The phenomenological conception of the world has different meaning from the classical conception of the world in the history of philosophy. The phenomenologists after Husserl, pay attention to phenomenological world thought. For Merleau-Ponty, one of these phenomenologists, the world is an important concept. It is important to get rid of incorrect and incomplete conceptions of the world and to understand it in its original meaning. Therefore, it is necessary to make the world a phenomenological theme. This is the best possible way we can reveal the fundamental meaning of the world. In this context, our study examines Merleau-Ponty's conception of the world as he thematizes it as a phenomenological difference. According to him, the world has become a problem for current philosophical thought. Therefore, the question of the world needs to be asked again. This question can be enquired in the context of a phenomenological philosophy of perception. For this philosophy of perception, it is necessary to reveal our fundamental relationship with the world and to acquire new methods and concepts. Husserl's concept of the lifeworld is what will provide this possibility. Through this concept, the question of the world becomes a inquiry about the way we perceive it. The new world question makes the world a phenomenological theme. Thus, the question of the world requires two phenomenological moves. The first is to turn our relation to the world into a perception-based relation. Secondly, to put it forward as a phenomenological theme in order to make phenomenological descriptions. With these two moves, the world becomes open to relearning how to see as Merleau-Ponty demands.
Fenomenolojik düşüncenin dünya kavrayışı felsefe tarihinin klasik dünya anlayışından farklıdır. Husserl’den sonra gelen fenomenologlar fenomenolojik bir dünya anlayışına önem vermişlerdir. Bu fenomenologlardan biri olan Merleau-Ponty için de dünya önemli bir kavramdır. Dünyaya dair hatalı ve eksik kavrayışlardan kurtulmak onu asli anlamıyla anlamak önemlidir. Bu nedenle dünyayı fenomenolojik bir tema haline getirmek gerekmektedir. Ancak bu sayede dünyanın kökensel anlamı açığa çıkarılabilir. Bu bağlamda çalışmamız Merleau-Ponty’nin fenomenolojik bir fark olarak temalaştırdığı haliyle dünya kavrayışını irdelemektedir. Ona göre mevcut felsefi düşünce için dünya bir problem haline gelmiştir. Bu nedenle dünya sorusunun yeniden sorulması gerekmektir. Bu soru fenomenolojik bir algı felsefesi bağlamında sorulabilir. Böyle bir algı felsefesi için dünya ile olan kökensel ilişkimizi açığa çıkarmak, yeni yöntem ve kavramlar elde etmek gerekmektedir. Bu imkanı sağlayacak şey öncelikle Husserl’in yaşam dünyası kavramıdır. Bu kavram aracılığıyla dünya sorusu onu algılama biçimimize dair bir soru haline dönüşür. Yeni dünya sorusu dünyayı fenomenolojik bir tema haline getirmektedir. Böylelikle dünya sorusu iki fenomenolojik hamleyi gerçekleştirmeyi gerektirmektedir. İlk olarak dünya ile ilişkimizi algı temelli bir ilişki haline getirmektir. İkinci olarak da fenomenolojik betimlemelerin yapılabilmesi için onu fenomenolojik bir tema olarak ortaya koymaktır. Bu iki hamle ile dünya Merleau-Ponty’nin talep ettiği şekliyle görmeyi yeniden öğrenmeye açık hale gelmektedir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kıta Felsefesi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 17 Temmuz 2024 |
| Kabul Tarihi | 24 Eylül 2024 |
| Erken Görünüm Tarihi | 10 Aralık 2024 |
| Yayımlanma Tarihi | 12 Aralık 2024 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1517680 |
| IZ | https://izlik.org/JA55EA32FH |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2024 Cilt: 26 Sayı: 4 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla