Bugüne kadar Yakın Doğu’da tarihöncesi ve ön-tarih çağları ile ilgili yapılan çalışmalar yavaş yavaş meyvelerini vermeye ve bölgenin tarihi coğrafyası ile ilgili fotoğraf netleşmeye başlamıştır. Buna göre, İlk Tunç Çağı’nda, bugün Anadolu dediğimiz ülkemiz sınırları içindeki coğrafyada, kökleri Neolitik/Kalkolitik Dönemlere kadar inen, sınırlarının çizilmesinde coğrafyanın da etkili olduğu üç farklı kültürel/siyasal gruplaşmadan söz edilebilir: Bunlardan biri, son Neolitik’ten itibaren Mezopotamya’nın ayrılmaz bir parçası olan ve bizim bugün Güneydoğu Anadolu olarak adlandırdığımız Yukarı Mezopotamya kültür bölgesi; ikincisi bugün Doğu Anadolu dediğimiz bölgede yayılmış olan Karaz veya Kura-Araks Kültürü’dür. Bu kültürün son araştırmalara göre, Doğu Anadolu’nun doğu kesimi ve Ermenistan–Nahçıvan bölgelerini de içine alan coğrafyada Geç Kalkolitik’te şekillendiği ve buradan kuzeye ve güneye doğru yayılmış olabileceği söylenmektedir. Üçüncüsü ise, bugün Batı ve Orta Anadolu olarak adlandırdığımız, antik dönemlerde Küçük Asya denilen ve Anadolu yarımadasının tamamını içine alan coğrafyada söz konusu olan ve belki de “Batı Anadolu Uygarlığı” olarak adlandırabileceğimiz kültürel bütünlüktür. Bu bütünlük, birbirleriyle ortak özellikler içeren ve paralel gelişme gösteren bölgesel kültürler mozaiğinden oluşur. Bu oluşumun gerisinde yatan nedenlerin en başında bölgenin coğrafi özelliği gelir. Şöyle ki: Üç tarafının denizlerle, doğu tarafının da yüksek dağ sıraları ile çevrili olduğu Anadolu Yarımadası, tarihöncesi dönemlerde Orta Doğu ile Balkanlar arasında bir köprü işlevinden daha çok, dışarıdan insan topluluklarının bölgeye girmesini zorlaştırıcı ve caydırıcı bir rol oynamıştır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Eski Anadolu Tarihi |
| Bölüm | Konferans Bildirisi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 3 Mayıs 2004 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2004 Sayı: 3 |