Bu çalışmanın, medyada dolaşıma giren dezenformasyon içeriklerinin hangi anlatı ve söylem stratejileri aracılığıyla kamuoyunda ikna edici bir gerçeklik algısı ürettiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini, T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından 2025 yılının son çeyreğinde yayımlanan bültenlerde yer alan haberler arasından amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen altı haber oluşturmaktadır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı kapsamında betimsel içerik analizi yöntemiyle yürütülmüş; haber metinleri bilginin sunuluş biçimi, bağlamın kurulma şekli, kesinlik dili, belirsizlik üretimi ve duygusal çağrışımlar açısından çözümlenmiştir. Analiz bulguları, dezenformasyonun çoğunlukla teknik doğrulama eksikliğinden ziyade, bağlam koparması, basitleştirme ve çerçeveleme yoluyla anlamın dönüştürülmesi üzerinden üretildiğini göstermektedir. Ayrıca afet, sağlık, çocukların güvenliği, ulusal kaynaklar ve adli süreçler gibi toplumsal hassasiyet içeren temaların, korku, güvensizlik ve ahlaki tepki üretmeye elverişli anlatılar için özellikle tercih edildiği tespit edilmiştir. Çalışma, dezenformasyonun medya metinlerinde tekrar eden söylemsel kalıplar üzerinden yapılandığını ortaya koyarak, içerik doğrulamanın yanı sıra anlatı ve dil temelli analizlerin de dezenformasyonla mücadelede temel bir analitik araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamayı hedeflemektedir.
This study aims to analyze the narrative and discursive strategies through which media disinformation creates a persuasive perception of reality among the public. The sample includes six news items deliberately selected from bulletins published by the Turkish Presidency’s Directorate of Communications Disinformation Combat Center (DMM) in the last quarter of 2025. The research adopts a qualitative approach with descriptive content analysis. News texts are examined regarding modes of information presentation, contextual framing, certainty language, ambiguity creation, and emotional appeals. The results indicate that disinformation mainly stems from transformations of meaning through context removal, simplification, and framing strategies, rather than from a lack of technical verification. Additionally, socially sensitive topics such as disasters, health, child safety, national resources, and judicial processes are often chosen because they are more effective at evoking fear, distrust, and moral reactions.The study shows that disinformation is organized around recurring discursive patterns in media texts and highlights that, in addition to fact-checking practices, narrative- and discourse-focused analyses should be viewed as essential tools for understanding and combating disinformation.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Gazetecilik, Kitle İletişimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 27 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 4 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 12 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32952/communicata.1872614 |
| IZ | https://izlik.org/JA24NL94PU |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 31 |
Content of this journal is licensed under a Creative Commons Attribution NonCommercial 4.0 International License