It is a known fact that many of the traditional handicrafts are facing extinction as a result of today's technological developments. The production of traditional style and completely old techniques in almost every branch of Turkish Handicrafts, which are well known all over the world, is getting more and more difficult when considered artistically in terms of both materials and application areas. For example, there are artists and masters who can continue to produce works in a traditional way as a result of their personal efforts and efforts in the fields of printmaking, felt, calligraphy and marbling, their numbers are decreasing day by day. In this context, since it is cheaper and easier to find, the molds prepared from linden wood in art of printmaking are replaced by styrofoam molds. It is seen that the natural and madder paints used in traditional Turkish handicrafts such as printmaking, felting and marbling have been replaced by a number of fabricated chemical paints. When we look at the situation of hat(calligraphy), which is one of the traditional Turkish handicrafts, it is understood that Turkish calligraphers (hattat) have decreased to a great extent as a result of the Latin alphabet replacing the Arabic alphabet in Turkey with the republic.It is important that the efforts of artists such as hattat Emin Barın and Abdullah Taşçı, who is one of his students, to ensure the continuation of Turkısh calligraphy by using Latin letters, in a sense, are appreciated in the name of sustainability. Of course, although it is very important to keep traditional handicrafts alive, considering the changing world conditions. It is considered that is beneficial not to approach the use of different subjects, techniques and materials in handicrafts too harshly, and even to embrace such changes with students in universities and to increase the practices made in workshops in terms of sustainability. Since the main purpose of this study is to ensure sustainability in handicrafts, by producing designs suitable for current tastes with material and usage area changes, together with Selcuk University Architecture and Design Faculty Handicrafts Department undergraduate students and Selcuk University Social Sciences Institute Handicrafts graduate students; trial applications prepared for printmaking, marbling, calligraphy and felt are shared.
Geleneksel el sanatlarının pek çoğunun günümüzdeki teknolojik gelişmeler sonucu yok olmakla karşı karşıya olduğu bilinen bir gerçektir. Tüm dünyada iyi bilinen pek çok Türk El Sanatı’nın hemen hemen her dalında, geleneksel üslup ve tamamen eski tekniklerin kullanımı ile eser üretimi, günümüzde gerek malzeme, gerekse uygulama alanları bakımdan sanatsal olarak düşünüldüğünde gittikçe daha zorlaşmaktadır. Örneğin yazmacılık, keçe, hat ve ebru alanlarında, kişisel gayret ve çabaları sonucunda tam manası ile geleneksel bir şekilde eserler vererek sürdürebilen sanatçı ve ustalar olsa dahi sayıları her geçen gün daha da azalmaktadır. Bu bağlamda daha ucuz ve kolay bulunduğu için, yazmacılık sanatının ıhlamur ağacından hazırlanan kalıplarının yerini strafor kalıpların; yazmacılık, keçe ve ebru gibi geleneksel sanatlarda kullanılan doğal boyaların yerini fabrikasyon üretim bir takım kimyasal boyaların aldığı görülmektedir. Yine geleneksel Türk el sanatlarından olan hat sanatının durumuna bakıldığında, cumhuriyet ile birlikte Türkiye’de Arap alfabesinin yerini Latin alfabesinin almasının sonucunda Türk hattatlarının büyük ölçüde azaldığı anlaşılmaktadır. Özellikle hattat Emin Barın ve onun öğrencilerinden olan Abdullah Taşçı gibi sanatçıların Latin harfleri kullanarak bir anlamda hat sanatının Türkiye’de devamını sağlamaya yönelik çabalarının sürdürülebilirlik adına takdir edilmesi önem taşımaktadır. Elbette tam manası ile geleneksel sanatları yaşatmak çok önemli olsa da, değişen dünya şartları göz önüne alındığında el sanatları alanlarında bahsettiğimiz bu gibi değişik konu, teknik ve malzeme kullanımlarına çok sert yaklaşılmaması, hatta üniversitelerde öğrencilerle birlikte bu tür değişiklikleri kucaklayarak atölyelerde yapılan uygulamaların arttırılmasının sürdürülebilirlik açısından faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada temel amaç el sanatlarında sürdürülebilirliğin sağlanması olduğundan, Selçuk Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi El Sanatları Bölümü lisans ve Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü El Sanatları yüksek lisans öğrencileri ile birlikte malzeme ve kullanım alanı değişiklikleriyle yapılan güncel beğenilere uygun tasarımlar üretilerek; yazmacılık, ebru, hat, keçe alanları için hazırlanan deneme uygulamaları paylaşılmaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Ekim 2022 |
| Yayımlanma Tarihi | 28 Aralık 2022 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1189916 |
| IZ | https://izlik.org/JA45PF29SJ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2022 Cilt: 24 Sayı: ÖZEL SAYI |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla