Günümüz yönetim anlayışında yerel sorunlara çözüm bulma ve bölgesel gelişmelere özel projeler üretme konusunda her ne kadar yerel yetki devri kaçınılmaz bir durum olsa da yalnız bunlarla sınırlı kalmayıp gün geçtikçe küreselleşme ve modernite bağlamında sadece seçimle öne çıkmış yönetim erkleri ve elitlerin değil çoğulcu politikalarla her sınıftan mikro varoluşların görünürlüğünü arttırmak çalışmaları revaçtadır. Var olmanın ve hak ehliyetinin ön koşulu olan katılım, demokratik bir yönetişim örneği olan kent konseylerinde de kendini göstermektedir. İşte bu mesele üzerinden toplumun bilinçlendirilmesi ve kent konseylerinin faaliyet alanlarını genişletilmesi yerellik (subsidiarite) çerçevesinde dikkate alınması gereken hususların başında gelmektedir. Genelden özele ulusal refahın olabildiğince eşit paylaşımı, hakların kullanımı, yönetişim ve sosyal kabul gibi amaçlara hizmet etmesi açısından kent konseylerinin üzerinde durulacaktır. Bu çalışma, kent konseylerinin ortaya çıkışını, farklı ülkelerdeki uygulamalarını, benzerliklerini ve farklılıklarını ele alarak, bu yapıların yönetişimdeki rolünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılarak, kent konseylerinin avantajları, karşılaştıkları zorluklar ve hukuki dönüşümleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bulgular, kent konseylerinin katılımcı demokrasiyi güçlendirdiğini, ancak uygulamada bazı yapısal ve hukuki engellerle karşılaştığını göstermektedir. Özellikle yerel yönetimlerle olan ilişkileri, yetki alanları ve karar alma süreçleri bağlamında farklı ülkelerde çeşitli modellerin geliştirildiği görülmektedir. Sonuç olarak, kent konseylerinin etkinliğinin artırılması için yasal çerçevenin güçlendirilmesi, katılım mekanizmalarının genişletilmesi ve yönetişim süreçlerine daha fazla aktörün dahil edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Kent Konseyleri Demokratik Katılım Yerel Yönetim Toplumsal Temsil Çoğulcu Politika
In contemporary governance, decentralization of authority is essential for addressing local issues and creating region-specific projects. However, it is not limited to this; with globalization and modernity, efforts to enhance the visibility of micro-existences from all classes through pluralistic policies have gained importance, not only by the election of governing elites. Participation, which is a prerequisite for existence and legal capacity, is evident in city councils, which serve as an example of democratic governance. Raising awareness and expanding the scope of city councils’ activities are key considerations within subsidiarity. City councils will be emphasized in terms of their role in ensuring equitable distribution of national welfare, exercising rights, governance, and social acceptance. This study aims to analyze the emergence of city councils, their practices in different countries, their similarities and differences, and their role in governance. Using a comparative analysis method, the study investigates the advantages, challenges, and legal transformations faced by city councils. The findings show that city councils strengthen participatory democracy, but face structural and legal barriers in practice. Various models have been developed in different countries regarding their relations with local governments, areas of authority, and decision-making processes. Strengthening the legal framework, expanding participation mechanisms, and involving more actors in governance are essential to enhancing the effectiveness of city councils.
City Councils Democratic Participation Local Government Social Representation Pluralistic Policy
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kamu Yönetimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Mayıs 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Mayıs 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 2 Sayı: 1 |