SAHABÎLERİN TÜRKLERİ TANIMALARI VE İLİŞKİLERİ
Öz
Hz. Peygamber’e hayatta iken iman edip onunla görüşme imkânını yakalayan kimseye sahabî denilmektedir. Sahabîlerin görüş ve değerlendirmeleri sonraki dönem müslümanları tarafından bir ölçüt kabul edildiğinden, onların bazı şahıs, topluluk ve devletlerle ilgili görüşleri de büyük önem kazanmaktadır. Bu bağlamda sahabîlerin, dünya tarihini etkileyen ve halen de etkilemekte olan Türklerle ilgili görüş ve değerlendirmelerinin de incelenmesi gerekmektedir. Zira İslam tarihi kaynaklarımızda Türklerin kökeni, fizikî görünümleri ve bazı karakteristik özelliklerinden bahseden rivayetler bulunmaktadır.
İslam’ın zuhuru esnasında Arapların ve özelde ilk müslümanların Türkleri tanıması meselesi tartışılsa da, ashâbın bu millet hakkında bilgi sahibi olması pek çok açıdan mümkün görünmektedir. Zira Mekkelilerin uluslararası imtiyazlar elde edip büyük çaplı ticaret yapmaları, tarihi İpek Yolu üzerinde Türklerin yaşadığı pek çok şehrin bulunması, Cahiliye şairlerinin şiirlerinde Türklerden söz edilmesi, yabancıların Mekke’de ikamet etmeleri, komşu devletler Bizanslılar ve Sasanîlerin Türklerle olan ilişkileri, savaşları gibi hadiseler bu karşılaşmayı ve tanımayı mümkün kılmaktadır.
Sahabîlere göre Türkler, müslüman olma potansiyeli yüksek, nüfusu kalabalık ve güçlü insani karakterlere sahip bir millettir. Ancak başlangıçta Türkler, ilişilmemesi gereken tehlikeli düşmanlar olarak nitelendirilmiştir. Müslümanlar, Türklerin sınır komşuları olan Bizans İmparatorluğu ve Sasanî İmparatorluğu’yla fiilen savaş halindeydiler. Türkler dışarda Çin istilasına karşı mücadele verirlerken, içerde taht kavgaları gibi sorunlarla meşguldüler. Bu yüzden taraflar savaşmak yerine birbirlerini anlamaya ve temkinle yaklaşmaya çalışmışlardır. Savaş kaçınılmaz olduğunda da birbirlerinin üzerine cesaretle yönelmişlerdir. Sahabe devrinin sonlarına doğru Kafkasya, Horasan ve Mâverâünnehir bölgelerinde Türklerle savaşılmıştır.
Bu noktada Türklerin sahâbeye nasıl baktığı meselesi de önem kazanmaktadır. Öyle ki Türkler ashâbı, ulvi gayelerle hareket eden insanlar olarak görmüşler ve savaşma konusunda pek istekli davranmamışlardır. Bu yüzden olsa gerek Türklerin Kafkaslarda Bâbu’l-Ebvâb’ın (Demirkapu), Orta Asya’da Ceyhun Nehri’nin ardına kadar çekildikleri görülmüştür. Türkler (kitlesel olarak) müslüman olmadan önce de sahabîlere ve mezarlarına saygı ve hürmet göstermişlerdir. Bu tür yaklaşımların Türklerin İslamlaşmasını olumlu etkilediği söylenebilir. İlk devirlerde Türkler arasında kitlesel olmasa da bireysel müslümanlaşanlar olmuştur. Emevîlerin mevâli politikaları ve süregelen savaşlar İslamlaşmayı yavaşlatmışsa da Abbasî ihtilaline en büyük desteğin Türklerin yoğun yaşadığı Horasan ve Mâverâünnehir halkından geldiği bilinmektedir.
Bu çalışmada, temel İslâm tarihi kaynakları ve hadis külliyâtı esas alınarak, Hz. Peygamber’in ve sahabîlerin Türklerin kökeni, fizikî görünümleri ve bazı insani özelliklerini anlatan rivayetler üzerinde durulmaktadır. Amacımız ilk İslam fetihleri süresince sahabîlerin Türklerle olan ilişkilerini, onların Türklere dair olumlu ve olumsuz kanaatlerini tüm yönleriyle ortaya koymaktır.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- Abdürrezzâk b. Hemmâm (ö. 211/826-27), el-Muṣannef, thk. Ḥabîbürrahmân el-Aʻzamî, I-XII, Mektebetü’l-İslâmî, Beyrut 1403/1983.
- Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855), Feḍâilü’ṣ-ṣaḫâbe, thk. Muhammed Abbâs, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut 1403/1983.
- Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855), Müsned, thk. Şuʻayb el-Arnaût v.dğr., I-L, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut 1416-1421/1995-2001.
- Ali, Cevâd, el-Mufassal fî Târîḫi’l-ʻArab kable’l-İslâm, I-X, Manşûrâtü eş-Şerîf er-Raḍî, Bağdad 1380/1961.
- Askerî, Ebû Hilâl el-Hasen b. ʻAbdillâh (ö. 400/1009), el-Evâil, thk. Muhammed es-Seyyid el-Vekîl, Dâru’l-Beşîr, Tanta 1403/1987.
- Aynî, Ebû Muhammed Bedruddîn Mahmûd b. Ahmed (ö. 855/1451), ʻUmdetü’l-ḳârî şerhu Saḥîḥi’l-Buḫârî, I-XXV, Daru’l-Fikr, Beyrut ts.
- Azîmâbâdî, Muhammed Şemsülḥak (ö. 1329/1911), ʻAvnü’l-ma‘bûd şerhu Süneni Ebî Dâvud, I-XVI, Dâru’l-Kütübi’l-ʻİlmiyye, Beyrut 1990.
- Belâzürî, Ebu’l-ʻAbbâs Ahmed b. Yahyâ (ö. 279/892-93), Ensâbü’l-eşrâf, thk. Süheyl Zekkâr-Riyâd Ziriklî, I-XIII, Dâru’l-Fikr, Beyrut 1417/1996.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
Araştırma Makalesi
Yazarlar
Ali Hatalmış
0000-0002-1689-4809
Türkiye
Yayımlanma Tarihi
27 Aralık 2019
Gönderilme Tarihi
20 Eylül 2019
Kabul Tarihi
16 Ekim 2019
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2019 Cilt: 19 Sayı: 2