Keşmir sorunu, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Güney Asya’daki güç dengesini belirleyen en önemli etkenlerden biri olmuştur. Günümüzde Keşmir toprakları Hindistan, Pakistan ve Çin’in kontrolü altındadır ve bu üç ülke nükleer güce sahiptir. İngiliz sömürge döneminde prens devleti olan Keşmir, 1947’deki bölünmeden sonra Hindistan’a katılmasıyla, farklı anlaşmazlıklara yol açmıştır. Bu çalışma, ABD’nin Keşmir sorununa yönelik politikalarının “tarafsızlık” söylemi altında nasıl şekillendiğini, Neo-klasik realizm ve çıkar dengesi yaklaşımı bakış açısıyla analiz etmektedir. Çalışma, Keşmir sorununun başlangıcından itibaren günümüze kadar uzanan süreçte ABD’nin iddia ettiği tarafsızlığın aslında çıkar temelli bir dış politika stratejisinin yansıması olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Neo-klasik realizm, ABD’nin Hindistan ve Pakistan arasındaki denge arayışını hem sistemik hem de devlet düzeyi etkenleriyle açıklama imkânı sunmaktadır.
Çalışma kapsamında yapılan tarihsel incelemede, sorunun başlangıcından Soğuk Savaş dönemi SSCB yayılmacılığına karşı çıkar dengesi arayışı dönemi, 1971 sonrası dönemde bölgenin yaşadığı kırılganlıklar ve güç değişimleri, 90’lı yıllarda çıkar dengesinin yeniden yorumlanması, 2001’den itibaren terörle mücadele temelli güvenlik temelli politika süreci ve günümüzde yaşanan çok kutupluluk gibi farklı aşamalar detaylandırılmıştır. Süreç boyunca ABD, Pakistan ve Hindistan arasında denge kurmaya çalışmış, fakat tarafsızlık adı altında bölgesel çıkarlarını pragmatik anlayışla yönettiği bir dış politika ortaya koymuştur.
The Kashmir issue has been one of the most significant factors determining the balance of power in South Asia after World War II. Today, Kashmir is under the control of India, Pakistan, and China, and these three countries possess nuclear power. Kashmir, a princely state during the British colonial era, gave rise to various disputes after its annexation to India after the partition of 1947. This study analyzes how US policies towards the Kashmir issue have been shaped under the rhetoric of "neutrality" from the perspective of neoclassical realism and the balance of interests approach. The study reveals that the neutrality claimed by the US, from the inception of the Kashmir issue to the present day, is actually a reflection of an interest-based foreign policy strategy. In this context, neoclassical realism offers the opportunity to explain the US's pursuit of balance between India and Pakistan through both systemic and state-level factors.
The study's historical analysis details various stages, from the beginning of the conflict to the search for a balance of interests against USSR expansionism during the Cold War; the vulnerabilities and power shifts experienced by the region in the post-1971 period; the reinterpretation of the balance of interests in the 1990s; the process of a security-based policy based on counter-terrorism since 2001; and the current multipolarity. Throughout this process, the US has attempted to establish a balance between Pakistan and India, but has also implemented a foreign policy that pragmatically manages its regional interests under the guise of neutrality.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Bölgesel Çalışmalar |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 5 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 27 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.11616/asbi.1824176 |
| IZ | https://izlik.org/JA34ZD58SG |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 26 Sayı: 1 |