Primer Enürezis Nokturnada Atopinin Yeri
Öz
Özet
Amaç
Çalışmamızda S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Nefroloji polikliniğine başvuran enüretikçocuklarda, enürezis nokturnanın etiyolojisinde atopinin ilişkisini araştırmayı amaçladık.
Materyal ve Metod:
Bu çalışmada S. B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Polikliniğine geceişeme şikâyetiyle başvuran beş yaşından büyük 50 çocuk değerlendirilmiştir. Kontrol grubu olarak çeşitli nedenlerleÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine başvuran enürezis şikâyeti olmayan benzer yaş grubundaki 25 çocukalınmıştır.
Bulgular
Çalışma grubunu oluşturan 50 hastanın 29’u (% 58) erkek, 21’i (% 42) kız idi. Hastaların yaşı 7–15 yıldı(8,5±2,4 yıl). Yirmi beş çocuğu kapsayan kontrol grubununsa 15’i (% 60) erkek, 10’u (%25) kızdı. Yaşları 7–14 yıldı(10±1,9 yıl). Yaptığımız bu çalışmada yaş arttıkça enürezis sıklığı azalmakta olduğu saptandı. Çalışma grubunda aileöyküsü daha yüksek oranda (%70) saptandı, kontrol grubunda ise daha düşük oranda (%16) tespit edildi. Atopiilişkisinin araştırılması için eozinofil sayısı, total immunglobulin E düzeyi ve deri testi iki grup arasında karşılaştırıldı.Deri testi yapılan 50 enüretik çocuğun 45’inde herhangi bir allerjen madde tespit edilememişken, beş çocukta allerjensaptandı. Bu çocukların ikisinde ev tozuna, birinde ağaca birinde depo akarına ve birinde de her üç maddeye karşı atopitespit edilmiştir. Atopi tespit edilen PEN’sı olan çocuklarda ikinci bir deri testi ile gıda alerjisi var mı araştırıldı,herhangi bir gıda alerjisi saptanmadı. Kontrol grubunda ise herhangi bir allerjen madde tespit edilmedi.
Sonuç
Çalışmamızda kandaki spesifik IgE bakılmasından daha sensitif bir test olan deri testi uygulandığı haldeistatiksel olarak anlamlı bir sonuç tespit edilmedi ve PEN etiyolojisinde atopinin etkisinin olmadığı düşünüldü
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- 1- Barret DM, Wein AJ. Voiding dysfunction: Diagnosis, classification and management. In: Gillenwater JY, Grayhack JT, Howard SS, Ducket JW (Eds.). Adult and Pediatric Urology. Chicago: Medical Publishers, 1987:863-963. 2- F. Enürezis Nokturna. Katkı Pediatri Dergisi Çocuk Ruh sağlığı. 1996;789-802. 3- Forstythe WL, Redman A. Enuresis and spontaneus cure rate: Study of 1129 enuretics. Arch Dis Child 1974;49.259-63. 4- Koff SA. Estimating bladder capacity in children. Urology 1983;248. 5- Jarvelin Mr, Vikevainen-Tervonen L, Moilanen I, Huttunen NP.
- Enuresis in seven year old children. Acta Pediatr Scand 1988 6- Kaplan GW, Wallace WW, Orgel HA, Miller JR. Serum immunoglobulin E and incidence of allergy in group of enuretic children. Urology. 1977;10(5):428-30. 7- Yüksel H. Ulusal allerji ve klinik immunoloji derneği. Celal Bayar
- Üni. Tıp Fakültesi, Çocuk Allerji ABD. www.cocukalerjiklinigi.com. 8- Mungan NA, Seckiner I, Yeşilli C, Akduman B, Tekin IO. Nocturnal enuresis and allergy. Scand J Urol Nephrol. 2005;39(3):237–41. 9- Akpınar S, Peşkircioğlu S, Gürpınar F. Enüretiklerde klinik ve elektroansefalografik bulguların ilişkisi. XV. Ulusal Psikiyatri ve Nöroloji Kongresi. İstanbul 1979. 10- Serel TA, Akhan 0, Koyuncuoğlu HR, Öztürk A, Doğruer K, Ünal S, Çelik K. Epidemiolgy of enuresis in Turkish children. Scand J Urol Nephrol 1997;31.537–9. 11- Gümüş B, Vurgun N, Lekili M, Işcan A, Müezzinoğlu T, Büyüksu C.
- Prevalence of nocturnal enuresis and accompanying factors in children aged 7-11 years in Turkey. Acta Paediatr. 1999;88(12):1369-72. 12- Öge Ö, Koçak İ. Gemalmaz H: Enuresis: point prevalence and associated factors among Turkish children. Turk J Pediatr. 2001;43(1):38-43. 13- Şahin AH, Şahin H, Tatar H, Sancar S. Detecting the prevalance of the enuresis and associated factors among the primary schooll aged children in Bursa City Center Turkey 2007. 14- Rushton HG. Nocturnal Enuresis: Epidemiology, evaluation and available treatment options. J Pediatr 1989;114:691–6. 25 ve Wang ve arkadaşlarının 16 yaptığı çalışmalarda PEN’in erkek çocuklarda, daha sık görüldüğü saptanmıştır.
- Ülkemizde daha önce yapılan çalışmalarda da özellikle Serel ve arkadaşlarının 10,16 5754 çocuğu kapsayan
- çalışmasında da PEN erkek çocuklarda daha sık gözlendiğini saptamışlardır. Çalışma grubumuzdaki çocukların % 58’i erkek, % 42’si kızdı. Çalışmamızda da benzer şekilde erkeklerde daha çok PEN olduğu görüldü ancak istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanamadı (p=0,868). Bu çalışmanın saha çalışması olmaması ve çalışmanın üçüncü basamak bir sağlık kurumunda seçilmiş vakalarda yapılmış olmasının sonuçları etkilenmiş olduğu düşünüldü. Enürezis tanımına girme yaşı tartışmalı olduğundan cinsiyete, ıslatma şekline ve sıklığına göre farklı yaşlar kullanılmaktadır. Diagnozis and Statistical Manual of Mental Disorder (DSM IV) tanı sistemine göre, beş yaşından büyük çocukların, diğer bir tanı sistemi olan International Classification of Mental Disease’de (ICD-1O)’a göre ise dört yaşından büyük çocuklar olarak kabul edilmektedir 1,16,17 . Çalışmamızın tanımlayıcı bir çalışma olması için yedi yaş ve üzeri çocuklar alınarak çalışma grubumuz oluşturuldu. Çalışma grubunun yaşı 7–15 yıl (8,5±2,4 yıl), kontrol grubunun yaşı 7–14 yıl (10±1,9 yıl)’dı. Primer enürezis nokturna tanısı ile polikliniğe başvuran ve rasgele seçilen hastaların yaş dağılımı incelendiğinde yaş arttıkça EN sıklığının azaldığını gösteren çok sayıda çalışma vardır. Hansakunachai ve arkadaşlarının 18 enürezisin önemli bir toplumsal problem olduğunu göstermek için 3453 okul çağındaki 5-15 yaş arası Taylandlı çocuk üzerinde bir çalışma yapmıştır.
- Yaptığı bu çalışmada enürezisin %4,7 gözlendiği ve bunun da %3,9’unun EN olduğunu saptamıştır. Yaş grubu olarak incelendiğinde ise, beş yaşında %10, yedi yaşında %5,3, on yaşında %3, 12 yaşında %1,2 ve 13–15 yaş arasında ise hiç enüretik çocuk saptamışlardır. Çalışmanın sonunda yaş ilerledikçe enüreziste azalma olduğunu gözlenmiştir. Vulliamj ve arkadaşları 19 ile Brock ve arkadaşları 20 yaş ile EN sıklığının azalmakta olduğunu göstermiştir. Bizim çalışmamızda da çalışma grubunun %70’i 7–9 yaş arasında idi. Küçük yaş grubunda prevalansın çok yüksek olması ve yaşla birlikte prevalansın düşmesi bunu desteklemektedir. PEN beş yaşındakilerin yaklaşık %20’sinde görülürken, altı yaşındakilerin %10 kadarında görülür ve yıllık %15 gibi spontan düzelme gözlenir. Yaptığımız bu çalışmada da gösterildiği gibi yaş arttıkça enürezis sıklığı azalmaktadır 18,19,20 Primer enürezis nokturnanın etiyolojisinde aile öyküsünün rolü yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Wang ve arkadaşları 16,21 .Çin’de PEN etiyolojisinde aile öyküsünün etkisini araştırmak için 411 PEN’li çocuk üzerinde bir çalışma yapmıştır. Bu çocukların 235’i erkek ve 176’sı kız olduğu gözlemiştir. Erkek / kız oranı 1.3/1 olduğu saptamıştır. Primer enürezis nokturnalı bu çocukların 94’ünde (%22,87) pozitif aile öyküsü tespit etmiştir. Aile öyküsü olan çocukların da % 48,9’unda babasında, %8,51’inde annede, %6,38’inde her ikisinde, %6,38’inde erkek veya kız kardeşinde, %29,79’unda büyükanne veya büyükbabasında enürezis öyküsü saptanmıştır. Hansakunachai ve arkadaşlarının 18,21yaptığı çalışmada da benzer şekilde aile öyküsünün önemi anlaşılmıştır. Ferguson ve arkadaşlarının 21 prospektif olarak sekiz yıl süren 1265 çocuğu kapsayan PEN’deki aile öyküsünü araştıran çalışmasında idrar kontrolünün kazanılmasında en önemli faktörün aile öyküsü olduğu saptanmıştır. Anne-baba ya da kardeşlerin iki veya daha fazlasında enürezis öyküsü varsa idrar kontrolünün normal çocuklara göre bir buçuk yıl daha geç kazanıldığını göstermişlerdir. Loeys ve arkadaşları 22 PEN’lı 32 ailede yaptıkları genetik araştırmada dokuz ailede 22 q 11, altı ailede 13q 13–14 ve 4 ailede 12 q kromozomları ile ilişki bulmuşlardı. Kısaca EN’nın bazı ailelerde daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bu nedenle genetik bir zemin olduğu açıktır. Bayoumi ve arkadaşlarının 23 , yaptığı başka bir çalışmada da kromozom 12q ve 13q’nun enürezis genotipinde önemli olduğunu saptamışlardır. Ayrıca immunogenetik yönden yapılan çalışmalarda HLA-DQ1’in hasta grubunda % 77,7 gibi yüksek bir oranda bulunduğu saptanarak (kontrol grubunda % 38 olan bu oran istatiksel olarak anlamlı bulunmuş) EN ile HLA-DQI arasında birliktelik olduğu gösterilmiştir 24
- . Çalışmamızda EN’sı olan Grup I’i % 70’inde aile öyküsü pozitif bulunmuştur (p<0,001). Ailesinde EN öyküsü bulunan çocuklarda, öykü bulunmayanlara göre 13 kat daha fazla EN gelişme riskinin fazla olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda PEN’li çocuklara bu testlerden kan eozinofil sayısını, total IgE düzeyini ve prik deri testini kullanarak atopi varlığını araştırdık. Her iki grupta kan eozinofil sayısı ve total IgE düzeyi değerlendirildi incelendi. Çalışma grubunda kan eosinofil sayısı 0,2±0,2 olarak, kontrol grubunda da 0,1±0,2 olarak bulundu. İstatistiksel açıdan incelendiğinde ise anlamlı bir fark olmadığı anlaşıldı. Çoğu hasta için enürezis ve atopi arasındaki ilişkiye dair objektif bir kanıt olmadığı halde, seçilmiş bireylerin küçük bir grubunda böyle bir ilişkiden söz edilmiştir. Zaleski ve arkadaşları 25 , gıda alerjisine bağlı olarak salınan kimyasal mediatörlerin mesane düz kasında hiperaktiviteye sebep olduğu ve buna bağlı olarak fonksiyonel mesane kapasitesinde azalma olduğunu göstermişlerdir. Bu sorunların, diyetteki allerjen ortadan kaldırıldığında düzeldiği gözlenmiştir. Atopik kişilerde 15- Norgaard JP, Pedersen EB, Djurhuus JC. Diurnal anti-diuretic hormone leveis in enuretics. J Urol. 1985;134:l029–31 16- Wang QW, Wen JG, Zhang RL, Yang HY, Su J, Liu K, Zhu QH, Zhang P. Family and segregation studies: 411 Chinese children with primary nocturnal enuresis. Pediatr Int. 2007;49(5):618-22. 17- Kliegman, Behrman, Jensen. Diagnosis of allergic disease In Nelson
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
Araştırma Makalesi
Yayımlanma Tarihi
25 Mart 2014
Gönderilme Tarihi
25 Mart 2014
Kabul Tarihi
-
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2014 Cilt: 14 Sayı: 1