At the Limits of Inclusion: Rethinking Monstrosity in Shelley, Lessing, and Saadawi
Öz
This article examines monstrosity as a social product shaped by conformity rather than as an inherent or natural condition. Focusing on Mary Shelley’s Frankenstein, or the Modern Prometheus (1818), Doris Lessing’s Ben, in the World (2000), and Ahmed Saadawi’s Frankenstein in Baghdad (2013), it investigates how social norms regulate recognition and determine who is accepted as human. The analysis shows that physical and behavioural difference, together with moral expectation, functions as a mechanism of exclusion. Through close reading, the article argues that these figures seek recognition by adopting human social and ethical codes, a process whose limits are exposed through a posthumanist lens. Their repeated rejection reveals how rigid regulatory systems interpret deviation as danger and produce ethical abandonment. By examining scientific ambition, alienation, and distorted justice, the article challenges classificatory frameworks that separate the human from the nonhuman and moral legitimacy from deviance, presenting monstrosity as a critical site where the limits of social inclusion become visible.
Anahtar Kelimeler
Monstrosity, Social Norms, Conformity, Posthumanism, Exclusion
Kabulün Sınırlarında: Shelley, Lessing ve Saadawi’de Canavarlığı Yeniden Düşünmek
Öz
Bu makale, canavarlığı doğuştan ya da doğal bir özellik olarak değil, toplumsal uyum beklentileri ve normatif düzenlemeler aracılığıyla üretilen bir olgu olarak incelemektedir. Mary Shelley’nin Frankenstein, or the Modern Prometheus (1818), Doris Lessing’in Ben, in the World (2000) ve Ahmed Saadawi’nin Frankenstein in Baghdad (2013) eserlerine odaklanan çalışma, toplumsal normların tanınmayı nasıl düzenlediğini ve kimin insan olarak kabul edildiğini nasıl belirlediğini araştırmaktadır. Analiz, fiziksel ve davranışsal farklılıkların, ahlaki beklentilerle birlikte, bir dışlama mekanizması olarak işlediğini ortaya koymaktadır. Yakın okuma ile makale, bu figürlerin insanlara özgü toplumsal ve etik kodları benimseyerek tanınma arayışına girdiklerini, bu sürecin sınırlarının ise posthümanist bir bakışla açığa çıktığını ileri sürer. Ancak tekrarlanan taleplerinin reddedilmesi, katı düzenleyici yapıların sapmayı tehlike olarak yorumladığını ve etik bir terk ediş ürettiğini açığa çıkarmaktadır. Bilimsel hırs, yabancılaşma ve çarpıtılmış adalet biçimlerini ele alan bu çalışma, insan ile insan olmayan ve ahlaki meşruiyet ile sapma arasında keskin ayrımlar kuran sınıflandırıcı mantığı sorgular, ve bu bağlamda canavarlığı, toplumsal kapsayıcılığın sınırlarını açığa çıkaran bir analiz odağı olarak ele alır.
Anahtar Kelimeler
Canavarlık, Sosyal Normlar, Uyum, Posthümanizm, Dışlama