, ciddiyetsizlik ve gevşeklik gibi su-i ihtiyar kaynaklı durumlar, umûmü’l-belvâ çerçevesinde değerlendiri-lemez. Namazda kıraat, Kur’an’dan bir bölümün doğru şekilde okunması anlamına gelir ve bu husus namazın rükünlerinden birisidir. Ancak bilgi ek-sikliği ve beceri farkı yanında farklı dil, lehçe ve ağız yapıları sebebiyle kıra-atte çeşitli hatalar yapılabilmektedir. Bu hataların bir kısmı bilgi eksikliğinden kaynaklansa da bir kısmı mahreç ve sıfat zorlukları nedeniyle oluşur. Makale-de bu hatalar lahn-i celî (açık/manayı bozan hatalar) ve lahn-i hafî, (kapa-lı/manayı bozmayan telaffuza dair küçük hatalar) olarak iki ana başlık altında sınıflandırılmıştır. Lahn-i celî, hem lafzı hem de anlamı etkileyen ve namazı geçersiz kılabilen ciddi hatalardır. Bir harfin başka bir harf ile değiştirilmesi, hareke veya sükûn hataları bu kapsama girer. Buna karşın lahn-i hafî, genel-likle telaffuzda yapılan küçük kusurları kapsar ve çoğu zaman namazın sıhha-tine zarar vermez. Namazı bozabilen büyük hatalarda kişinin tecvid bilgisi ve gayreti belirleyici olmaktadır. Tecvid kurallarını bilmeyen ve öğrenme imkânı da bulunmayan halk için bu hatalar umûmü’l-belvâ kapsamında değerlendiri-lip mazur görülebilir. Fakat konuya vakıf âlimlerin, hocaların veya ehil kim-selerin benzer hataları aynı şekilde değerlendirilemez. Bu çalışma, okuyuş hataları özelinde özellikle dâd (ض) harfinin telaffuzundaki zorlukları detaylı biçimde ele almaktadır. Bu telaffuz sorunu tarih boyunca kıraat âlimlerinin ve dil bilginlerinin dikkatini çekmiş, pek çok klasik eserde bu harfin yanlış okunmasının namazın sıhhati engel olup olmayacağı tartışılmıştır. Makalede, bu harfin telaffuzunun nasıl bozulduğu, farklı İslam coğrafyalarında ne tür yaygın hataların oluştuğu, hatta bazı hatalı telaffuz biçimlerinin adlandırıldığı (örneğin dâd-ı daîfe) ayrıntılı şekilde analiz edilmiştir. Toplumsal düzeyde zorluk oluşturan kıraat hataları, bazı ruhsatlara imkân vermektedir. Ancak bu ruhsatlar sadece meşru gerekçelerle sınırlı tutulmalıdır. İnsanların kendi ihma-li veya su-i ihtiyarı sebebiyle açık haram fiillerin toplumda yaygın olması, onlara ruhsat tanımadığı gibi; öğrenilmesi mümkün olan kıraat kurallarının ihmal edilmesi de umûmü’l-belvâ kapsamına alınamaz. Sonuç olarak bu ma-kale hem kıraat hem de fıkıh ilminin kesiştiği bir noktada, ibadetlerin sıhhati açısından büyük öneme sahip bir meseleyi ele almakta ve özellikle dâd (ض) harfi üzerinden derinlikli bir analiz sunarak alandaki önemli bir boşluğu dol-durmayı hedeflemektedir. Makalede elde edilen bulgular ise şunlardır; na-mazdaki okuyuş hataları kıraat ve fıkıh ilminin kesişimde ortak bir konudur. Fıkıhtaki Umûmü’l-Belvâ ilkesi, kıraat hataları bakımından bazı kolaylıklar sağlamaktadır. Dâd (ض) harfindeki okuyuş hataları özel bir örnek teşkil ettiği için genel hükümlere bu harf ile karıştırıldığı harfler üzerinden ulaşılmaya çalışılmış ve bunun gibi okuyuşunda zorluk bulunan, toplumun çoğunluğun-da gözlenen hataların ibadetin geçerliliğini etkilemeyeceği kanaatine varılmış-tır. Ayrıca okuyuş hataları bakımından ilim ehli ile avam arasındaki farka dikkat çekilerek bazı hataların ortak bir sorun olduğu ancak bazılarının ise dikkat veya bilgi eksikliğinden kaynaklandığı vurgulanmıştır.
İslâm hukuku Kıraat Lahn Umûmü’l-Belvâ Zelletü’l-kârî Ruhsat
This study examines the concept of umūmu’l-balwā, which means a widespread difficulty or necessity in Islamic jurisprudence, in terms of recitation errors fre-quently encountered in prayer. Intentional mistakes and situations originating from personal negligence, frivolity and laxity cannot be evaluated within the framework of umūmu’l-balwā. Recitation in prayer means reading a section of the Quran correctly and is one of the obligatory pillars of prayer. However, various errors can be made in recitation due to lack of knowledge and skills, as well as different languages, dialects and accents. Some of these errors are due to lack of knowledge, while others occur due to difficulties in derivation and adjective. In the article, these errors are classified under two main headings as lahn-i jalī(clear and meaning-impairing errors) and lahn-i khafī (minor errors related to pronunciation). Lahn-i jalī are serious errors that affect both the word-ing and the meaning and can invalidate the prayer. Changing a letter with another letter, or errors in movement or silence fall into this scope. On the oth-er hand, lahn-i khafī generally covers minor errors made in pronunciation and most of the time does not harm the validity of the prayer. In major errors that can invalidate the prayer, the person's knowledge and effort in tajwīd are deci-sive. For people who do not know the rules of tajwīd and do not have the op-portunity to learn them, these errors can be evaluated within the scope of umūmu’l-balwā and can be excused. However, similar errors of scholars, teachers or competent people who are knowledgeable about the subject cannot be evaluated in the same way. This study examines in detail the difficulties in pronouncing the letter Ḍād (ض) in particular, with particular emphasis on read-ing errors. This pronunciation problem has attracted the attention of recitation scholars and linguists throughout history, and many classical works have dis-cussed whether or not mispronouncing this letter is excusable. The article ana-lyzes in detail how the pronunciation of this letter is distorted, what kinds of common errors occur in different Islamic geographies, and even the names of some incorrect pronunciation forms (such as ḍād-ı daʿīfe). Recitation errors that create difficulties at a social level allow for certain permissions. However, these permissions should be limited to legitimate reasons only. The prevalence of openly forbidden acts in society due to people’s own negligence or misuse of will does not grant them permission; and the neglect of recitation rules that can be learned cannot be included within the scope of general balwā. In conclusion, this article addresses an issue of great importance in terms of the validity of worship at a point where both recitation and fiqh intersect, and aims to fill an important gap in the field by providing an in-depth analysis, especially on the letter Ḍād. The findings of the study can be summarized as follows: Errors in recitation during prayer constitute a shared area of concern at the intersection of qirāʾāt and Islamic jurisprudence (fiqh). The principle of umūmu’l-balwā in Islamic law provides a framework of leniency and accommodation in cases of recitational difficulty. The letter Ḍād (ض) serves as a particular example thro-ugh which broader rulings have been derived, given the frequent confusion between Ḍād and other phonetically similar letters. It has been concluded that such widespread and unavoidable pronunciation errors, observed among the majority of worshippers, do not compromise the validity of the prayer. Furt-hermore, the study highlights the distinction between the learned and the laypeople in matters of recitational errors, emphasizing that while some mista-kes stem from shared linguistic challenges, others arise from lack of attention or insufficient knowledge.
Islamic law Qira’at Lahn Umûm al-Balvâ Zelletu’l-Qari Dispesation
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku, Kuran-ı Kerim Okuma ve Kıraat |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 8 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 27 |
Amasya İlahiyat Dergisi-Amasya Theology Journal ile lisanslanmıştır.