Günümüzde sosyal medya, markalarla tüketiciler arasındaki etkileşimi hızlandırmakla birlikte krizlerin doğuşunu ve yayılma hızını da artırmaktadır. Bu durum, kurumların kriz yönetimi süreçlerini daha karmaşık ve hassas hale getirmektedir. Sosyal medyada kullanıcıların hızlı geri bildirimleri, krizlerin kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasına yol açtığı için markaların itibarlarını korumaları daha da güçleşmektedir. Sosyal medya kaynaklı krizlerde liderlerin bireysel iletişim tarzları, marka itibarını doğrudan etkilemektedir. Bu araştırma, gıda sektöründe faaliyet gösteren Patiswiss markasının 2024 yılında sosyal medya üzerinden yaşadığı kriz sürecini, Durumsal Kriz İletişimi Kuramı (DKİK) perspektifiyle analiz etmeyi amaçlamaktadır. İlgili kuram, kriz türlerini ve bu krizlere uygun müdahale stratejilerini açık şekilde otaya koyduğu ve kurumların kriz sürecinde itibarlarını korumasına yardımcı olduğu için seçilmiştir. Nitel araştırma deseniyle yapılandırılan çalışmada doküman analizi kullanılmıştır. Bulgular, kurumun azaltma (bahane ve gerekçe) ve yeniden inşa (telafi ve özür) stratejilerine başvurduğunu; ancak kamuoyu tepkilerinin sürdüğünü göstermiştir. Çalışma, sosyal medya çağında üst düzey yöneticinin (CEO) neden olduğu krizlerde bireysel üslubun itibarın
oluşmasındaki rolünü vurgulayarak literatüre katkıda bulunmaktadır.
Durumsal kriz iletişimi kuramı kriz iletişimi sosyal medya itibar Patiswiss
Today, social media accelerates the interaction between brands and consumers, as well as the emergence and escalation of crises. This situation makes the crisis management processes of organizations more complex and sensitive. Since users on social media provide rapid feedback, crises can spread to large audiences quickly, making it even more difficult for brands to protect their reputation. In social media-driven crises, individual communication styles of leaders play a critical role in shaping brand reputation. This research aims to analyze the crisis process of the Patiswiss brand operating in the food sector on social media in 2024 from the Situational Crisis Communication Theory (SCTC) perspective. The relevant theory was chosen because it clearly outlines the types of crises and the appropriate intervention strategies for these crises, and helps institutions maintain their reputation during the crisis process. Document analysis was used in the
study, which employs a qualitative research design. The findings reveal that the organization employed diminishing strategies (excuse and justification) and rebuilding strategies (compensation and apology); however, public backlash remained sustained despite these efforts. The study contributes to the literature by offering new insights into the role of individual tone in shaping reputation during CEO‐induced crises in the age of social media.
Situational crisis communication theory crisis communication social media reputation Patiswiss
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Politika ve Yönetim (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Ocak 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Eylül 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 5 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 19 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.53487/atasobed.1617612 |
| IZ | https://izlik.org/JA53CY29TA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 29 Sayı: 4 |
Content of this journal is licensed under a Creative Commons Attribution NonCommercial 4.0 International License