Turkic vocabulary has evolved in a way that has remained open to change, from the earliest sources written in various Turkic dialects across different historical periods to the present day. The fact that Turkic has a rich word derivation system has led to the words being exposed to many phonetic and morphological changes during their formation stages and sometimes to the generation of new words that have a different appearance from the root from which they were derived. This situation makes it difficult to draw definitive and clear inferences about the origins of the oldest words. One of these words is yalğan (meaning “lie”), which has been attested since Old Uyghur Turkic. Although various inferences have been made about the origin of the word to date, in most of these studies the word has either been based on a hypothetical verb root or associated with words belonging to different conceptual fields. This situation has led to the inability to make a definitive etymological analysis of the word’s origin. In this study, a connection based on the semantic similarity between the words yalğan (meaning “lie”) and al (meaning “deception, trickery”) has been established, and suggestions regarding the etymology of the word have been made. Indeed, the word al “trickery, deception” and its derivatives are based on the meaning of deceiving and reflect the lexical field associated with the word “yalan”. The stages of formation and phonetic changes of the word yalğan “lie” have been attested with examples from historical and contemporary Turkic dialects and it has been related to other derivatives made from the word al “trickery, deception”. In this study, a new perspective on the origin of the word has been presented with the aim of contributing to future etymological dictionaries.
Türkçe söz varlığı, farklı dönemlerde ve çeşitli Türk lehçeleriyle yazılmış en eski kaynaklardan günümüze kadar değişime açık bir şekilde gelişim göstermiştir. Türkçenin zengin bir sözcük türetme sistemine sahip olması, sözcüklerin oluşum aşamalarında pek çok ses ve şekil değişimine maruz kalmasına, kimi zaman türetilmiş olduğu kökten farklı görünüşe sahip yeni sözcükler türetilmesine yol açmıştır. Bu durum, en eski sözcüklerin kökenleriyle ilgili kesin ve açık çıkarımlarda bulunmayı güçleştirmektedir. Bu sözcüklerden biri de eski Uygur Türkçesinden itibaren tanıklanan yalğan “yalan” sözcüğüdür. Bugüne kadar sözcüğün kökeniyle ilgili çeşitli çıkarımlarda bulunulmuş olmasına rağmen bu çalışmaların çoğunda sözcük, ya farazi bir fiil köküne dayandırılmış ya da farklı kavram alanlarına ait sözcüklerle ilişkilendirilmiştir. Bu durum, sözcüğün kökeniyle ilgili kesin bir etimolojik çözümlemenin yapılamamasına neden olmuştur. Bu çalışmada yalğan “yalan” sözcüğü ile al “hile, kandırma” sözcüğü arasında anlam yakınlığına dayalı bir bağ kurulmuş ve sözcüğün etimolojisine dair önerilerde bulunulmuştur. Nitekim al “hile, kandırma” sözcüğü ve türevlerinin temelinde kandırmak anlamı yatmakta ve yalan sözcüğüne ait kavram alanını yansıtan söz varlığı bulunmaktadır. Yalğan “yalan” sözcüğünün oluşum aşamaları ve geçirdiği ses değişimleri tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinden örneklerle tanıklanarak al “hile, kandırma” sözcüğünden yapılmış diğer türevlerle ilişkilendirilmiştir. Çalışmada, sözcüğün kökenine dair yeni bir bakış açısı sunularak hazırlanacak etimolojik sözlüklere katkıda bulunulması amaçlanmıştır.
Etik kurul izni bulunmamaktadır.
Destekleyen Kurum Bulunmamaktadır.
Teşekkür bulunmamaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Dünya Dilleri, Edebiyatı ve Kültürü (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Mayıs 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Eylül 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1675367 |
| IZ | https://izlik.org/JA96FW85GP |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 27 Sayı: 3 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla