Rebî‘ b. Abdüluzzâ ile Hz. Hatice’nin kız kardeşi Hâle bint Huveylid’in evliliklerinden Mekke’de dünyaya gelen Ebü’l-Âs, Hz. Zeyneb ile nübüvvetten önce evlenerek Hz. Peygamber’in ilk damadı olma şerefine nail oldu. Nübüvvetten sonraki süreçte eşinin aksine müşrik olarak kalmayı tercih etti. Müslümanların Medine’ye hicret ettiği dönemde eşi Hz. Zeyneb’in hicrete katılmasına müsaade etmedi. Bedir Gazvesi’ne Mekkeli müşriklerin safında katılan Ebü’l-Âs, bu gazve esnasında Müslümanlara esir düştü. Hz. Peygamber onu, Hz. Zeyneb’i Medine’ye göndermesi karşılığında serbest bırakınca, Mekke’ye döndü ve söz verdiği gibi Hz. Zeyneb’i ve çocuklarını Medine’ye gönderdi. Ebü’l-Âs ve Hz. Zeyneb çifti yaklaşık altı yıllık bir ayrılıktan sonra 7/628 tarihinde Ebü’l-Âs’ın Müslüman olması ile tekrardan bir araya geldi. Ancak kısa bir süre sonra Hz. Zeyneb hayatını kaybetti. Eşinin ölümünün ardından yaklaşık dört yıl daha yaşayan Ebü’l-Âs 12/634 tarihinde Medine’de vefat etti. Hz. Peygamber’in diğer damatları Hz. Osman ve Hz. Ali nübüvvetin ilk günlerinden itibaren İslâm dinini kabul etmiş kimselerdi. Ebü’l-Âs ise takriben yirmi yıl boyunca İslâm dinine girmedi. Hz. Peygamber’in bu müşrik damadına karşı tavrı onun hoşgörüsü ve insanlara hangi özellikleri üzerinden değer atfettiğini göstermesi açısından kıymetlidir. Ebü’l-Âs çok geç bir tarihte İslâm dinine girmiş olsa da dürüstlük, ahde vefa ve güvenilirlik gibi oldukça güzel hasletlere sahip bir insandı. Hz. Zeyneb ve çocukları için de iyi bir koca ve iyi bir babaydı. Hz. Peygamber bu güzel hasletleri sebebiyle damadı hakkında olumlu bir bakış açısına sahipti. Hz. Peygamber’in damadına karşı bu olumlu tavrı onun insanlara sadece iman durumları üzerinden bir değer atfetmediğini ortaya koyması açısından oldukça önemli bir örnektir. Tespit edilebildiği kadarıyla Ebü’l-Âs hakkında Türkçe, Arapça ve İngilizce literatürde herhangi bir özel çalışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu çalışmanın Ebü’l-Âs’ın hayatının tüm yönlerini ilmî bir üslupla ortaya koyarak alandaki önemli bir boşluğu dolduracağı ifade edilebilir. İslam tarihi kaynaklarında genellikle eşi Hz. Zeyneb’in ve çocuklarının merkeze alındığı bir kurgu üzerinden anlatılan Ebü’l-Âs’ın hayatının bütün yönlerinin ortaya konulması sahâbe neslinin tanınması açısından da önem arz etmektedir. Çalışmada en eski müelliflerin eserlerinden başlanarak onun hayatının tüm yönlerine dair bilgiler kronolojiye uygun olarak sistematik bir şekilde sunulmaya gayret edildi. Çalışmanın bu kısmında tasvirî bir metot takip edildiği ifade edilebilir. İlk dönem kaynaklarında Ebü’l-Âs’ın hayatına dair bilgiler verilirken birbirinden oldukça farklı pek çok rivayet aktarılmaktadır. Bu rivayetlerin bir kısmı birbirlerindeki eksik yönleri tamamlarken bazı rivayetler ise çok derin tenakuzlar barındırmaktadır. Mevcut rivayetlerin hangilerinin doğru olduğu tespit edilmeye çalışılırken çalışmanın bazı kısımlarında ravilerin güvenilirlik durumları ele alındı. Çalışmanın genelinde ise Ebü’l-Âs ile ilgili aktarılan rivayetler genel İslâm tarihi anlatımları ile karşılaştırılarak tahlil edilmeye çalışıldı. Bu sayede, genel kabul gören tarihi olayların akışına uymayan bazı aktarımlar elenebildi. Birbirleriyle tenakuz halinde gibi gözüken bazı rivayetlerin ise uzlaştırılabileceği gösterildi. Sonuç olarak Ebü’l-Âs özelinde tarihi bir şahsiyete dair rivayetlerin nasıl değerlendirilebileceğinin bir örneği sunulmaya gayret edildi.
Abū al-ʿĀṣ, born in Mecca from the marriage of Rabīʿ b. ʿAbd al-ʿUzzā and Khadīja’s sister Hāla bt. Khuwaylid, married Zaynab before the advent of prophethood and thus attained the honor of being the Prophet’s (pbuh) first son-in-law. After the revelation of prophethood, he preferred to remain a polytheist, unlike his wife. During the period when Muslims migrated to Medina, he did not allow his wife, Zaynab, to join the migration. Abū al-ʿĀṣ, who participated in the Battle of Badr on the side of the Meccan polytheists, was taken prisoner by the Muslims during this battle. When the Prophet (pbuh) released him in exchange for sending Zaynab to Medina, he returned to Mecca and as promised, sent Zaynab and her children to Medina. After approximately six years of separation, Abū al-ʿĀṣ and Zaynab reunited in 7/628 when Abū al-ʿĀṣ converted to Islam. However, Zaynab passed away shortly thereafter. Abū al-ʿĀṣ lived for approximately four more years after his wife’s death and passed away in Medina in 12/634. The Prophet’s (pbuh) other sons-in-law, ʿUthmān and ʿAlī, had accepted Islam from the very beginning of the prophetic mission. Abū al-ʿĀṣ, however, did not convert to Islam for approximately twenty years. The Prophet’s (pbuh) attitude toward his polytheist son-in-law is significant in terms of demonstrating his tolerance and the qualities he valued in people. Although Abū al-ʿĀṣ converted to Islam at a very late stage in his life, he was a man of considerable virtue, possessing qualities such as honesty, loyalty and trustworthiness. He was also a good husband and a good father to Zaynab and her children. The Prophet (pbuh) had a positive view of his son-in-law because of these admirable qualities. The Prophet’s (pbuh) positive attitude toward his son-in-law is a very important example in that it shows that he did not value people solely on the basis of their faith. As far as can be determined, there are no specific studies on Abū al-ʿĀṣ in Turkish, Arabic or English literature. Therefore, it can be stated that this study will fill an important gap in the field by presenting all aspects of Abū al-ʿĀṣ’s life in a scholarly manner. Presenting all aspects of Abū al-ʿĀṣ’s life, which is usually narrated in Islamic historical sources through a narrative centered on his wife Zaynab and their children, is also important for understanding the generation of the ṣaḥāba. In this study, starting with the works of the earliest authors, an effort was made to systematically present information about all aspects of his life in chronological order. It can be stated that a descriptive method was followed in this part of the study. Early sources provide information about the life of Abū al-ʿĀṣ, but they contain many accounts that differ significantly from one another. While some of these accounts complement each other’s shortcomings, others contain profound contradictions. While attempting to determine which of the existing accounts are accurate, the reliability of the narrators was addressed in some parts of the study. Throughout the study, the narrations related to Abū al-ʿĀṣ were analyzed by comparing them with general accounts of Islamic history. This allowed for the elimination of certain accounts that did not conform to the generally accepted historical narrative. It was demonstrated that some accounts that appear to contradict each other can be reconciled. In conclusion, an effort was made to present an example of how narratives about a historical figure, specifically Abū al-ʿĀṣ, can be evaluated.
History of Islam the Prophet (pbuh) Abū al-ʿĀṣ Zaynab Umāma ʿAlī
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 2 |
BEÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC ND) ile lisanslanmıştır