يتفاعل القانون مع عدد من عناصر المجتمع تأثيرًا وتأثرًا، فهو يتفاعل مع المؤثرات الاجتماعية مثل طبيعة التركيبة الديموغرافية للمجتمع والأزمات الاجتماعية المختلفة، وكذلك يتفاعل مع المؤثرات السياسية مثل فعالية جماعات الضغط ومدى تأثير الجماعات السياسية مثل الأحزاب وغيرها من صور المؤثرات السياسية، كما يتفاعل مع المؤثرات الدينية مثل علاقة الدولة بالدين وطبيعة المؤسسات الدينية ومدى تأثيرها.
لقد أدى الواقع السياسي والاجتماعي إلى إحداث آثار في الدراسات الفقهية والتشريعية، فالواقع يثبت أن الفقهاء لم يتحمسوا لدراسة الخلافة ولا غيرها من مسائل القانون العام بسبب الخلافات بين الفرق الإسلامية حول الخلافة، التي دخلت مباحثها ضمن مباحث العقائد، كما أن هناك تفسير آخر مفاده أن هذا العزوف ناتج عن خشية التعرض لنظم الحكم الاستبدادية التي سادت العالم الإسلامي لعهود طويلة.
إن تقنين أحكام الشريعة الإسلامية يعني تحويلها إلى قانون مكتوب قابل للتطبيق المباشر من مؤسسات إنفاذ القانون، لذا فإن دراسة التفاعلات السياسية والاجتماعية والدينية مع القانون تساعد على بناء منظومة قانونية متكاملة مستمدة من الشريعة الإسلامية وليست في معزل عن واقع المجتمع، وفي سبيل هذا يستعرض المقال نموذجين للتقنين مع بيان أثر التفاعلات المختلفة على حركة التقنين. وذلك بهدف تحديد طبيعة المؤثرات المباشرة في إنجاح عملية تقنين الشريعة الإسلامية للاستفادة بها في انتاج تقنين جديد ينجح في إدارة المجتمع وتلبية متطلباته المعاصرة.
Law interacts with various elements of society in a reciprocal relationship of influence and impact. It engages with social factors such as the demographic composition of society and various social crises. It also interacts with political influences, including the effectiveness of pressure groups and the impact of political actors such as parties and other forms of political forces. Furthermore, it is shaped by religious influences, including the state's relationship with religion, the nature of religious institutions, and the extent of their influence.
The political and social realities have left a noticeable imprint on jurisprudential and legislative studies. It is evident that jurists have shown little enthusiasm for studying the caliphate or other matters of public law, primarily due to the deep-seated divisions among Islamic sects regarding the caliphate, a topic that has traditionally fallen within the domain of theological inquiry. Another explanation suggests that this reluctance stemmed from the fear of confronting authoritarian regimes, which dominated the Islamic world for extended periods.
The codification of Islamic legal rulings entails transforming them into a written legal form that can be directly enforced by institutions of law enforcement. Therefore, examining the political, social, and religious interactions with law contributes to the development of a comprehensive legal system derived from Islamic sharīʿa and grounded in the social realities of the community. To this end, the article presents two models of codification, analyzing the impact of various interactions on the process of legal codification. The objective is to identify the direct factors influencing the success of Islamic legal codification, with the aim of utilizing these insights to develop a new codification capable of managing society and responding to its contemporary needs.
Hukuk, toplumun çeşitli unsurlarıyla hem etkileme hem de etkilenme şeklinde karşılıklı etkileşim içindedir Nitekim hukuk, toplumun demografik yapısının niteliği ve çeşitli sosyal krizler gibi sosyal etkenlerle etkileşime girer. Benzer şekilde baskı gruplarının etkinliği ve siyasi partiler gibi farklı siyasal yapılar vasıtasıyla ortaya çıkan siyasal etkenlerle de etkileşim içindedir. Aynı zamanda hukuk, devletin dinle ilişkisi, dinî kurumların mahiyeti ve bu kurumların etkisi gibi dinî etkenlerle de etkileşim hâlindedir.
Siyasal ve toplumsal olgu, fıkıh ve teşrî‘ alanına ilişkin çalışmalar üzerinde birtakım etkiler doğurmuştur. Mevcut durum göstermektedir ki, konuları akaid kapsamına giren hilâfet meselesi etrafında İslam mezhepleri arasındaki görüş ayrılıkları sebebiyle İslam hukukçuları hilâfet ve diğer kamu hukuku meselelerini çalışma hususunda pek istekli davranmamışlardır. Bu durumun bir başka açıklaması da, söz konusu uzak duruşun uzun dönemler boyunca İslam dünyasında hâkimiyet kuran istibdat rejimlerinin sorgulanmasından doğabilecek risklere maruz kalma endişesidir.
İslam hukukuna ait hükümlerin kanunlaştırılması, bu hükümlerin yazılı hâle getirilerek doğrudan hukuk uygulayıcı kurumlar tarafından tatbik edilebilecek bir yapıya kavuşturulması anlamına gelmektedir. Bu sebeple, hukukun siyasal, sosyal ve dinî etkenlerle olan etkileşimini incelemek; İslam şeriatından neşet eden, fakat toplumun gerçeklerinden kopuk olmayan bütüncül bir hukuk sistemi inşasına katkı sağlayacaktır. Bu doğrultuda, makalede iki farklı kanunlaştırma modeli ele alınmakta ve bu modeller üzerindeki çeşitli etkileşimlerin kanunlaştırma hareketi üzerindeki tesirleri analiz edilmektedir. Nihai hedef, İslam şeriatının kanunlaştırılmasında doğrudan etkili olan faktörleri belirleyerek, toplumu yönetebilecek ve çağdaş ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeni bir kanunlaştırma sürecinin inşasında bu faktörlerden yararlanmaktır.
| Birincil Dil | Arapça |
|---|---|
| Konular | Dini Araştırmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Ocak 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Haziran 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 26 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Haziran 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 21 |