Yahudi-Hristiyan Apokaliptik Edebiyatın İslami Rivayetlerdeki İzdüşümü: Daniel Apokalipsi’nin İbnu’l-Munādī Versiyonu
Öz
Bu çalışma, İbnu’l-Munādī’nin (ö. 336/947) el-Melāḥim adlı eserinin girişinde Daniel’e nispet ettiği apokaliptik bir metin merkezinde, Yahudi-Hristiyan kökenli apokrif Daniel literatürünün erken dönem İslam düşüncesi ve rivayet kültürü üzerindeki tematik ve biçimsel etkilerini analiz etmektedir. İslam’ın Yahudi ve Hristiyan gelenekleriyle olan temasını en bariz biçimde yansıtan alan, kuşkusuz eskatolojik ve apokaliptik literatürdür. Hadis literatüründe genellikle fiten ve melāḥim başlıkları altında dağınık olarak yer alan bu anlatılar, Yahudi-Hristiyan geleneğinde geçmiş bazı dinî figürlere nispet edilen uzun ve müstakil metinlerden müteşekkildir. Bunlar arasında Daniel’e nispet edilen metinler önemli bir yer tutmaktadır. Yahudi kanonundaki Daniel Kitabı’nın özellikle ikinci kısmında yer alan kehanetler ve tarih ötesi anlatılar bu düşüncenin ve literatürün oluşmasında büyük rol oynamıştır. “Daniel Apokalipsleri” olarak literatüre giren bu apokrif metinler yazıldıkları dillere göre tasnif edilmişlerdir (Daniel Apokalipsi’nin Grekçe, Slovakça, Arapça versiyonları gibi). İslam kaynaklarında Daniel’in ismi ahir zaman anlatılarının yanı sıra bazı önemli politik ve dinî liderlerin zuhuruna ilişkin kehanetler bağlamında önemli bir referans olmuştur. İslami rivayetlerde Daniel ve ona nispet edilen metinler ilk olarak Hz. Ömer zamanında Tüster’in fethine dair anlatılarda karşımıza çıkmaktadır. Halife Ömer’in Kurʾan’dan başka herhangi bir kitaba yönelmemeleri yönünde Müslümanlara yaptığı sert uyarılarılara ragmen Daniel ve ona nispet edilen kitaplar erken dönemlerden itibaren bilhassa Şam kökenli bir çok hadisçi tarafından referans gösterilmiştir. İlerleyen asırlarda Bağdatlı Hanbeli alimi Ebū’l-Ḥuseyn İbnu’l-Munādī’nin el-Melāḥim adlı eserinde bu kitaptan yaptığı uzun iktibas bu referansları farklı bir boyuta taşımıştır. İlk kez bir Müslüman alim, Daniel Apokalipsleri ailesi içinde değerlendirilen apokrif bir metni teo-politik düşüncelerini teyit etmek maksadıyla kullanmıştır. Metnin, Müslüman-Bizans ilişkilerinin çetin savaşlarla karakterize edildiği bir zamanda yazılmış olması bu açıdan önemlidir. Ayrıca apokalips devrin Abbasi tarihi ile Bizans tarihi açısından da önem arzetmektedir. Yazarı tam olarak bilinmese de İbnu’l-Munādī vasıtasıyla günümüze ulaşan ve Daniel Apokalipsi’nin Arapça versiyonu dediğimiz bu metin uzunluğu, anlatı yapısı ve kurgusal karakteri itibariyle aynı dönemde yazılmış diğer apokaliptik metinlerin özelliklerini yansıtmaktadır. İbnu’l-Munādī’nin, daha çok Şii doktrinleri rivayetlerle teyit etmeye çalıştığı el-Melāḥim adlı eserinin girişine koyduğu bu metin İsrailiyat menşeli anlatıların İslami rivayetlerdeki izdüşümünü gösteren tipik bir örnektir. Bu makalede, incelenen metindeki temaların diğer apokaliptik literatür ve hadis rivayetleriyle olan paralelliği ortaya konmuştur. Böylece, her dinî geleneğin kendine has nitelikler barındırmasına rağmen, sahip oldukları apokaliptik mirasın aynı kültür havzasından beslenen farklı yansımalar olduğu neticesine varılmıştır.
Anahtar Kelimeler
The Reflection of Judeo-Christian Apocalyptic Literature in Islamic Narratives: The Ibn al-Munādī Version of the Apocalypse of Daniel
Öz
This study analyzes the thematic and formal influences of the Judeo-Christian apocryphal Daniel literature on early Islamic thought and narrative culture, focusing on an apocalyptic text attributed to Daniel by Ibn al-Munādī (d. 336/947) in the introduction to his work al-Malāḥim. The area that most clearly reflects Islam's contact with Jewish and Christian traditions is undoubtedly eschatological and apocalyptic literature. These narratives, generally scattered under the headings of tribulations and battles in the hadith literature, consist of long and independent texts attributed to certain religious figures in the Judeo-Christian tradition. Among these, the texts attributed to Daniel hold a significant place. The prophecies and transhistorical narratives in the Book of Daniel, particularly in its second part in the Jewish canon, played a major role in the formation of this thought and literature. These apocryphal texts, known in the literature as the "Daniel Apocalypses," have been classified according to the languages in which they were written (such as the Greek, Slovak, and Arabic versions of the Daniel Apocalypse). In Islamic sources, Daniel's name has been an important reference not only in narratives of the end times but also in prophecies concerning the appearance of some important political and religious leaders. In Islamic traditions, Daniel and the texts attributed to her first appear in accounts of the conquest of Tustar during the time of Caliph ʿUmar. Despite Caliph ʿUmar's stern warnings to Muslims against referring to any book other than the Qur'an, Daniel and the books attributed to him were referenced from early periods on, especially by many hadith scholars of Damascus origin. In the ensuing centuries, these references were elevated to a new level through an extensive citation from this book by the Baghdādī Hanbalī scholar Abū al-Ḥuseyn İbn al-Munādī in his work al-Malāḥim. This marked the first instance of a Muslim scholar utilizing an apocryphal text—evaluated within the corpus of the Apocalypses of Daniel—to corroborate his theo-political ideology. From this perspective, the fact that the text was composed during an era defined by arduous conflicts between Muslims and Byzantines holds crucial importance. Moreover, the apocalyptic text bears considerable importance regarding the Abbasid and Byzantine history of the era. Although its author is not precisely known, this text, which has reached us through Ibn al-Munādī and which we call the Arabic version of the Daniel Apocalypse, reflects the characteristics of other apocalyptic texts written in the same period in terms of its length, narrative structure, and fictional character. This text, which Ibn al-Munādī included in the introduction to her work al-Malāḥim, in which she primarily attempts to corroborate Shia doctrines through narrations, is a typical example of the reflection of Israiliyyat-derived narratives in Islamic traditions. This article examines the parallels between the themes of the examined text and other apocalyptic literature and hadith narrations. Thus, it is concluded that although each religious tradition has its own unique characteristics, the apocalyptic heritage they possess are different reflections nourished from the same cultural sphere.
Anahtar Kelimeler