İslam ilim geleneğinde şerhler, önemli bir yekûn tutmaktadır. Çeşitli ilmî tartışmaların şerh yazım geleneğinin doğmasındaki etkisi kabul edilmekle beraber şerh yazım geleneği, genellikle ilmî ve fikrî donukluğun yansıması olarak görülmüştür. Bununla beraber şerh çalışmaları, bazı etki ve sonuçlar da doğurmuştur. Bu sonuçlardan biri ise genellikle muhtasar metinler hakkında kaleme alınan şerhlerin bir mezhebin yaklaşımını merkeze alması ve konuları detaylandırması gibi nitelikleri nedeniyle ilgili çevrelerde büyük bir önem görerek öğrenim faaliyetlerinde kullanılmış olmasıdır. Kendisine büyük bir önem atfedilen ve hakkında pek çok şerh çalışması yapılmış olan Ali b. Osman b. Muhammed el-Ûşî’nin (öl. 575/1179) el-Emâlî adlı kasidesi sözünü etmiş olduğumuz eserlerden biridir. el-Emâlî, uzun yıllar Ehl-i sünnet akidesinin formülasyonu olarak kabul görmüş ve medreselerde okutulmuştur. Makalemizin konusu, el-Emâlî’nin önde gelen şerhlerinden biri olup Ali b. Muhammed Nûruddîn el-Herevî el-Ḳārî (öl. 1014/1605) tarafından kaleme alınmış olan Ḍavʾü’l-meʿâlî fî şerḥi Bedʾi’l-emâlî adlı eserdir. Tespit edilebildiği kadarıyla Ḍavʾü’l-meʿâlî adlı eser, İslam mezhepleri açısından incelemeye konu olmadığı gibi Ali el-Ḳārî’nin el-Emâlî şerhi üzerinden geleneğe getirmiş olduğu yorum da incelenmemiştir. Bu nedenle yapılacak olan çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu makalede, Hanefî bir fakîh olan Ali el-Ḳārî’nin Ḍavʾü’l-meʿâlî adlı eserinde Ehl-i sünnet akîdesine yönelik savunusu ve Ehl-i sünnet’e muhalif olan gruplar ile ilgili aktarımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca Ali el-Ḳārî’nin Sünnî mezhepler arasında tartışma konusu olan ihtilaflı meselelere yaklaşımının aydınlatılması hedeflenmiştir. Böylece Hanefî kimliği hususunda şüphe olmayan Ali el-Ḳārî’nin Ehl-i sünnet kelam ekollerine yaklaşımı aydınlatılmaya çalışılmıştır. Araştırmada Ali el-Ḳārî’nin Ḍavʾü’l-meʿâlî’de Ehl-i sünnet’in fıkhî ve kelamî ekollerine ve bu ekollerin önde gelen temsilcilerine yönelik atıfları incelenerek tevhîd, nübüvvet ve ahiret inancı konusundaki görüşleri tespit edilmeye ve böylece Ali el-Ḳārî’nin gelenek içerisindeki konumu aydınlatılmaya gayret edilmiştir. Bunun yanında bazı konularda, Ali el-Ḳārî’nin Ehl-i sünnet’e muhalif görüşleri ile temayüz eden gruplarla ilgili aktarımları ve söz konusu gruplara yaklaşımı da mercek altına alınmıştır. Araştırmada, Mâhir Edîb Habbûş’un üç ayrı yazma nüshayı esas alarak Ḍavʾü’l-meʿâlî’yi tahkik ettiği çalışması kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada, Ḍavʾü’l-meʿâlî’nin II. Abdülhamit döneminde Hüseyin Hüsnü Efendi tarafından gerçekleştirilen Mirʾâtü'l-akâid isimli Osmanlıca çevirisinden de yararlanılmıştır. Böylece önemli hususlarda iki eser karşılaştırılmış ve kapalı lafızların doğru anlaşılıp anlaşılmadığının kontrolü sağlanmıştır. Ali el-Ḳārî, şerhinde Ûşî’nin çizmiş olduğu genel çerçevenin dışına pek çıkmamaktadır. Şerhe genel olarak Hanefî bir yaklaşımın hâkim olduğu söylenebilirse de şârih, Sünnî fırkalar arasında ihtilaf konusu olan meseleleri, tâlî meseleler; bu meselelerdeki farklı yorumları ise lafzî veya itibarî farklılıklar olarak yorumlayarak Sünnî fırkaların görüşlerini telif etmeye çalışmaktadır. Bunun yanında Ali el-Ḳārî’nin ihtilaflı konularda tercihini belirtmekten geri durmadığı görülmektedir. Müteşabih ayetlerin te’viline yönelik tavrı ile selef âlimlerinin tutumunu sergileyen Ali el-Ḳārî, halku’l-kur’ân konusundaki görüşleri nedeniyle Hanbelîleri, Ehl-i hakk kapsamı dışında tutmaktadır. Ayrıca o, fiilî sıfatlar konusu ile tekvîn-mükevven ilişkisi hususunda Mâtürîdîlerin yorumunu tercih etmektedir. Tevhîd konusunda Mâtürîdî mütekellimlerden söz etmeyen Şârih Ali el-Ḳārî, bu konuda ana muhatabı olan Muʿtezile’ye yönelik eleştirilerini genellikle selef âlimleri ile Eşʿarî âlimler üzerinden yürütmektedir. Ayrıca eserde Cehmiyye, Kerrâmiyye, Havâric ve Şîa gibi grupları da muhtelif konularda Ehl- i sünnet’e muhalif olan gruplar olarak zikretmektedir. Ancak bu gruplara yönelik eleştirileri, Muʿtezile eleştirisinin gölgesinde kalmaktadır. Ali el-Ḳārî’nin Ḍavʾü’l-meʿâlî adlı eserinde, genel itibari ile gelenekçi bir tutum sergilediği söylenebilirse de eser, Sünnî fırkalardan tek bir fırkanın görüşlerinin savunusu mahiyetinde değildir.
İslam Mezhepleri Tarihi Ehl-i sünnet el-Emâlî Ali el-Ḳārî Ḍavʾü’l-meʿâlî fî şerḥi Bedʾi’l-emâlî.
In the tradition of Islamic scholarship, commentaries (sharh) hold a significant place. Although various scholarly debates have influenced the emergence of the commentary-writing tradition, it is generally viewed as a reflection of intellectual and scholarly rigidity. Nevertheless, commentary works have also yielded certain effects and results. One such result is that commentaries, often written about concise texts, have centered on the approach of a particular school of thought, elaborating on topics in detail. This quality made these works highly valued within relevant circles and instrumental in educational activities. One such work, which is held in great esteem and has been the subject of many commentaries, is the poem al-Amali by Ali b. Osman b. Muhammad al-Ushi (d. 575/1179). al-Amali was accepted for many years as a formulation of Sunni creed and was taught in madrasas. The focus of our article is one of the leading commentaries on al-Amali, specifically the work titled Daw'al-Ma'ali fi Sharh Bad' al-Amali, written by Ali b. Muhammad Nur al-Din al-Harawi al-Qari (d. 1014/1605). As far as can be determined, the work Daw' al-Ma'ali has not been examined from the perspective of Islamic sects, nor has Ali al-Qari’s interpretation of the tradition through his commentary on al-Amali been studied. Therefore, it is believed that this study will contribute to the literature. This article aims to examine the defense of Sunni creed in Daw' al-Ma'ali fi by Ali al-Qari, a Hanafi jurist, and his references to groups that oppose Sunni thought. Additionally, it seeks to shed light on Ali al-Qari's approach to controversial issues among Sunni sects. In this way, an attempt will be made to clarify Ali al-Qari’s approach to Sunni theological schools, affirming his unmistakable Hanafi identity. In this study, Ali al-Qari’s references to the Sunni schools of jurisprudence and theology, as well as to the prominent figures of these schools, in Daw'al-Ma'ali are examined, with the aim of identifying his views on topics such as tawhid (monotheism), prophethood, and belief in the afterlife. Through this, an effort is made to clarify Ali al-Qari’s position within the tradition. In addition, the study also focuses on his statements regarding groups known for holding views contrary to Sunni beliefs, along with his approach to these groups. The study uses the edition of Daw'al-Ma'ali prepared by Mahir Edib Habbush, based on three different manuscript copies. Furthermore, it utilizes Mir'at al-Aqaid, the Ottoman Turkish translation of Daw'al-Ma'ali made by Hüseyin Hüsnü Efendi during the reign of Abdul Hamid II. In this way, the two works are compared on significant points to verify whether obscure expressions have been accurately understood. Ali al-Qari generally does not deviate from the framework outlined by al-Ushi in his commentary. Although a Hanafi approach is predominant in the commentary, the commentator attempts to reconcile the views of Sunni sects by interpreting issues of contention among Sunni groups as secondary matters and the differing interpretations on these issues as linguistic or notional variations. Nonetheless, it can be observed that Ali al-Qari does not refrain from expressing his own preferences on contentious topics. With his stance on the interpretation of ambiguous (mutashabih) verses, he aligns with the approach of the early scholars (Salaf). However, due to their views on the createdness of the Qur'an, he excludes the Hanbalis from the category of Ahl al-Haqq (the people of truth). Additionally, he favors the Maturidi interpretation on the issue of active attributes and the relationship between creation (takwin) and the created (mukawwan). Although Ali al-Qari, the commentator, does not mention the Maturidi theologians on the topic of tawhid, his primary target for criticism in this matter is the Mu'tazila, which he addresses mostly through the perspectives of early scholars (Salaf) and Ash'ari theologians. The work also mentions groups such as the Jahmiyya, Karramiyya, Kharijites, and Shia as groups that oppose Sunni thought on various issues. However, his criticisms of these groups are overshadowed by his critique of the Mu'tazila. While Ali al-Qari generally exhibits a traditionalist stance in Daw' al-Ma'ali, the work is not a defense of the views of any single Sunni sect.
History of Islamic Sects Ahl al-Sunna al-Amālī ʿAlī al-Ḳārī Ḍawʾal- Ma‘ālī fī Sharḥ Bad’al-Amālī.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | İslam Mezhepleri |
Bölüm | Araştırma Makaleleri |
Yazarlar | |
Erken Görünüm Tarihi | 28 Aralık 2024 |
Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2024 |
Gönderilme Tarihi | 10 Eylül 2024 |
Kabul Tarihi | 31 Ekim 2024 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2024 Sayı: 24 |
Amasya İlahiyat Dergisi-Amasya Theology Journal Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.