The
well-being of employees in their workplaces depends on whether having an
autonomy at work, well defined learning opportunity and career goals,
supporting from managers and colleagues. Besides the job quality contributes to
the well-being of employees; it is an important driving force for the increase
in the labor force, productivity and overall economic performance. Therefore,
it is becoming a prominent policy concern prominent decrease of the job quality
in developing countries’ economies.The job quality defined by Job Quality
Framework of the Organization for Economic Co-operation and Development (OECD)
as three basic dimensions; earnings quality, labour market security and quality
of the working environment. In this study, it was aimed to assess the job
quality indicators of 23 countries obtained from OECD database with the use of
multiple correspondence analysis method. Quality of the work environment for the countries was
investigated according to gender, age and education levels; the possible
differences or similarities between countries were uncovered, and the situation between Turkey and these
countries were evaluated. Consequently,
it is expected that using multiple correspondence analysis provides a different
perspective and findings offer benefit to the policy makers.
OECD Countries Labor Market Job Quality Multiple Correspondence Analyses
Çalışanların
iş yerlerindeki refahı, iş yerinde özerklik sahibi olup olmadıklarına, öğrenme
fırsatlarının ve iyi tanımlanmış iş hedeflerinin bulunup bulunmamasına,
kişilerin yönetim ve meslektaşları tarafından desteklenmesine bağlıdır. İş
kalitesi, çalışanların refahına katkıda bulunmanın yanı sıra; iş gücüne
katılımın, verimliliğin ve toplam ekonomik performansın artmasının önemli bir
itici gücünü oluşturmaktadır. Bu nedenle, iş kalitesindeki düşüklük gelişmekte
olan ülke ekonomilerinde, öne çıkan bir politika kaygısı olmaktadır. İş
kalitesi, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü’nün (OECD) İş Kalite Çerçevesi
kapsamında kazanç kalitesi, iş gücü piyasası güvenliği ve çalışma ortamının
kalitesi olarak üç temel boyutla tanımlanmıştır. Bu çalışmada, OECD’nin veri
tabanında yer alan 23 ülkenin çalışma ortamının kalitesinin, çoklu uygunluk
analizi yöntemi kullanılarak, değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ülkelerin çalışma
ortamının kalitesi cinsiyete, yaşa ve eğitim düzeyine göre incelenmiş; ülkeler
arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konularak Türkiye’nin bu ülkeler
arasındaki durumu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, çoklu uygunluk analizi
yönteminin kullanılmasının farklı bir bakış açısı sağladığı ve elde edilen
bulguların politika belirleyicilere yarar sağlayacağı düşünülmektedir.
OECD Ülkeleri İş Gücü Piyasası İş Kalitesi Çoklu Uygunluk Analizi
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Ekim 2016 |
| Yayımlanma Tarihi | 5 Nisan 2018 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.280478 |
| IZ | https://izlik.org/JA76ZN63DE |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2017 Cilt: 19 Sayı: 3 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla