Merhametli Ebeveynliğe Tasavvufî Bir Yaklaşım
Öz
Tasavvuf kökeni, kavramsal çerçevesi, metodolojisi ve konusu itibarıyla Kur’an ve Sünnete dayanan köklü bir ilim dalıdır. Bu ilim içerisinde merhamet kavramı, yalnızca ahlâkî bir erdem olarak değil, aynı zamanda varoluşsal ve pedagojik bir ilke olarak merkezî bir konumda yer almaktadır. Bu bağlamda tasavvufî anlayışta ebeveynlik, ilâhî isimlerden er-Rahmân ile ontolojik düzeyde ilişkilendirilen özgün bir yapı arz etmektedir.
Öte yandan, son yıllarda “merhametli ebeveynlik” kavramı çağdaş eğitim ve psikoloji literatüründe giderek daha fazla tartışılan yaklaşımlar arasında yer almaktadır. Her ne kadar merhamet kavramı modern literatürde nispeten yeni bir yönelim olarak değerlendirilse de İslam düşüncesinde ve özellikle tasavvufî gelenekte ebeveynlik tasavvurunun kurucu ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede söz konusu çalışma, öncelikle merhametli ebeveynliğin mahiyetini kavramsal düzlemde analiz etmeyi, ardından İslam’da ebeveynliğin teorik temellerini ortaya koymayı gaye edinmektedir.
Bununla birlikte çalışmada, şefkatli bir ebeveyn olma ve bireylerde öz-merhamet duygusunun geliştirilmesinin, tasavvufî terbiyenin bir neticesi olarak mümkün olabileceği ileri sürülmektedir. Bu doğrultuda, merhametli ebeveynlik pratiğinin ve bireysel düzeyde öz-merhametin inşasının, tasavvufî eğitim süreçleriyle temellendirilebileceği savunulmakta; ayrıca tasavvufta merhametin ontolojik sembolü olarak değerlendirilen annelik rolüne de özel bir vurgu yapılmaktadır.
Merhametli ebeveynlik, ebeveynlerin çocuklarını öncelikle ilâhî bir “emanet” ve “rahmet” tecellisi olarak kavramalarına dayanmaktadır. Bu anlayışa göre, merhameti yalnızca bir tutum olarak değil, aynı zamanda bir hâl ve kalıcı bir sıfat olarak kendi varlıklarında tecelli ettirebilen ebeveynlerin merhametli ebeveynlik ilkesini benimsedikleri söylenebilir. Bu çerçevede, çocuklarının güçlü ve gelişime açık yönlerini sağlıklı biçimde belirleyebilen, ayrım gözetmeksizin sevgi ve ilgi dağılımında adaleti tesis eden ve onların duygu-düşünce dünyalarını anlamak için çabalayan ebeveynlerin merhamet eksenli bir yaklaşım sergiledikleri anlaşılabilir. Nitekim ebeveyn-çocuk ilişkisinin merkezine yerleşen merhamet ilkesi, bu özgün ve hayati bağın sürekliliğini besleyerek ve ilişkideki derinliği artırarak güven temelli güçlü bir bağ oluşumuna zemin hazırlayabilir. Bu bağın zaman içerisinde karşılıklı olarak daha da güçlendiği, evlatlar nezdinde ebeveynlere yönelik merhamet, saygı ve vefa duygularının da güçlenip pekiştiği görülebilir.
Tasavvuf, insanın olgunlaşmasını hedefleyen, nefsin tezkiyesini ve kalbin tasfiyesini merkeze alan manevî bir eğitimi öngörmektedir. Bu çerçevede tasavvufi literatürde nefs, kimi zaman terbiye edilmesi ve dinginleştirilmesi gereken bir çocuğa benzetilir. Nefsin eğitimi, bireyin kendi nefs çocuğunu yetiştirmek suretiyle adeta kendi kendisine ebeveynlik ettiği bir süreç olarak anlaşılabilir. Diğer taraftan, zikir gibi uygulamalar yoluyla tasfiye edilen kalpte daha arınmış ve yücelmiş bir benliğin ortaya çıkması, metaforik olarak “kalp çocuğunun doğumu” şeklinde ifade edilmektedir. Manevi olgunluğun neticesinde, bireylerde merhametin bir duygu ve tutum olarak güçlenmesi söz konusudur. Böylelikle tasavvufî eğitimin, bireyin öncelikle kendi iç dünyasında öz-merhameti geliştirdiği ve bunu daha sonra kişilerarası ilişkilerine ve ebeveynlik rollerine yansıttığı bir içsel eğitim süreci olduğu anlaşılmaktadır. Bireyin kendi iç dünyasında öz-merhamet duygusunu keşfetmesi ve geliştirmesi, ebeveynlik tasavvurunu da ilahî rıza ekseninde yeniden inşa etmesini sağlamaktadır. Bu yönüyle tasavvufî eğitim bağlamında merhametli ebeveynlik, yalnızca çocuğun eğitimiyle sınırlı kalmayan; aynı zamanda ebeveynlerin de kendi manevî eğitim süreçleri içerisinde eğitildikleri, karşılıklı ve dinamik bir pedagojik yapıya işaret etmektedir.
Sonuç olarak bu çalışma, merhametli ebeveynlik olgusunu tasavvufî bir bakış açısıyla yeniden ele almayı hedeflemekte; bu amaç doğrultusunda disiplinler arası bir yaklaşım benimsemekte ve tümdengelim yöntemini esas almaktadır. Ayrıca çalışma, konu ve mahiyet bakımından özgün yapısıyla alana katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Anahtar Kelimeler
A Sufi Approach to Compassionate Parenting
Öz
Compassion has consistently occupied a central place in Sufism. Sufi parenting reflects a structure that is intrinsically connected to the Divine Name al-Raḥmān. Recently, “compassionate parenting” has emerged as a topic of discussion among parenting approaches. Although compassion may seem relatively new in education and psychology, it is a fundamental principle of Islamic parenting. The study first seeks to understand the nature of compassionate parenting, and subsequently addresses the theoretical foundations of parenting in Islam. The study also emphasizes the dialectical nature of Sufi pedagogy, arguing that compassionate parenting and the development of self-compassion are fundamentally enabled by Sufi education. Finally, the role of mothers—regarded in Sufism as the ontological symbol of compassion—is also discussed. In this regard, the study aims to reconsider compassionate parenting from a Sufi perspective. To this end, an interdisciplinary approach has been adopted, grounded in a deductive methodology.
Anahtar Kelimeler