Bu çalışma, Yusuf ile Züleyha ile Çorak Ülke (The Waste Land) metinlerini, “çöl/çorak ülke” arketipinin teleolojik ve ateleolojik kurguları bağlamında karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Araştırma, Mircea Eliade’nin kutsal/profan diyalektiği, Victor Turner’ın liminalite kuramı, Northrop Frye’ın arketipsel eleştirisi ve Jan Assmann’ın kültürel bellek kuramı ekseninde dört disiplinli bir kuramsal çerçeveye dayanmaktadır. Yusuf ile Züleyha’da çöl, ilahi düzen içinde yer alan amaçlı bir sınav alanı olarak kurgulanır; kıtlık, vahiy temelli öngörü ve adalet ile yönetilir, toplumsal bütünlük ve ahlaki yenilenme ile son bulur. Teleolojik bir anlatı yapısı içinde kriz, dönüşüm ve yeniden doğuş döngüsüne hizmet eder. Kültürel bellek, dini bağlam üzerinden işlevsel olarak canlı tutulur; arketipsel kış, bahara dönüşür. Buna karşılık, Çorak Ülke’de çöl, anlamı çözülen bir sembolik düzlem olarak belirir. Kutsal imler, bağlamlarından kopmuş estetik kalıntılara dönüşür; liminalite süreci tamamlanmaz, yenilenme gerçekleşmez. Ateleolojik yapı, sürekli askıda kalma ve kültürel belleğin parçalanması ile sonuçlanır. Arketipsel döngü bilinçli olarak askıya alınır, çöl bir “nihai boşluk” mekânına dönüşür. Sonuç olarak, çalışma, çöl arketipinin evrensel değil, kültüre ve bağlama bağlı olarak işleyen esnek bir anlatısal yapı olarak işlev gördüğünü gösterir. Bir gelenekte “şifa mekânı” işlevi gören çöl, diğerinde “durağanlık mekânı”na dönüşür. Bu karşılaştırma, edebî arketiplerin anlam üretiminde kültürel, teolojik ve belleksel altyapının belirleyici rolünü vurgular. Elde edilen bulgular, arketipsel çözümlemelerde bağlamsal ve disiplinlerarası yaklaşımın zorunluluğunu açığa çıkarmakta; edebî incelemelerde kültürlerarası okumanın sunduğu yeni imkânlara dikkat çekmektedir. Bu bağlamda çöl, yalnızca anlatının mekânsal arka planı değil, kültürün kendi varoluşsal sınavını yansıtan bir epistemik ayna olarak belirir.
This study compares Yusuf and Zuleikha and The Waste Land within the framework of teleological and ateleological constructions of the “desert/waste land” archetype. It draws on a four-disciplinary framework incorporating Mircea Eliade’s sacred/profane dialectic, Victor Turner’s liminality theory, Northrop Frye’s archetypal criticism, and Jan Assmann’s cultural memory theory. In Yusuf and Zuleikha, the desert is a purposeful testing ground within the divine order; the famine is managed with revelation-based foresight and justice, ending in social cohesion and moral renewal. Within a teleological structure, crisis serves the cycle of transformation and rebirth. Cultural memory is sustained through a religious context; the archetypal winter turns to spring. In The Waste Land, the desert is a symbolic plane whose meaning has eroded. Sacred signs appear as aesthetic remnants detached from their contexts; the liminal process remains incomplete, and renewal does not occur. The ateleological structure results in ongoing suspension and fragmented cultural memory. The archetypal cycle is withheld, turning the desert into a “space of ultimate void.” The study shows that the desert archetype is not universal but a flexible narrative structure shaped by culture and context. In one tradition, it is a “space of healing,” in the other, a “space of stasis.” This contrast highlights the role of cultural, theological, and mnemonic infrastructures in producing meaning in literary archetypes. The findings reveal the necessity of contextual and interdisciplinary approaches in archetypal analysis. The desert thus emerges not only as a spatial backdrop but as an epistemic mirror reflecting a culture’s existential trial.
desert archetype myth and liminality Yusuf and Zuleikha The Waste Land
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Karşılaştırmalı ve Ulusötesi Edebiyat |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 8 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 2 |