Parallel to the change/transformation of the family in history, custody has acquired its modern appearance. In today's legal systems, sovereignty over the child has evolved into the modern institution of custody, which is shared equally between the mother and the father and is intended to ensure the interests of the child, such as care, protection and upbringing. Thus, the nature of custody has also become controversial. Today, the dominant view in Turkish law is that custody is both a right and an obligation for the parents. However, a more in-depth evaluation reveals that issues such as which of the provisions within the scope of custody are rights or obligations, to whom they constitute rights or obligations, or whether these concepts are used in their technical meaning in private law remain unclear in the literature.
This study criticizes the characterization of custody as 'right or obligation' or 'both right and obligation', but in any case as 'right - obligation'. It is suggested that discussions on the nature of custody should focus on the totality of custodial relationships. In terms of the theoretical basis for this proposal, the study recalls the rights analysis of the American jurist Hohfeld.Thus, it is aimed to provide a contribution from outside the civil law literature to the analysis of an institution regulated under the Turkish Civil Code such as custody.
Custody Rights and Obligations Authority Sovereignty Hohfeld
Velayet, aile hukukunun temel kavram ve müesseselerinden biridir ve öyle olmakla, ailenin tarih içerisinde geçirdiği değişime/dönüşüme paralel bir değişimle günümüzdeki modern görünümüne kavuşmuştur. Eski hukuk sistemlerinde mutlak baba egemenliğiyle karakterize aile yapısı ve çocuk üzerindeki egemenlik, günümüz hukuk sistemlerinde, anne ve baba arasında eşitçe paylaşılan ve bakım, himaye, yetiştirilme gibi çocuğun menfaatlerini sağlamaya yönelik modern velayet müessesesine dönüşmüştür. Bu dönüşümle birlikte velayetin niteliği de tartışılmalı bir hal almıştır. Bugün Türk hukukundaki hâkim görüş, velayetin ana-baba açısından hem hak hem yükümlülük olduğu görüşüdür. Fakat daha etraflı bir değerlendirmede, velayetin kapsamındaki hükümlerden hangilerinin hak veya yükümlülük niteliğinde olduğu, bunların kime karşı hak veya yükümlülük teşkil ettiği ya da bu kavramların özel hukuktaki teknik anlamlarıyla kullanılıp kullanılmadığı gibi hususların, literatürde belirsizliğini koruduğu görülür.
Bu çalışmada, velayetin, ‘hak veya yükümlülük’ yahut ‘hem hak hem yükümlülük’, fakat her hâlükârda ‘hak – yükümlülük’ ikilemine sıkıştırılarak nitelendirilmesinin eleştirisi yapılmaktadır. Velayet, ana-baba ve çocuk arasında hukuki bir ilişki olduğu kadar, ana-babanın çevresi belirsiz üçüncü kişilere yöneltebileceği bazı taleplerin de dayanağı ve aynı zamanda devletin, hem düzenleyici hem müdahale edici bir işlevle dahil olduğu ilişkiler ağını kapsayan bir müessesedir. Bu geniş kapsam içerisinde velayetin niteliğine ilişkin tartışmaların, velayetteki ilişkiler bütününe odaklanılarak gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Çalışmada bu önerinin teorik zemini bakımından, Amerikalı hukukçu Hohfeld’in hak analizi hatırlatılmıştır. Böylece velayet gibi Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen bir müessesenin çözümlenmesine, medeni hukuk literatürünün dışından da bir katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Aile Hukuku |
Bölüm | Araştırma Makalesi |
Yazarlar | |
Yayımlanma Tarihi | 4 Mart 2025 |
Gönderilme Tarihi | 16 Aralık 2024 |
Kabul Tarihi | 25 Aralık 2024 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 11 Sayı: 1 |