Collective Ijtihād in Islamic Law: Origins, Methodologies, and Driving Factors
Öz
This study examines the concept of collective ijtihād (original interpretation of problems not precisely covered by the basic sources of Islam) and the factors and motives that necessitated its emergence. Many issues brought about by the modern era are not adequately addressed in the works of earlier scholars. As a result, contemporary Islamic scholars have increasingly adopted a collective approach to ijtihād. This method brings together different Islamic jurisprudential schools of thought and scholarly perspectives in order to respond to modern challenges while remaining fully within the boundaries of the Qurʾān and the Sunnah. Through this approach, contemporary Islamic scholars have guided the Muslim community by identifying sharʿī (permissible) public interests and applying ḥukm (pl. aḥkām, Islamic ruling) in ways that accommodate societal needs within the limits of the Sharīʿah (Islamic law). Issues such as Islamic banking, Islamic insurance (takāful), Islamic political systems, and modern legislation exemplify areas requiring collective scholarly engagement. From the early twentieth century onward, these fields witnessed the emergence of organized movements advocating collective ijtihād, commonly referred to as al-ijtihād al-jamāʿī. One of the earliest scholarly articulations of this term is found in the work of the Syrian historian Rafīq Bey ibn Maḥmud al-ʿAẓm (d. 1925). His article Qaḍāʼu-l-Fardi wa-Qaḍāʼu-l-Jamāʿati fi-l-Islām (Individual Jurisdiction and Collective Jurisdiction in Islam), written in 1907 and published in al-Manār magazine in 1910, represents an early academic discussion of collective ijtihād. The primary objective of this article is to provide an analytical examination of the key factors and motives behind the rise of collective ijtihād in Islamic law. The study employs qualitative textual analysis of both classical and contemporary sources and presents the views of contemporary Islamic jurists on the factors and motives underlying collective ijtihād. It identifies and categorizes the major factors and motives that necessitated this development. In addition, it clarifies the definition of collective ijtihād and distinguishes it from related concepts such as individual ijtihād, ijmāʿ (scholarly consensus), and shūrā (consultation). The study concludes that collective ijtihād functions as a crucial mechanism for addressing complex legal and social issues in an increasingly cosmopolitan world. It further highlights the need for continued scholarly research to strengthen the role of collective ijtihād within Islamic law.
Anahtar Kelimeler
İslam Hukukunda Kolektif İçtihat: Kökenleri, Yöntemleri ve Etken Faktörleri
Öz
Bu çalışma, kolektif içtihat (İslam’ın temel kaynaklarında açıkça ele alınmayan meselelerin özgün bir yorumu) kavramını ve bu kavramın ortaya çıkışını zorunlu kılan faktörler ile birlikte çeşitli saikleri de incelemektedir. Modern çağın ortaya çıkardığı birçok mesele, önceki âlimlerin eserlerinde yeterince ele alınmamıştır. Bu nedenle çağdaş İslam âlimleri, bir metot olan içtihatta kolektif bir yaklaşımı zamanla daha fazla benimsemişlerdir. Buna göre bu yöntem, modern zamandaki meydan okumalara cevap verebilmek amacıyla farklı İslam hukuk ekollerini ve ilmî bakış açılarını bir araya getirirken, Kur’ân ve Sünnet’in sınırları içinde tam bir bağlılığı esas almaktadır. Dahası bu yaklaşım aracılığıyla çağdaş İslam âlimleri, şer‘î (meşru) kamu yararlarını tespit ederek ve hükümleri Şerîat’in (İslam hukuku) sınırları içinde toplumsal ihtiyaçları gözetecek biçimde uygulayarak Müslüman toplumu yönlendirmişlerdir. Bu bağlamda İslami bankacılık, İslami sigortacılık (tekâfül), İslami siyasal sistemler ve modern mevzuat gibi meseleler, kolektif ilmî katılımı gerektiren İslam hukukunun alanlarına örnek teşkil etmektedir. Yirminci yüzyılın başlarından itibaren bu alanlar, kolektif içtihadı savunan ve genellikle el-İctihâd’ul-Cemâʿî olarak adlandırılan teşkilat hareketlerinin ilk temsilcilerinin ortaya çıkışına tanıklık etmiştir. Bu çerçevede bu terimin en erken ilmî örneklerinden biri, Suriyeli tarihçi Râfîk Bey b. Maḥmûd el-ʿAẓm (ö. 1925) tarafından ortaya konulmuştur. Onun 1907 yılında kaleme aldığı ve 1910’da el-Menâr dergisinde yayımlanan Qaḍâʾu’l-Ferdî ve-Qaḍâʾu’l-Cemâʿatî fi’l-İslâm (İslam’da Ferdî Yargı ve Kolektif Yargı) başlıklı makalesi, kolektif içtihat kavramına dair erken dönem akademik tartışmalarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu makalenin temel amacı, İslam hukukunda kolektif içtihadın ortaya çıkışının arkasındaki başlıca faktörleri ve bu faktörleri doğuran sebepleri analitik bir çerçevede incelemektir. Bu çalışmanın bir takipçisi olarak bu makale, klasik ve çağdaş kaynakların nitel metin analizine ve kolektif içtihadın temelindeki faktörlerle beraber çeşitli İslam hukuk alimlerinin görüşlerine dayanmaktadır. Bu eser, tüm bu gelişim sürecinin kendisiyle beraber zorunlu olarak ortaya çıkan sebepleri tespit edip sınıflandırmakta; bunun yanında kolektif içtihadın tanımını açıklığa kavuşturarak onu bireysel içtihat, icmâʿ (dinî bir meselenin üzerinde müctehitlerin fikir birliği) ve şûrâ (danışma) gibi ilişkili kavramlardan ayırt etmektedir. Bu çerçevede makale, kolektif içtihadın giderek daha kozmopolit hâle gelen bir dünyada karmaşık hukukî ve toplumsal meselelerin ele alınmasında hayati bir mekanizma işlevi gördüğü sonucuna ulaşmaktadır. Ayrıca, İslam hukuku içerisinde kolektif içtihadın rolünü güçlendirmek amacıyla sürdürülebilir ve daha derinlemesine ilmî araştırmalara duyulan ihtiyacı da gözler önüne sermektedir.
Anahtar Kelimeler