he great discoveries, the opening of new routes and the abandoning of old ones, the Atlantic replacing the Mediterranean, the volume of precious metal imported from the New World, all of them were caused the commercial revolution. The fifteenth century of the business opportunities for the investment were enormously increased; loans for all kinds, marine insurance, shares in public and private debts, part ownership of ships and different companies. Also large towns have a real exchange of transferable bonds. The great merchant, therefore invests a little of his money everywhere, not necessarily taking part in the administration of his business, but waiting for his distribution of profits. The price rise, which began in Spain, overran Italy, then France, where it reached a peak in England. The price revolution occurred as a result of the increasing stock of monetary metals. But the canon lawyers and the church preachers were declared that; one man's gain in trading must always be another's loss, so not everyone that sells at higher price than he bought as a trader, by this reason, all commercial gains must be equal to the exertions of the merchant. The church defended private wealth and allowed the merchant a fair return for his labour; but the immoderate quest for riches was sin. And to take usury for money lent is unjust in itself, because this is to sell what does not exist, and this evidently leads to inequality which is contrary to justice
Büyük keşifler, eski yolların terk edilerek yenilerinin açılması, Akdeniz yerine Atlantik seyrinin yeğlenmesi, yenidünyadan getirilen kıymetli madenlerin muazzam miktarı, bunların hepsi ticaret devrimine yol açmıştır. On beşinci asrın yatırıma yönelik iş fırsatları muazzam derecede artmış, hemen her türden borçlanma yaygınlaşmış, denizcilik sigortaları yaygınlaşmış, özel ve kamu borçlanmalarda büyük artışlar görülmüş, gemi mülkiyetine ve çeşitli şirket sermayelerine katılım hızlanmıştır. Büyük kentlerde devredilebilir tahvil ve hisse senetleri alınır satılır olmuştur. Büyük tüccarlar, şirketin yönetimine hiç katılmaksızın, en küçük parasını dahi her yerde sermayeye dönüştürebilme olanağına kavuştuğu gibi, kârların dağıtılmasını beklemekle yetinmiştir. Fiyat yükselişleri İspanya, İtalya ve Fransa'da baş göstermiş, zirvesine ise İngiltere'de ulaşmıştır. Fiyat devrimi, para olarak da kullanılan kıymetli madenler stokundaki artışın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Oysa kilise hukukçuları ve vaizleri, bir kimsenin ticarette ulaşacağı kazancın ancak diğerlerinin zarara uğratılmasıyla olanaklı olduğunu, kendisi bir tüccar dahi olsa aldığı fiyattan daha yükseğine satmaması gerektiğini, bu nedenden dolayı da, bütün ticari kazançların daima tüccarın çabalarının bedeline eşit olması gerektiğini, açıkça bildirmişlerdir. Kilise özel serveti savunmuştur ve tüccara kendi emeğinin bedeline denk bir kârı elde etmesine izin vermiştir; fakat zenginliklere yol açan aşırılıkları tamamıyla günahkârlık olarak nitelendirmiştir. Ayrıca, verilen borçtan fazlasının alınmasını, olmayan bir şeyin satılması olarak görerek kendi içinde adaletsizliğe neden olduğunu, bu fazladan ödemenin de adalete aykırı olduğunu bildirmiştir.
Katolikliğin Toplumsal Ahlakı Adil Fiyat Kapitalist Ruh Ussal Ekonomik Etkinlik
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Ağustos 2014 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Mart 2011 |
| IZ | https://izlik.org/JA49DJ44EL |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2011 Cilt: 13 Sayı: 2 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla