GEMİKAYA RESİMLERİNDE PROTO-İLAHİ TASVİRLER VE DİNİ ANLAYIŞLAR
Öz
Gemikaya kaya resimleri üzerine yapılan güncel araştırmalar, antropomorfik, zoomorfik ve hibrid figürlerin gelişmiş çok tanrılı sistemlerin tanrılarını temsil etmediğini, bunların sembolik çağrışım ve mitopoetik düşünceyle karakterize edilen dini bilişin erken aşamasına ait olduğunu göstermektedir. Burada anlam, doktrin yerine imge, tekrar ve ilişki yoluyla üretilmektedir. Çalışmamızda, resimleri bağlamsal yorumlama çerçevesi uygulayarak açıklamaya çalışmaktayız. Daha sonraki teolojik modelleri tarih öncesi materyale yansıtılmamakla birlikte, kurumsal din de açıklayıcı şablon olarak kullanılmamıştır. Yorumlama, imge üretiminin kültürel, bilişsel ve çevresel koşullarına dayandırılmaktadır. Kaya resimleri, izole motifler veya dekoratif unsurlar yerine tutarlı görsel sistem olarak okunmaktadır. Gemikaya pektogrifleri, insanların doğal çevreleriyle sürekli etkileşiminden ortaya çıkan ortak kozmolojik algının görsel ifadesi olarak anlaşılmaktadır. Dünya görüşü doğa merkezli ve ilişkiseldir. İstikrarlı ilahi kimlikler yoktur. Figürler, animistik ufuk içinde proto-ilahi figürler olarak işlev gören biçimler olarak görünmektedir. Bu ufuk, doktrinsel sabitleme ve biçimsel inanç sistemlerinden önce gelir. Çalışmanın metodolojik temeli sistematik ikonografik analizdir. Biçimsel özelliklerin incelenmesinde vücut duruşu, mekansal düzenleme, kompozisyon ve figürler arası ilişkiler anlam kazanmaktadır. Bu yaklaşım, petroglifleri sembolik manzaranın birbirine bağımlı unsurları olarak ortaya koymaktadır. Araştırma sırasında kozmik düzen, doğurganlık, karşıtlık, dönüşüm ve döngüsel yenilenme gibi tekrarlayan tematik yapılar belirlenmiştir. Bunlar birlikte, statik kozmolojiden ziyade dinamik, süreç odaklı bir kozmolojiye işaret etmektedir. Çalışma, erken dönem dini düşünce ve tarih öncesi sembolizm üzerine yapılan tartışmalara katkıda bulunmaktadır. Dini gelişmenin doğrusal anlatıları, teleolojik ve evrimci modeller eleştirel şekilde sorgulanmaktadır. Bu zaman epistemolojik ihtiyat merkezi önem taşımaktadır. Araştırmada bağlamsal bütünlük temel analitik ilke olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım arkeolojik verilerin tekil nesneler yerine üretildikleri, kullanıldıkları ve anlam kazandıkları bağlam içinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, modern sınıflandırmanın sınırlarını ele alarak yorumlayıcı arkeolojiyi geliştirmek amaçı taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler
Destekleyen Kurum
Yok
Proje Numarası
AMEANB
Etik Beyan
Bu makale, akademik etik ilkelere ve bilimsel araştırma standartlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Çalışmada kullanılan tüm kaynaklar eksiksiz ve doğru biçimde belirtilmiş, başkalarına ait fikir, veri ve ifadeler uygun atıf kurallarına riayet edilerek kullanılmıştır. Makalenin tamamı özgün olup, daha önce herhangi bir yerde yayımlanmamış ve eş zamanlı olarak başka bir dergide değerlendirmeye sunulmamıştır.
Araştırma sürecinde veri uydurma, çarpıtma, intihal veya etik dışı herhangi bir uygulamaya başvurulmamıştır. Çalışma, insan ya da hayvan denekleri üzerinde gerçekleştirilen bir araştırma içermediğinden etik kurul izni gerektirmemektedir. Yazar, çıkar çatışması bulunmadığını beyan eder ve çalışmanın hazırlanması ile yayımlanması sürecinde herhangi bir kişi veya kurumdan etik dışı bir etki almadığını ifade eder.
Bu makalenin tüm sorumluluğu yazara aittir.
Teşekkür
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde katkı ve destek sunan tüm kişi ve kurumlara teşekkür ederim.
PROTO-DIVINE FIGURES AND RELIGIOUS CONCEPTIONS IN THE GEMİKAYA PETROGLYPHS
Öz
Current research on the Gemikaya rock paintings indicates that anthropomorphic, zoomorphic, and hybrid figures do not represent deities of developed polytheistic systems. They belong to an early phase of religious cognition characterised by symbolic association and mythopoetic thinking. Meaning is produced through image, repetition, and relation rather than doctrine. This study applies a strictly contextual interpretive framework. Later theological models are not projected onto prehistoric material, nor is institutional religion used as an explanatory template. Interpretation is grounded in the cultural, cognitive, and environmental conditions of image production. The rock paintings are read as a coherent visual system rather than isolated motifs or decorative elements. Gemikaya imagery is understood as a visual articulation of a shared cosmological perception that emerges from sustained human interaction with their natural environment. The worldview is nature-centered and relational. Stable divine identities are absent. The figures appear as fluid and unstable forms, functioning as proto-divine agents within an animistic horizon. This horizon precedes doctrinal fixation and formal belief systems. The methodological basis of the study is systematic iconographic analysis. Formal attributes are examined with care. Bodily posture, spatial arrangement, composition, and inter-figural relations are central. This approach reveals the petroglyphs as interdependent elements of a symbolic landscape. Recurring thematic structures are identified, including cosmic order, fertility, opposition, transformation, and cyclical renewal. Together, they point to a dynamic, process-oriented cosmology rather than a static one. The study contributes to debates on early religious thought and prehistoric symbolism. Teleological and evolutionist models are critically challenged, and linear narratives of religious development are questioned. Epistemological caution remains central. Contextual integrity is treated as a primary analytical principle. This work refines interpretive archaeology by addressing the limits of modern categorisation.
Anahtar Kelimeler
Proje Numarası
AMEANB