Bir İktidar Aracı Olarak “Din”: Sömürgeci İcat ve Epistemik Şiddet
Öz
Sosyal bilimlerde “din” kategorisini insanlık tarihinin değişmez, evrensel ve sui generis bir sabitesi olarak kodlayan hakim paradigma, kavramın modernitenin siyasi ihtiyaçları doğrultusunda inşa edildiği gerçeğini gizleyen bir işlev görmektedir. Bu anakronik yaklaşım, Latin religio veya Arapça dīn gibi modern öncesi kavramların özgün toplumsal bağlamlarını buharlaştırarak, onları Batılı ve seküler bir şablona hapsetmektedir. Buradan hareketle araştırma, söz konusu evrensellik iddiasını yapıbozuma uğratarak; dinin aslında erken modern Avrupa’da devlet egemenliğini tahkim etmek ve seküler olanın irrasyonel ötekisini yaratmak üzere kurgulanmış stratejik bir icat ve bir iktidar aracı olduğunu kanıtlamayı amaçlamaktadır. Analiz sürecinde; filolojik dekonstrüksiyon, nitel içerik analizi ve postkolonyal eleştiriyi harmanlayan disiplinler arası bütüncül bir yöntem izlenmiş; bu bağlamda Brent Nongbri’nin kavramsal tarihçiliği, Talal Asad’ın din-seküler ikiliğine dair antropolojik eleştirisi, Timothy Fitzgerald’ın sömürgeci taksonomi çözümlemesi ve William T. Cavanaugh’nun modern devletin meşruiyeti için kurgulanan “dinsel şiddet miti” tezi sentezlenmiştir. Elde edilen bulgular, din-seküler ayrımının ontolojik bir keşif değil; modern devletin şiddet tekelini “rasyonel” ve “meşru”, kendi egemenlik alanının dışında kalanları ise “fanatik” olarak kodlayan politik bir mitoloji olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ayrım, sömürgecilik bağlamında medeniyet ve barbarlık hiyerarşisini üretmekte; özellikle İslam’ın hukuk ve siyaseti içeren bütüncül dīn tasavvurunun Protestan karakterli özel inanç kalıbına indirgenmesi, toplumları yönetilebilir kılmayı hedefleyen bir epistemik şiddet örneği olarak tezahür etmektedir. Bu süreçte, modern ayrımlara direnen siyasî öznellikler, sistematik olarak irrasyonel ilan edilerek kamusal alanın dışına itilmektedir. Sonuç olarak çalışma, din sosyolojisini, temel analiz nesnesini verili kabul eden edilgen konumdan radikal bir kopuşa çağırmaktadır. Disiplin, “dinin toplumdaki işlevi nedir?” şeklindeki özcü arayışları terk ederek; bu kategorinin sömürgeci tahakkümü sürdürmek, seküler devlet ideolojisini yeniden üretmek ve belirli pratikleri dışlamak adına kim tarafından, hangi siyasi amaçlarla kullanıldığına odaklanan eleştirel bir düşünümsellik geliştirmelidir.
Anahtar Kelimeler
“Religion” as a Instrument of Power: Colonial Invention and Epistemic Violence
Öz
The dominant paradigm in the social sciences, which encodes the category of “religion” as an immutable, universal, and sui generis constant of human history, serves to obscure the fact that the concept was constructed in line with the political necessities of modernity. This anachronistic approach vaporizes the original social contexts of pre-modern concepts such as the Latin religio or Arabic dīn, confining them within a Western and secular template. Proceeding from this premise, the research aims to deconstruct this claim of universality and demonstrate that religion is, in fact, a strategic invention and a instrument of power constructed in early modern Europe to consolidate state sovereignty and create the irrational other of the secular. The analysis employs an interdisciplinary, holistic method blending philological deconstruction, qualitative content analysis, and postcolonial criticism; in this context, it synthesizes Brent Nongbri’s conceptual history, Talal Asad’s anthropological critique of the religion-secular binary, Timothy Fitzgerald’s analysis of colonial taxonomy, and William T. Cavanaugh’s thesis on the “myth of religious violence” constructed to legitimize the modern state. The findings reveal that the religion-secular distinction is not an ontological discovery but a political mythology that encodes the modern state’s monopoly on violence as “rational” and “legitimate” while labeling those outside its sphere of sovereignty as “fanatic”. In the context of colonialism, this distinction produces a hierarchy of civilization and barbarity; specifically, the reduction of Islam’s holistic conception of dīn -which encompasses law and politics- to the Protestant-character mold of private belief manifests as an instance of epistemic violence aimed at rendering societies governable. In this process, political subjectivities that resist modern distinctions are systematically declared irrational and pushed out of the public sphere. Consequently, the study calls upon the sociology of religion to make a radical break from the passive position of accepting its primary object of analysis as given. The discipline must abandon essentialist inquiries such as “What is the function of religion in society?” and instead develop a critical reflexivity focused on by whom, and for what political purposes, this category is used to perpetuate colonial domination, reproduce secular state ideology, and exclude certain practices.
Anahtar Kelimeler