This study is an attempt for understanding the TEKEL workers’ 78- day protest experience. The main data used in this study is the interviews conducted with 35 workers. Tobacco workers were exposed to lower wages and poor working conditions after the privatization of cigarette production followed by the enclosure of TEKEL factories. TEKEL workers started to take action when the legal period for them to accept the unsecure working was about to end up. They struggled for persuading the government to abandon this implementation. Violent attacks of the police forces in the first day of the workers’ protest could be considered as one of the reasons for a pertinacious resistance. The topic of this article includes the public sphere in Ankara and the public discourse created by the workers, their consciousness raising process and their existential dilemma which they were in actually from the very beginning of the protest. In the first part of the article how the TEKEL workers articulated their own concepts to the public sphere through the protest is explained. The second part is about the way that protest transformed their consciousness state. The final part emphasizes the existential dilemma that the workers were in. They disappeared as TEKEL workers since they did not retrieve the previous working conditions. However, thanks to the protest experience, they are already the winners of this resistance.
Public sphere public discourse consciousness class consciousness resistance
Bu çalışma TEKEL işçilerinin 78 günlük eylem deneyimleri üzerine bir yorumlama girişimidir. Çalışmada eylem sırasında 35 işçi ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler kullanılmıştır. Sigara üretme hakkının özelleştirilmesi sonrasında TEKEL fabrikalarının kapatılmasıyla sigara fabrikalarının işçileri, işsizlikle ya da daha düşük ücretli ve daha olumsuz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kaldılar. TEKEL işçileri güvencesiz çalışmayı kabul etmeleri için gerekli yasal süre tamamlanmak üzereyken harekete geçtiler. Hükümeti bu uygulamadan vazgeçirme mücadelesine başladılar. Eylemin ilk günü polis müdahalesi ile karşılaşmaları belki de kararlı bir eylem sürdürebilmelerinin nedenlerinden biri oldu. Bu eylem sırasında Ankara’nın merkezinde yarattıkları kamusal alan ve kamusal söylem, girmiş oldukları bilinçlenme süreci ve aslında başından beri içinde bulundukları varoluşsal ikilem bu makalenin konusu edilmiştir. Makalenin birinci bölümünde TEKEL işçilerinin kendi kavramlarını eylem aracılığıyla nasıl kamusal söyleme dahil ettiklerinin hikayesi anlatılmaktadır. İkinci bölümde eylem pratiğinin onları bir bilinç durumundan diğerine nasıl taşıdığı tartışılmaktadır. Son bölüm ise işçilerin karşılaştığı varoluşsal ikileme vurgu yapmaktadır: Haklarını kazanamamış olmaları nedeniyle TEKEL işçisi olarak yok oldular, ama girdikleri eylem süreci dolayısıyla hali hazırda kazanan onlardı.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 31 Temmuz 2014 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Mart 2012 |
| DOI | https://doi.org/10.1501/SBFder_0000002255 |
| IZ | https://izlik.org/JA93PZ37EY |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2012 Cilt: 67 Sayı: 03 |