Güney Kafkasya, 1918-1921 yılları arasında Osmanlı Devleti, İngiltere ve diğer Batılı güçlerin nüfuz mücadelesine sahne olmuş; Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ın bağımsızlık girişimleri bu jeopolitik çekişmenin merkezinde yer almıştır. Bu dönemde bölge hem askerî operasyonların hem de diplomatik girişimlerin yoğunlaştığı bir geçiş hattı olarak “set” işlevi görmüş, aynı zamanda büyük güçlerin karşılaşma alanına dönüşmüştür. Özellikle Osmanlı Devleti’nin Bakü Harekâtı ile müttefik güçlerin Batum, Tiflis ve Gence gibi merkezlerde yürüttükleri politikalar, bölgesel dengelerin oluşumunda belirleyici rol oynamıştır. Söz konusu dönemde uluslararası aktörlerin çıkar çatışmaları, bölgenin kırılgan yapısını daha da derinleştirmiştir. 1991 sonrası dönemde ise Güney Kafkasya, enerji hatlarının geçiş güzergâhı, güvenlik iş birliklerinin odak noktası ve küresel güç rekabetinin ana ekseni olarak “koridor” kimliği kazanmıştır. Türkiye’nin Azerbaycan ve Gürcistan’la geliştirdiği stratejik ortaklıklar, Batı’nın NATO ve AB politikaları, ayrıca Rusya’nın yeniden güç kazanan nüfuzu bölgedeki çok katmanlı mücadeleyi günümüze taşımıştır. Tarihsel kırılmalar ile devamlılıkların iç içe geçtiği bu süreç, Güney Kafkasya’nın uluslararası ilişkilerde dinamik, istikrarsız ve yüksek rekabet düzeyine sahip bir jeopolitik yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Bu çalışma, Güney Kafkasya’nın 1918-1921 ile 1991-2023 dönemlerindeki jeopolitik dönüşümünü karşılaştırmalı tarihsel analiz yöntemiyle incelemektedir. Araştırmanın amacı, bölgenin “set” işlevinden “koridor” işlevine geçiş sürecini aktörler, politikalar, stratejik öncelikler ve güç dengeleri temelinde değerlendirmektir. Arşiv belgeleri, diplomatik kaynaklar ve akademik literatüre dayalı bulgular, Türkiye’nin etkinliğinin giderek arttığını; enerji ve lojistik merkezli rekabetin ise bölgesel yapıyı köklü biçimde dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır.
The South Caucasus, between 1918 and 1921, became a theater of power struggles involving the Ottoman Empire, Great Britain, and other Western powers; the independence initiatives of Azerbaijan, Armenia, and Georgia were placed at the very center of this geopolitical contest. During this period, the region functioned both as a transit zone where military operations and diplomatic initiatives intensified, and as a “barrier” that shaped the interaction between great powers. Particularly, the Ottoman Empire’s Baku Campaign and the policies pursued by the Allied forces in strategic centers such as Batumi, Tbilisi, and Ganja played a decisive role in shaping the political and military balances of the region. In this context, the conflicting interests of international actors further deepened the fragility of the South Caucasus. In the post-1991 period, however, the South Caucasus acquired the identity of a “corridor,” becoming a vital route for energy pipelines, a focal point of security cooperation, and a central axis of global power rivalries. Türkiye’s deepened strategic partnerships with Azerbaijan and Georgia, the NATO and EU policies of the West, as well as the renewed influence of Russia, carried multilayered competition into the present day. This trajectory, in which historical ruptures and continuities overlapped, demonstrates that the South Caucasus has evolved into a dynamic, unstable, and highly competitive geopolitical space in the international system. This study examines the geopolitical transformation of the South Caucasus between 1918-1921 and 1991-2023 through a comparative historical analysis. The principal aim is to evaluate the transition of the region from a “barrier” function to a “corridor” function on the basis of actors, policies, strategic priorities, and power configurations. Findings drawn from archival materials, diplomatic sources, and the academic literature reveal that Türkiye’s influence has steadily increased, while energy- and logistics-centered rivalries have profoundly reshaped the regional order.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Uluslararası Siyaset |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 26 Nisan 2024 |
| Kabul Tarihi | 29 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 13 Sayı: 37 |
Akademi Sosyal Bilimler Dergisi Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.