Corruption has an important role in many economic, political and social problems all over the world. Studies on this subject reveal the negative consequences of corruption both theoretically and empirically. On the other hand, it is also possible that effective economic policy instruments can lead to successful results in the fight against corruption. However, when determining these policies, it is important to consider the impact of the level of development of countries on the perception of corruption and to develop instruments to combat corruption accordingly. This study empirically tests the impact of fiscal policy instruments on the perception of corruption in Turkey and aims to identify the policies that should be prioritised in the fight against corruption. In the study, the effect of public expenditures, tax burden, borrowing, per capita growth and unemployment indicators on the corruption perception index between 1999 and 2022 is estimated by the least squares method. According to the empirical findings of the study, public expenditures, policies to reduce unemployment and the increase in GDP per capita have a positive effect on the perception of corruption. On the other hand, tax burden and borrowing have no effect on the perception of corruption.
Corruption Public Expenditure Tax Borrowing Economic Growth Unemployment.
Tüm dünyada ekonomik, politik ve sosyal sorunların pek çoğunda yolsuzluğun önemli bir payı vardır. Bu konuda yapılan çalışmalar, yolsuzluğun yarattığı olumsuz sonuçları hem teorik hem de ampirik düzeyde ortaya çıkarmaktadır. Öte yandan, etkili bir şekilde kullanılacak ekonomi politikası araçlarının yolsuzlukla mücadelede başarılı sonuçlar doğurması da olasıdır. Ancak bu politikalar belirlenirken ülkelerin gelişmişlik düzeyinin yolsuzluk algısı üzerindeki etkisi ve bu doğrultuda mücadele araçları geliştirilmesi önemlidir. Bu çalışma, maliye politikası araçlarının yolsuzluk algısı üzerindeki etkisini Türkiye örneği üzerinden ampirik olarak sınamakta ve bu doğrultuda, yolsuzlukla mücadelede öncelik verilmesi gereken politikaları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, 1999-2022 yılları arasında kamu harcamaları, vergi yükü, borçlanma, kişi başına düşen büyüme ve işsizlik göstergelerinin yolsuzluk algı endeksi üzerindeki etkisi en küçük kareler yöntemi ile tahmin edilmektedir. Çalışmanın ampirik bulgularına göre, kamu harcamaları, işsizliği azaltmaya yönelik politikalar ve kişi başına düşen GSYH’de meydana gelen artış yolsuzluk algısını olumlu yönde etkilemektedir. Vergi yükü ve borçlanmanın ise yolsuzluk algısı üzerinde herhangi bir etkisine rastlanmamıştır.
Yolsuzluk Kamu Harcamaları Vergi Borçlanma Ekonomik Büyüme İşsizlik.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Makro İktisat (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Eylül 2023 |
| Yayımlanma Tarihi | 20 Aralık 2023 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1355745 |
| IZ | https://izlik.org/JA68NF62AM |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2023 Cilt: 25 Sayı: 4 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla