Bu çalışma, coğrafya, turizm ve teknolojinin birbirleriyle bağlantısını 2023 kışında Palandöken Kayak Merkezi üzerinden incelemektedir. Temel bulgular, merkezin kar kalınlığı ve eğim kalitesi gibi coğrafi koşullara olan bağımlılığını vurgulamakta olup, son dönemdeki iklim değişikliklerinin kar güvenilirliğini azalttığını göstermektedir. Yapay kar sistemleri gibi teknolojik müdahaleler, olumsuz hava koşullarına rağmen kayak sezonlarının daha erken başlamasını sağlayarak bu zorlukları kısmen hafifletmiştir. Ayrıca çalışma, Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin turizme etkisini de incelemektedir. Palandöken fiziksel olarak etkilenmemiş olsa da olumsuz medya yansımaları ziyaretçi sayısında önemli bir düşüşe neden olmuş ve turizmin dış krizlere karşı kırılganlığını ortaya koymuştur. Çalışmada bu etkileri analiz etmek için iklim verileri, turist istatistikleri ve görüşmeler kullanılarak karma yöntem yaklaşımı benimsenmiştir. Bulgular, afet risk azaltımı ve dayanıklılık stratejilerinin turizm planlamasına entegre edilmesinin önemini vurgulamaktadır. İklimle ilgili sorunları yönetmede teknolojiye yapılan yatırımlar yardımcı olsa da sektörün krizlere olan hassasiyeti, sürdürülebilir bir turizm için kapsamlı kriz yönetim sistemlerine duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.
The paper explores the interconnectedness of geography, tourism, and technology through the lens of Palandöken Ski Center during the winter of 2023. Key findings highlight the center's reliance on geographical conditions like snow depth and slope quality, with recent climate shifts reducing snow reliability. Technological interventions, including artificial snow systems, have partially mitigated these challenges by ensuring earlier starts to ski seasons despite adverse weather conditions. Additionally, the study examines the impact of the February 2023 Kahramanmaraş-centered earthquakes on tourism. Although Palandöken was not physically affected, negative media portrayals caused a significant drop in visitor numbers, highlighting the vulnerability of tourism to external crises. The study employed a mixed-method approach, using climate data, tourist statistics, and interviews to analyze these impacts. The findings emphasize the importance of integrating disaster risk reduction and resilience strategies into tourism planning. While investments in technology help manage climate-related issues, the sector's sensitivity to crises underscores the need for comprehensive crisis management systems to sustain tourism in challenging times.
Bu çalışma kapsamında insan veya hayvan katılımcılarla herhangi bir deney gerçekleştirilmemiştir. Yazarlar olarak bu araştırmanın gerçekleştirilmesi ve yayına hazırlanmasında herhangi bir çıkar çatışması bulunmadığını beyan ederiz.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Rekreasyon, Tatil ve Turizm Coğrafyası |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 30 Sayı: 54 |
Content of this journal is licensed under a Creative Commons Attribution NonCommercial 4.0 International License