This study examines the patterns of socio-spatial segregation that have developed between Syrian refugees and the host community in the Pazarcık district of Kahramanmaraş, within the context of migration and disaster processes. The research found that factors such as ethnicity, religious belief, and sense of belonging generate spatial clustering and social distance in both Syrian refugees and the host community. The concentration of Syrians in particular neighbourhoods and streets, driven by economic conditions, social networks, and feelings of belonging, has led to limitations in both intra-group interactions and their interactions with locals. This socio-spatial segregation, already evident before the earthquake, deepened further after the 2023 Kahramanmaraş earthquakes, as social tensions, security concerns, and exclusionary practices were reproduced in tent and container cities. The negative perceptions of Syrians among the host community, combined with perceived inequalities in the distribution of aid, have heightened these tensions, reinforcing both physical and social distance. The intra-group segregation among Syrians persisted as well, sustained by clustering patterns based on hometown networks and cultural affinity along ethnic and religious lines. When evaluated within the frameworks of Lefebvre’s theory of the production of space and Wacquant’s concept of architectural marginalisation, the findings show that space is not merely a residential area but also a realm where social relations, power dynamics, and exclusionary practices are produced. In conclusion, the study emphasises that spatial segregation is shaped not only by physical settlement strategies but also by social prejudices, political discourses, and cultural perceptions. It underlines the need for mixed residential models, inclusive social programmes, and the planning of shared public spaces in order to strengthen social cohesion.
Bu çalışma, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde Suriyeli mülteciler ve ev sahibi toplum arasında gelişen sosyomekânsal ayrışma örüntülerini göç ve afet süreçleri bağlamında incelemektedir. Çalışmada etnik köken, dini inanç ve aidiyet unsurlarının hem Suriyeliler hem de ev sahibi toplumda mekânsal kümelenme ve sosyal mesafe yarattığı tespit edilmiştir. Suriyelilerin ekonomik koşullar, sosyal ağlar ve aidiyet duygusu nedeniyle belirli mahalle ve sokaklarda yoğunlaşması, hem kendi içlerindeki hem de yerli halkla olan etkileşimlerinde sınırlılıklar doğurmaktadır. Deprem öncesinde zaten belirgin olan bu sosyomekânsal ayrışma, 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası kurulan çadır ve konteyner kentlerde daha da derinleşmiş; sosyal gerilimler, güvenlik kaygıları ve ötekileştirici pratikler mekânda yeniden üretilmiştir. Ev sahibi toplumun Suriyelilere yönelik negatif algıları, yardım süreçlerindeki eşitsizlik algısıyla birleşerek gerilimleri artırmış, bu durum hem fiziksel hem de toplumsal mesafeyi derinleştirmiştir. Suriyelilerin kendi aralarındaki ayrışma ise etnik ve dini gruplar arasındaki hemşerilik ağlarına ve kültürel uyuma dayalı kümelenme örüntüleriyle sürmüştür. Çalışmanın bulguları, Lefebvre’in mekânın üretimi kuramı ve Wacquant’ın mimari marjinalleşme kavramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, mekânın yalnızca bir barınma alanı değil, aynı zamanda sosyal ilişkilerin, güç dinamiklerinin ve ötekileştirici pratiklerin üretildiği bir alan olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, mekânsal ayrışmanın yalnızca fiziksel yerleşim stratejileriyle değil, aynı zamanda toplumsal önyargılar, politik söylemler ve kültürel algılarla da şekillendiği vurgulanmaktadır. Araştırma, toplumsal uyumu güçlendirmek için karma yerleşim modelleri, kapsayıcı sosyal programlar ve ortak kamusal mekânların planlanmasına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.
Sosyomekânsal ayrışma kırılgan mekânlar Pazarcık Suriyeliler
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kentsel Politika |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Ağustos 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 14 Sayı: 1 |