Kur’an’ın üslûbuna, mesajlarına, âyetlerin kısalık ve uzunluğuna, hitap tarzına ve benzeri özelliklerine derinlikli ve kronolojik bakıldığında Mekke döneminde nâzil olan âyetlerle, Medine döneminde indirilen âyetlerin kimi yönlerden bütünlük ifade ettiği, bazı açılardan ise farklılıklar barındırdığı dikkat çekmektedir. Bu sebeple de İslam âlimleri tarafından çeşitli bakış açılarından hareketle bu konuda birçok derinlikli çalışma yapılmıştır. Nitekim kimi müfessirler bu alanın önemini ortaya koymak ve bu konunun ihtilaflı meselelerine çözüm sunmak için müstakil eserler kaleme almıştır. Ancak bu tarz çalışmalar daha çok Mekkî-Medenî ayrıma dair soyut bir perspektif sunmaktadır. Bu yönüyle de tefsir literatürüne etkisinin somutlaştırılması için bu taksimin, âyetler üzerinden mukayeseli bir şekilde ortaya konulmasına gereksinim duyulmaktadır. Böylelikle bu ayrımdan kaynaklı tefsir tercihlerinin, daha somut olarak görünürlüğü mümkün olabilecektir. Ancak tespit edildiği kadarıyla bu taksimin, âyetler üzerinden pratik yansımaları noktasında ortaya konulmuş çalışmaların az olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, âyetlerin tefsiri üzerinden bu meseleye dair okumalarını belirginleştiren İbn Kesîr gibi (öl. 774/1373) müfessirlerin perspektifiyle bu ayırımın tefsir yöntemi üzerindeki etkisinin ortaya konulması önemli bir boşluğu dolduracaktır. Tespit edildiği kadarıyla İbn Kesîr, Mekkî ve Medenî âyetlerin taksiminde temelde hicreti referans almış ve âyetlerin nüzûl ortamı ve mekanının tespitinde, rivayetin ölçüt alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Ancak şu bir gerçek ki hicret, Mekkî-Medenî âyetlerin bilinmesinde ve ihtilaflı olan âyetlerin izahında tek başına yeterli değildir. Nitekim İbn Kesîr’in de bu bakış açısına sahip olduğu görülmüştür. Zira onun tefsirinde âyetlerin üslûbunu ve muhatap bilgisini de bu meselenin izahında ciddi anlamda önemsediği anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra onun, âyetlerin Mekkî veya Medenî olduğuyla ilgili üslup ve muhatap bilgisine başvurduğu ulaşılan bir diğer noktadır. Ayrıca İbn Kesîr’in Mekkî sûrelerle, Medenî sûreleri bir bütün olarak âyetler üzerinden irdelediği ve vahyin mesajlarının tedriciliği anlamındaki değişimi veya tamamlayıcı yönlerini bu mesele üzerinden sıklıkla ön plana çıkarmaya çabaladığı tespit edilmiştir. Tüm bunlarla beraber İbn Kesîr’in bazı müfessirlerin ihtilaflı durumlarda göz önünde bulundurduğu mükerrer nüzûl meselesi ve nesh konusuna da yer vermekle kalmadığı, derinlikli yorumlarla bu konulara eğildiği görülmüştür. Ayrıca İbn Kesîr, Mekke ve Medine’de nâzil olan âyetleri birbirinden kopuk ve tamamen bağımsız bir mahiyette değerlendirmediği; nasların arka planına odaklanarak, vahyin bütüncül ve kapsayıcı yönünü ön plana çıkarmaya çabaladığı ortaya konmuştur. Etmesine durum onun bu iki dönemin âyetler üzerindeki etkisini göz ardı etmesine yol açmadığı, bilakis onun, vahyin her iki safhasından hareketle birçok tespit ve tercihte bulunduğu tespit edilmiştir. Bu dönemsel ayrımın, İbn Kesîr’in tefsir anlayışını yansıtan temel ilkelerden biri haline geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda çalışmada nitel araştırma yönteminin doküman inceleme modeli kullanılarak, İbn Kesîr’in Mekkî-Medenî ayrımına dair tespitlerine ulaşılmaya çalışılacaktır. Bu çalışma, İbn Kesîr’in bakış açısından hareketle söz konusu meselenin âyetlerin tefsiri üzerindeki etkisini, pratik örnekler üzerinden ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Tefsir İbn Kesîr Tefsîrü’l-Kurʾâni’l-ʿazîm Mekkî Medenî Bütüncül Yaklaşım.
A deep and chronological examination of the Qur'an reveals that the verses revealed during the Meccan and Medinan periods exhibit both notable consistencies and significant differences in style, messaging, verse length, and modes of address. These variances have prompted Islamic scholars to conduct extensive studies from multiple perspectives, with some exegetes even composing independent works to underscore the importance of this distinction and address the resultant interpretive challenges. However, many of these contributions tend to present an abstract framework for the Meccan-Medinan classification without fully elucidating its practical implications in the field of tafsir. This gap signals an urgent need for comparative analyses of Qur'anic verses that concretely illustrate how such classifications influence interpretive choices. Notably, there is a dearth of studies focusing on the direct, verse-based effects of this distinction. In this context, the insights of classical exegetes, particularly Ibn Kathir (d. 774/1373), provide valuable perspectives. Ibn Kathir's classification of Meccan and Medinan verses is primarily anchored in the Hijrah (migration to Medina), while he emphasizes the importance of transmitted reports (riwayat) in ascertaining the context and circumstances of revelation. Yet, he does not regard Hijrah as a standalone criterion. His tafsir demonstrates a careful consideration of linguistic style and audience identity in the interpretation of verses. Furthermore, Ibn Kathir often employs stylistic elements and an understanding of the audience to discern whether a verse belongs to the Meccan or Medinan categories. He views the surahs from both periods as interconnected components of a cohesive whole, emphasizing the progressive nature of revelation and the complementary aspects of divine messages over time. Additionally, he approaches key debates—such as repeated revelations and the concept of abrogation (naskh)—with nuanced interpretations, refraining from treating Meccan and Medinan revelations as isolated entities. Instead, he underscores the comprehensive nature of divine revelation while acknowledging the distinct characteristics inherent to each period. This study aims to explore Ibn Kathir’s determinations on the Meccan-Medinan distinction through the document analysis model within qualitative research methodology. By employing practical examples, this research seeks to illustrate the impact of this classification on verse interpretation based on Ibn Kathir’s perspective.
Tafsir Ibn Kathīr Tafsīr al-Qurʾânī al-ʿazīm Makkī Madīnī Holistic Approach
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tefsir |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 69 |