Urfî ve Misyâr Nikâhı: Tanımı, Çeşitleri ve Ortaya Çıkışı
Öz
Bu araştırma, evliliğin hiçbir zaman sadece bir erkekle bir kadın arasında yapılan bir sözleşme olmadığını, daima insanın ihtiyaçlarını, toplumun gelişimini ve din ile hayatın iç içe geçişini yansıtan bir ayna olduğunu ortaya koymaktadır. İslam şeriatında evlilik, huzur ve sevgi üzerine kurulu bir kurum olarak kalmaya devam ederken, modern çağda ekonomik ve sosyal dönüşümlere uyum sağlama çabasıyla "örfi evlilik" ve "misyar evliliği" gibi yeni biçimler ortaya çıkmıştır. Örfi evlilik, çoğunlukla şer‘î açıdan geçerli olan ancak resmî olarak belgelenmemiş bir ilişkiye dayanır; bu da, bazı şekillerinde akdin şartları tam olsa da, kadının birçok yasal hakkını kaybetmesine neden olur. Özellikle Tunus ve Mısır’da yaygınlaşan bu evlilik türü, ekonomik zorluklar ve toplumsal baskılarla karşı karşıya kalan gençlerin daha az maliyetli ve karmaşık alternatiflere yönelmesine neden olmuş, ancak bu tercih çoğu zaman hukuki ve toplumsal güvenliği riske atmıştır. Öte yandan, misyar evliliği, genellikle resmen belgelendirilen, ancak kadının kendi rızasıyla mebît ve nafaka gibi bazı haklarından feragat ettiği bir sözleşmedir. Bu evlilik biçimi ilk olarak Haliç bölgesinde, özellikle Suudi Arabistan’da ortaya çıkmış, bazı yönleriyle geçmişte eşlerin eşlerini aralıklı olarak ziyaret ettiği veya özel düzenlemeler yaptığı fıkhî uygulamalara dayanmıştır. Her iki evlilik türü de toplumsal gerçekliklerin bir ürünü olsa da, onlara yaklaşım ya toptan reddedişle ya da koşulsuz meşrulaştırmayla sınırlı kalmamalı; aksine, bu evliliklerin nedenlerini ele alan, tarafların onurunu ve haklarını koruyan fıkhî ve toplumsal bir bilinçle ele alınmalıdır. Çünkü evlilik, hangi biçimde olursa olsun, sömürüye veya sorumluluktan kaçışa değil; merhamet ve adalete dayalı bir çerçeve olmalıdır
Anahtar Kelimeler
‘ʿUrfī and Misyar Marriages: Their Definitions, Forms, and Origins’
Öz
This study reveals that marriage has never been merely a contract between a man and a woman; rather, it has always been a mirror reflecting human needs, the development of society, and the interaction between religion and life. While marriage in Islamic law has remained an institution based on stability and affection, new forms have emerged in the modern era, such as customary (ʿurfi) marriage and misyar marriage, as attempts to adapt to economic and social transformations. Customary marriage غالبًا consists of a legally valid relationship that is not officially documented, which deprives the wife of many of her legal rights despite the fulfillment of the contract’s conditions in some of its forms. This type has spread especially in Tunisia and Egypt, where young people face material and social difficulties that drive them to seek less costly and less complicated alternatives, often at the expense of legal and social security. As for misyar marriage, it is a contract that fulfills the essential pillars and is usually documented; however, the wife waives some of her rights—such as cohabitation or financial maintenance—of her own consent. This pattern first appeared in the Gulf, particularly in Saudi Arabia, and in some aspects is based on earlier juristic forms in which some husbands would arrange intermittent visits to their wives or stipulate special arrangements. Although both types have arisen as a result of real-life circumstances, dealing with them should neither be through exclusion nor absolute justification, but rather through providing juristic and social awareness that addresses their causes and preserves the dignity and rights of both parties. Marriage, regardless of its form, should remain a framework of mercy and justice, not a means of exploitation or evasion of responsibility.
Anahtar Kelimeler
الزواج العرفي والمسيار: الأحكام والآثار دراسة مقارنة
Öz
يكشف هذا البحث أن الزواج لم يكن يومًا مجرد عقد بين رجل وامرأة، بل ظل دائمًا مرآة تعكس حاجات الإنسان وتطور مجتمعه، وتداخل الدين مع الحياة، وبينما ظل الزواج في الشريعة الإسلامية مؤسسة قائمة على الاستقرار والمودة، ظهرت في العصر الحديث صور جديدة له، مثل الزواج العرفي وزواج المسيار، محاولةً للتكيف مع التحولات الاقتصادية والاجتماعية؛ فالزواج العرفي يقوم غالبًا على علاقة شرعية لكنها غير موثقة رسميًا، مما يُفقد الزوجة الكثير من حقوقها القانونية رغم اكتمال شروط العقد في بعض صوره، وقد انتشر هذا النوع خاصة في تونس ومصر، حيث تعاني فئة الشباب من صعوبات مادية واجتماعية تدفعهم للبحث عن بدائل أقل كلفة وتعقيدًا، لكن ثمنها غالبًا يكون على حساب الأمان القانوني والاجتماعي، أما زواج المسيار، فهو عقد مستوفٍ للأركان يُوثَّق عادةً، غير أن الزوجة فيه تتنازل عن بعض حقوقها – كالمبيت أو النفقة – برضاها، وقد ظهر هذا النمط أولًا في الخليج، ولا سيما في السعودية، واستند في بعض وجوهه إلى صور فقهية قديمة كان فيها بعض الأزواج يحددون زيارات متقطعة لزوجاتهم أو يشترطون ترتيبات خاصة، ورغم أن كلا النوعين نشأ نتيجة ظروف واقعية، إلا أن التعامل معهما لا ينبغي أن يكون بالإقصاء أو التبرير المطلق، بل بتقديم وعي فقهي واجتماعي يعالج أسبابهما، ويحفظ كرامة الطرفين وحقوقهما، فالزواج، أيًّا كانت صورته، يجب أن يظل إطارًا للرحمة والعدل، لا مدخلًا للاستغلال أو الهروب من المسؤولية.
Anahtar Kelimeler