COVID-19 pandemisiyle birlikte çalışma yaşamında uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşması, çalışanların iş ve yaşam dengesi konusundaki farkındalığını belirgin biçimde artırmıştır. Pandemi sonrasında ortaya çıkan yeni normal, bireylerin işlerine, kurumlarına ve çalışma koşullarına yönelik algılarında önemli değişimlere neden olmuştur. Bu süreçte birçok çalışan, profesyonel yaşamın kişisel yaşam üzerindeki etkilerini sorgulamaya başlamış ve emek-yaşam dengesini yeniden değerlendirmiştir. Bu bağlamda sessiz istifa kavramı, çalışanların işlerinden fiilen ayrılmadan, yalnızca görev tanımlarında belirtilen sorumlulukları yerine getirerek örgütsel beklentilerin ötesine geçmemeleri şeklinde tanımlanmaktadır. Fiziksel ve ruhsal sağlığın etkilenmesi, iş ve tatminsizliği, işten ayrılma niyeti, düşük örgütsel bağlılık gibi değişkenlerle ilişkilendirilen sessiz istifa hem bireysel hem de kurumsal düzeyde dikkate değer sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, sessiz istifa kavramı ile ilgili ulusal ve uluslararası literatürde yapılan çalışmaların karşılaştırmasını yapmak amacıyla bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak eğilimler belirlemeye çalışılmıştır. Çalışmada Web of Science (WoS) veri tabanında yayımlanan 111 makale ile TR Dizin’de yer alan 41 makale incelenmiştir. Verilerin analizi RStudio programında Bibliometrix ve Biblioshiny paketleri ve EkşiVeri uygulamaları aracılığıyla yürütülmüş olup yayın eğilimleri, yazar üretkenliği, atıf dağılımları, anahtar kelime analizleri ve kavramsal ağlar değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, uluslararası literatürde sessiz istifa konusuna ilişkin akademik üretimin Türkiye’ye kıyasla daha yoğun olduğunu ve özellikle Yunanistan merkezli çalışmaların ön plana çıktığını göstermektedir. Bununla birlikte, her iki literatürde de araştırma eğilimlerinin hızla yükseldiği ve sessiz istifanın çağdaş çalışma kültüründe giderek daha önemli bir araştırma alanı haline geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın bulguları sonucunda elde edilen çıktılar ile gelecekte sessiz istifa konusu ile yapılacak çalışmalara fikir sağlaması amacıyla kavramın nedenleri ve sonuçlarına ilişkin öneriler sunulmuştur.
Bu çalışmada araştırma ve yayın etiği ilkelerine uyulduğu kabul etmektedir.
Araştırma herhangi bir kurum tarafından desteklenmemektedir.
The widespread adoption of remote and hybrid work models during the COVID-19 has led to a significant increase in employees’ attention to work-life balance. The new normal that emerged in the aftermath of the pandemic resulted in significant shifts in individuals’ perceptions of their employment, organizations, and working conditions. During this period, many employees began to question the extent to which their professional responsibilities encroached upon their personal lives and reconsidered how they allocated their effort and time. In this context, the concept of quiet quitting refers to employees fulfilling only the tasks formally defined in their job descriptions. These employees do not exceed organizational expectations or engage in extra-role behaviours, while remaining physically employed. The phenomenon of quiet quitting has been associated with several variables, including deteriorating physical and psychological well-being, job dissatisfaction, turnover intention, and reduced organizational commitment. This has the potential to generate noteworthy implications at both the individual and organizational levels. The present study employs a bibliometric analysis to facilitate a comparison of national and international research on quiet quitting, and to identify emerging trends in the relevant literature. A total of 111 articles indexed in the Web of Science (WoS) database and 41 articles listed in the TR Index were examined. The analysis was conducted using the Bibliometrix and Biblioshiny packages in RStudio, as well as the EkşiVeri application, through which publication trends, author productivity, citation patterns, keyword analyses, and conceptual networks were evaluated. The findings indicate that academic output on quiet quitting is more extensive in the international literature compared to Türkiye, with a particularly notable concentration of studies originating from Greece. Nevertheless, research interest in both literatures has been rising rapidly, suggesting that quiet quitting is becoming an increasingly prominent area of inquiry in contemporary work and organizational studies. The study offers recommendations regarding the antecedents and consequences of quiet quitting to guide future research on the topic, based on the results.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İşletme |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 2 |