Morphological and morphometric diversity of the Crista Galli: A retrospective cone beam computed tomography analysis in a Mediterranean Anatolian population
Öz
Aim: The crista galli (CG) is a critical anatomical landmark, and precise evaluation of its morphology is essential for accurate craniofacial analysis and surgical planning. This study aimed to comprehensively assess the morphometric and morphological characteristics of the CG, focusing on gender-related differences within a large Mediterranean Anatolian population using cone beam computed tomography (CBCT).
Methods: A retrospective cross-sectional study was conducted on 558 patient CBCT images to perform a detailed morphometric analysis of the CG. The study evaluated CG dimensions (width, length, height), morphological types (Type I: Teardrop, Type II: Tubular, Type III: Ossified), and the prevalence of pneumatization. The influence of gender on CG morphology and morphometry was statistically investigated.
Results: Of the 558 patients, 288 (51.6%) were female, and 270 (48.4%) were male. While mean linear dimensions showed no statistically significant differences between genders, a highly significant variation was observed in morphological types (p<0.001). The Teardrop type was the most common overall (63.4%) and was significantly more prevalent in females (71.5%). Conversely, the Tubular (34.4%) and Ossified (10.7%) types were more frequently observed in males.
Conclusion: The findings of this study suggest that there are gender-specific and statistically significant differences in the morphological types of the crista galli, despite the absence of a significant difference in linear dimensions. This pronounced morphological distinction indicates the necessity of personalized craniofacial evaluations and suggests that morphological typing may be a more reliable sex estimation tool than linear measurements in forensic and clinical applications. Future research can be conducted to validate these findings in other populations and to explore the underlying embryological and developmental factors.
Anahtar Kelimeler
Anatomic variation, cone-beam computed tomography, paranasal sinuses
Crista Galli’nin morfolojik ve morfometrik çeşitliliği: Bir Akdeniz Anadolu popülasyonunda retrospektif konik ışınlı bilgisayarlı tomografi analizi
Öz
Amaç: Crista galli (CG), önemli bir anatomik işaret noktasıdır ve morfolojisinin hassas değerlendirilmesi doğru kraniyofasiyal analiz ile cerrahi planlama için gereklidir. Bu çalışma, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanarak geniş bir Akdeniz–Anadolu popülasyonunda CG’nin morfometrik ve morfolojik özelliklerini kapsamlı biçimde değerlendirmeyi ve cinsiyete bağlı farklılıklara odaklanmayı amaçlamıştır.
Yöntemler: CG’nin ayrıntılı morfometrik analizini yapmak amacıyla 558 hastaya ait KIBT görüntüleri üzerinde retrospektif kesitsel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışmada CG boyutları (genişlik, uzunluk, yükseklik), morfolojik tipleri (Tip I: gözyaşı damlası, Tip II: tübüler, Tip III: kemikleşmiş) ve pnömatizasyon sıklığı değerlendirilmiştir. Cinsiyetin CG morfolojisi ve morfometrisi üzerindeki etkisi istatistiksel olarak incelenmiştir.
Bulgular: 558 hastanın 288’i (%51,6) kadın ve 270’i (%48,4) erkekti. Ortalama lineer boyutlar cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemiş, ancak morfolojik tiplerde anlamlı düzeyde farklılık (p<0.001) saptanmıştır. Gözyaşı damlası tipi genel olarak en yaygın tipti (%63,4) ve kadınlarda daha yüksek oranda görülmekteydi (%71,5). Buna karşılık tübüler (%34,4) ve kemikleşmiş (%10,7) tipler erkeklerde daha sık gözlenmiştir.
Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, doğrusal boyutlarda anlamlı bir fark olmamasına rağmen crista galli’nin morfolojik tiplerinde cinsiyete özgü ve istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Bu belirgin morfolojik farklılık, kişiselleştirilmiş kraniyofasiyal değerlendirmelerin gerekliliğini göstermekte ve adli ile klinik uygulamalarda morfolojik tiplemenin doğrusal ölçümlere göre daha güvenilir bir cinsiyet tahmin aracı olabileceğini düşündürmektedir. Gelecekteki araştırmalar bu bulguların farklı popülasyonlarda doğrulanması ve altta yatan embriyolojik ve gelişimsel faktörler üzerinde yapılabilir.
Anahtar Kelimeler
Anatomik varyasyon, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, paranasal sinüs