Kutsal mekânların toplumsal anlamı nasıl üretilir, bu anlamlar hangi mekanizmalar aracılığıyla süreklilik kazanır ve neden bazı kutsal mekânlar tarihsel kırılmalara rağmen güçlü sembolik merkezler olarak varlığını sürdürür? Bu çalışma, söz konusu soruları merkeze alarak kutsal mekân olgusunu sabit, doğal ya da kendiliğinden bir kutsallık alanı olmaktan çıkarıp; toplumsal ilişkiler içerisinde üretilen, kolektif hafıza yoluyla pekiştirilen ve iktidar süreçleriyle meşrulaştırılan dinamik bir anlam yapısı olarak ele almaktadır. Bu problematik çerçeve içinde Kudüs; tarihsel, dinî ve siyasal anlatıların olağanüstü yoğunlukta kesiştiği bir örnek olarak incelenmektedir. Makale, Kudüs’ü tekil bir kutsal şehir ya da tarihsel bir sonuç olarak ele almak yerine, çok katmanlı hafıza yapıları, rekabet hâlindeki anlatılar ve sembolik anlam üretim süreçleri üzerinden analiz etmektedir. Bu yönüyle Kudüs, kutsal mekânların toplumsal işleyişini görünür kılan özgün bir analitik laboratuvar işlevi görmektedir. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, kutsal mekân, kolektif hafıza ve iktidar kavramlarının kesişiminde inşa edilmekte; bu kuramsal çerçeve, kutsallığın metafizik bir özden ziyade toplumsal bir atıf olarak nasıl üretildiğini analitik biçimde ortaya koymaktadır. Kolektif hafızanın seçici, inşa edilmiş ve süreklilik iddiası taşıyan yapısı, kutsal mekânların anlam üretiminde merkezî bir rol oynayan temel mekanizma olarak ele alınmaktadır. İktidar ise siyasal egemenlik biçimleriyle sınırlı kalmayan; anlam üretme, meşruiyet kurma ve bu anlamları doğal ve kaçınılmaz gösterme kapasitesi üzerinden analiz edilmektedir. Yöntemsel olarak çalışma, kuramsal ve tarihsel-sosyolojik bir analiz yürütmekte; klasik ve çağdaş sosyoloji literatürünü, hafıza çalışmaları ve mekân kuramlarıyla birlikte bütüncül bir biçimde sentezlemektedir. Makale, normatif yargılardan bilinçli olarak kaçınmakta; Kudüs’teki süreçleri polemik üretmeden, analitik bir mesafeyle ele almaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, Kudüs örneğinden hareketle kutsal mekânların toplumsal anlam üretimine dair genellenebilir bir sosyolojik çerçeve sunmakta; kutsal mekân çalışmalarına kavramsal netlik, kuramsal derinlik ve analitik bir perspektif kazandırmayı amaçlamaktadır.
How is the social meaning of sacred spaces produced, through which mechanisms is this meaning sustained, and why do certain sacred sites continue to exist as powerful symbolic centers despite historical ruptures? Centering on these questions, this study approaches the phenomenon of sacred space not as a fixed, natural, or self-evident realm of sanctity, but as a dynamic structure of meaning produced within social relations, reinforced through collective memory, and legitimized by processes of power. Within this problematic framework, Jerusalem is examined as an exemplary case where historical, religious, and political narratives intersect with extraordinary intensity. Rather than treating Jerusalem as a singular sacred city or as the inevitable outcome of history, the article analyzes it through multilayered memory structures, competing narratives, and processes of symbolic meaning production. In this respect, Jerusalem functions as a distinctive analytical laboratory that renders the social functioning of sacred spaces visible. The theoretical framework of the study is constructed at the intersection of the concepts of sacred space, collective memory, and power, demonstrating how sanctity is socially constructed as an attribution rather than stemming from a metaphysical essence. The selective, constructed, and continuity-oriented nature of collective memory is addressed as a fundamental mechanism playing a central role in the production of meaning in sacred spaces. Power, in turn, is analyzed not merely as a form of political domination, but in terms of its capacity to produce meaning, establish legitimacy, and present these meanings as natural and inevitable. Methodologically, the study employs a theoretical and historical-sociological analysis, synthesizing classical and contemporary sociological literature with memory studies and theories of space in a holistic manner. The article deliberately avoids normative judgments and addresses the processes in Jerusalem with analytical distance, without generating polemics. In conclusion, drawing on the case of Jerusalem, this study offers a generalizable sociological framework for understanding the social production of meaning in sacred spaces and aims to contribute conceptual clarity, theoretical depth, and an analytical perspective to the field of sacred space studies.
Sociology of Religion Jerusalem Sacred Space Collective Memory Power
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tarihsel Çalışmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 15 Şubat 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 28 Şubat 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.71096/cakutad.1853012 |
| IZ | https://izlik.org/JA94FZ87TS |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 6 Sayı: 1 |