Önlenemeyen doğal afetlerden/tehlikelerden sayılan deprem, yerkabuğundaki kırılmalardan dolayı ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayıldıkları ortamları sarsan hareketlerdir. Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de depremler kaçınılmaz bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüze kadar Türkiye’de birçok deprem yaşanmış ve yaşanmaya devam edecektir. Son zamanlarda yaşanan depremler arasında 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş’ta 7.7 (Pazarcık merkezli) ve 7.6 (Elbistan merkezli) şiddetindeki depremler gelmektedir. Pazarcık merkezli bu depremden merkez üs ve çevresinde yer alan 11 il (Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya, Diyarbakır, Adana, Kilis ve Elâzığ) çok etkilenmiştir. Yüksek şiddetli olan bu deprem, buralardaki birçok yerleşimi ve yapıyı çok etkilemiştir. Çalışma kapsamına bu depremlerden çok etkilenen yerleşim yerlerinden biri olan Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesi alınmıştır. Gölbaşı’na 26 Nisan 2023 tarihinde (depremden 79 gün sonra) MAÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm hocaları, MYO İnşaat Teknolojisi hocası (İnş Müh.) ve öğrencilerle gidilip yerinde gözlemler ve incelemeler yapılmıştır. Gözlem ve inceleme yapılan yerler Gölbaşı Merkeze bağlı Fatih ve Yeni mahallelerdir. Araştırmanın temel amacı, bu hasarların nedenlerini anlamak ve deprem-mimarlık ilişkisini irdelemektir. Yapılan gözlemler, birçok yapının zemin sıvılaşması nedeniyle hasar gördüğünü, bunun yanı sıra yapısal hasarların da önemli boyutlarda olduğunu göstermiştir. Literatür taraması, mimarlık ve deprem ilişkisi üzerine yeterli çalışma yapılmadığını ortaya koymaktadır. Bu durum, deprem sonrası yapı tasarımı ve inşaat süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, gelecekteki depremlere karşı daha dirençli yapılar inşa edilmesi için mimari yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Sonuç olarak, bu tür araştırmalar, deprem sonrası hasar tespitinin yanı sıra, yapısal tasarımın iyileştirilmesi adına önemli veriler sunmaktadır. Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan ülkelerde, mimarlık ve mühendislik disiplinlerinin birlikte çalışarak daha güvenli bir yaşam alanı yaratma çabası büyük önem taşımaktadır.
Earthquakes, which are considered to be one of the natural disasters/hazards that cannot be prevented, are movements that shake the environments where vibrations arising from fractures in the earth's crust spread in the form of waves. Earthquakes are an inevitable reality in Turkey, which is located in the earthquake zone. Many earthquakes have occurred in Turkey to date and will continue to occur. Among the recent earthquakes, the earthquakes with a magnitude of 7.7 (centered in Pazarcık) and 7.6 (centered in Elbistan) in Kahramanmaraş on February 6, 2023 are among the earthquakes. The epicenter and 11 provinces around it (Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya, Diyarbakır, Adana, Kilis and Elazığ) were greatly affected by this Pazarcık-centered earthquake. This high-intensity earthquake greatly affected many settlements and structures here. The Gölbaşı district of Adıyaman, one of the settlements most affected by these earthquakes, was included in the scope of the study. On April 26, 2023 (79 days after the earthquake), MAU Engineering-Architecture Faculty Architecture Department professors and students went to Gölbaşı and made on-site observations and investigations. The places where observation and examination were carried out are Fatih and Yeni neighborhoods of Gölbaşı Center. The main purpose of the research is to understand the causes of these damages and to examine the earthquake-architecture relationship. Observations have shown that many buildings were damaged due to ground liquefaction, and that structural damage was also significant. Literature review reveals that there are not enough studies on the relationship between architecture and earthquakes. This situation emphasizes that post-earthquake building design and construction processes need to be reconsidered. The results of this study may contribute to the development of architectural approaches to build more resistant structures against future earthquakes. As a result, such studies provide important data for post-earthquake damage assessment as well as for improving structural design. In countries such as Türkiye, which are located in earthquake zones, the effort of architecture and engineering disciplines to work together to create a safer living space is of great importance.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Doğal Afetler |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Nisan 2024 |
| Kabul Tarihi | 20 Ekim 2024 |
| Erken Görünüm Tarihi | 25 Ocak 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 27 Ocak 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 11 Sayı: 1 |

Doğal Afetler ve Çevre Dergisi, Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License ile lisanlanmıştır.