Türk Romanında Mizojinik Söylem: Bir Toplumsal Cinsiyet Çalışması
Öz
Bu makale, Jön Türk, İntibah, Kiralık Konak ve Bir Tereddüdün Romanı adlı eserler aracılığıyla erken dönem Türk romanında mizojinik söylemin nasıl inşa edildiğini ve kadın karakterler üzerinde hangi cezalandırma mekanizmalarıyla işlediğini incelemektedir. Araştırmada yöntem olarak, metinlerin ideolojik arka planını ve güç ilişkilerini görünür kılmaya imkân tanıyan Eleştirel Söylem Analizi (ESA) benimsenmiş; elde edilen bulgular feminist kuram çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında patriyarkal söylemin kadını idealize edilmiş nesne ya da melek ile şeytanlaştırılmış öteki ya da femme fatale biçimindeki karşıt temsiller üzerinden nasıl yapılandırdığı sorgulanmaktadır. Araştırmanın temel amacı, toplumsal sınırları zorlayan Ceylân, Mehpeyker, Seniha ve Vildan gibi kadın karakterlerin patriyarkal otorite tarafından hangi yaptırım pratiklerine maruz bırakıldığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda anlatıcı müdahaleleri, damgalayıcı sıfatlar ve kadının varoluşunu doğurganlığa indirgeyen annelik miti temel inceleme birimleri olarak ele alınmıştır. Yapılan çözümlemeler, özneleşme çabası gösteren kadın karakterlerin fiziksel ölüm, sosyal düşüş ya da psikolojik çöküş yoluyla sistem dışına itildiğini göstermektedir. Sonuç olarak incelenen romanların, ulusal kimlik inşası sürecinde normatif toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üreten bir işlev üstlendiği anlaşılmaktadır.
Anahtar Kelimeler
Misogynistic Discourse in the Turkish Novel: A Study of Gender
Abstract
This article examines the construction of misogynistic discourse in the early Turkish novel through four works: Jön Türk, İntibah, Kiralık Konak, and Bir Tereddüdün Romanı. Methodologically, the study employs Critical Discourse Analysis (CDA) to investigate the ideological structures and power relations embedded in these literary texts. The findings are interpreted within a feminist theoretical framework. Particular attention is paid to the ways in which patriarchal discourse represents women through binary oppositions, positioning them either as idealized figures associated with innocence and virtue or as demonized others cast in the role of the femme fatale. The main objective of the study is to reveal the punitive practices imposed by patriarchal authority on female characters such as Ceylân, Mehpeyker, Seniha, and Vildan, each of whom transgresses socially prescribed boundaries. In this context, narratorial interventions, stigmatizing adjectives, and the myth of motherhood, which reduces female existence to biological reproduction, are treated as the principal units of analysis. The analysis demonstrates that female characters who seek autonomy and subjectivity are marginalized through physical death, social degradation, or psychological collapse. Ultimately, the study argues that these novels perform a normative function within the broader process of nation-building by reproducing gender expectations and reinforcing patriarchal boundaries through narrative form.
Keywords
Çalışma için herhangi bir etik raporuna ihtiyaç yoktur. Çalışma daha önce TÜRK ROMANI VE MİZOJİNİK SÖYLEM: BİR TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMA adıyla 2. Uluslararası Kadın Kongresi - 4-5 Ekim 2018'de özet bildiri olarak sunulmuştur.