The maximizing-satisfying distinction, which is based on limited rationality, was established on theoretical grounds by Schwartz et al. (2002). When the literature is analysed, it is seen that the studies on the subject are mostly concentrated on scale development efforts. However, few studies have examined the maximizing tendency with different variables. In this respect, this study was conducted to investigate the relationships between maximizing tendency and loss aversion, risk aversion, happiness and tendency to cognitive biases. In the study with a sample of 272 people, firstly, the scales of maximizing tendency, loss aversion and risk aversion were adapted into Turkish and validity/reliability analyses were performed, and then the hypotheses were tested. The findings indicate that the maximizing tendecy differs only according to marital status, whereas the relationships with loss aversion, risk aversion, happiness and tendency to cognitive biases differ between genders. Accordingly, while there is a statistically significant relationship between the maximizing tendency and loss aversion and risk aversion in women, there is no relationship between both variables and the maximizing tendency in men. Again, while there is no relationship between the maximizing tendency and happiness and the tendency to incur sunk costs in women, there is a significant relationship between the maximizing tendency and happiness and the tendency to incur sunk costs in men. Here, it is seen that the motivations of men and women are different in terms of the maximizing tendency. The study has a unique value in terms of the fact that there is no study that deals with the maximizing tendency together with the aforementioned variables. In addition, it is also important in terms of carrying out the Turkish adaptations and analyses of the Maximization Tendency Scale, Loss Aversion Scale and Risk Aversion Scale for the first time.
Maximization Maximizing Tendency Cognitive Biases Behavioral Economics
Sınırlı rasyonaliteden yola çıkarak ortaya konan maksimize etme-tatmin etme ayrımı Schwartz vd.’nin (2002) çalışmasıyla teorik temellere oturtulmuştur. Literatür incelediğinde konuyla ilgili çalışmaların çoğunlukla ölçek geliştirme çabalarında yoğunlaştığı görülmektedir. Bununla birlikte az sayıda çalışma maksimize etme eğiliminin farklı değişkenlerle ele alınmasını kapsamaktadır. Bu bakımdan, bu çalışma maksimize etme eğilimi ile kayıptan kaçınma, riskten kaçınma, mutluluk ve bilişsel önyargılara düşme eğilimi arasındaki ilişkileri araştırmaya yönelik gerçekleştirilmiştir. 272 kişilik örneklemle gerçekleştirilen çalışmada öncelikle maksimize etme eğilimi, kayıptan kaçınma ve riskten kaçınma ölçekleri Türkçe’ye uyarlanmış ve geçerlilik/güvenilirlik analizleri yapılmış, sonrasında ise oluşturulan hipotezler test edilmiştir. Elde edilen bulgular, maksimize etme eğiliminin sadece medeni duruma göre farklılık gösterdiği; kayıptan kaçınma, riskten kaçınma, mutluluk ve bilişsel önyargılara düşme eğilimleri ile ilişkilerinin ise cinsiyetler arasında farklılık gösterdiği şeklindedir. Buna göre kadınlarda maksimize etme eğilimi ile kayıptan kaçınma ve riskten kaçınma arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiş olmasına karşılık erkeklerde her iki değişkenle de maksimize etme eğilimi arasında bir ilişki bulunmamaktadır. Yine kadınlarda maksimize etme eğilimi ile mutluluk ve batık maliyete düşme eğilimi arasında bir ilişki saptanmazken; erkeklerde maksimize etme eğilimi ile mutluluk arasında ve batık maliyete düşme eğilimi arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Burada kadın ve erkeklerin maksimize etme eğilimi noktasında motivasyonlarının farklı olduğu görülmektedir. Çalışma, maksimize etme eğilimini bahsi geçen değişkenlerle birlikte ele alan çalışmaya rastlanmaması bakımından özgün değer taşımaktadır. Ayrıca, Maksimizasyon Eğilimi Ölçeği, Kayıptan Kaçınma Ölçeği ve Riskten Kaçınma Ölçeği’nin Türkçe uyarlamalarının ve analizlerinin de ilk kez gerçekleştirilmesi bakımından da önem taşımaktadır.
Maksimizasyon Maksimize Etme Eğilimi Bilişsel Önyargılar Davranışsal İktisat
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Mikro İktisat (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 30 Ekim 2023 |
| Kabul Tarihi | 5 Haziran 2024 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Haziran 2024 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1383131 |
| IZ | https://izlik.org/JA28DM63PS |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2024 Cilt: 26 Sayı: 2 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla