Bei der vorliegenden Arbeit wurde die bewusste, systematische und zielgerichtete Einbeziehung der Erstsprache in den Fremdsprachenunterricht im theoretischen und empirischen Kontext bearbeitet. Diese Untersuchung stellt die Hypothese, dass das muttersprachliche System der Lernenden eine starke Grundlage für die weiteren Sprachen ist, zu dem sich die neue Sprache im Lernprozess auf die Muttersprache stützt. Demnach wurde untersucht, ob mit dieser Einbeziehung die Erstsprache zu einer Ressource beim erfolgreichen und motivierten Fremdsprachenerlernen werden kann. Eines der Hauptargumente der Gegner der Verwendung der Muttersprache erklärt, dass durch die Einbeziehung der Erstsprache der Fremdsprachenunterricht beeinträchtigt wird. Diese Untersuchung setzte sich gegen dieses Argument und die Rolle der Erstsprache im Fremdsprachenunterricht wurde untersucht. Nach den Befunden wurde die Erstsprache zu einer der wichtigsten Grundlagen der Lernmotivation und des fremdsprachlichen Lernerfolgs. Wenn auch heutzutage immer noch die Einsprachigkeit unterstützt wird, wurde das Hauptargument für die Einsprachigkeit nach den Ergebnissen dieser Arbeit hinfällig. Die Erstsprache hat beim Erlernen einer fremden Sprache im didaktischen und motivationalen Umfang eine Schlüsselfunktion. Deshalb sollte sie nicht als eine Barriere, sondern als eine effektive Hilfe für den Lernerfolg gesehen werden.
Bu çalışmada yabancı dil öğrenim ve öğretim sürecinde anadilin yabancı dil dersine bilinçli ve sistematik olarak dâhil edilmesi teorik ve deneysel bağlamda incelenmiştir. Bu araştırma, öğrencilerde var olan anadil sisteminin başka dilleri öğrenmek için güçlü bir temel oluşturduğunu savunmaktadır. Anadilin yabancı dil dersine dâhil edilmesiyle, anadilin öğrenme motivasyonuna ve bunun sonucu olan öğrenme başarısına olumlu etki ve yarar sağlayan bir nitelik kazanması tartışılmıştır. Anadilin derse dâhil edilmesine karşı çıkılmasının temelinde yabancı dil dersine ve öğrenmeye olumsuz bir etkisi olacağı yatmaktadır. Bu araştırma bu karşıt fikirlerin aksine anadilin olumlu rolünü benimsemiştir. Bu bağlamda anadilin ders içeriğine bilinçli bir şekilde dâhil edilmesinin yabancı dil öğrenme başarısını ve öğrenme motivasyonunu olumlu yönde etkileyebileceği düşünülmüştür. Araştırmanın deneysel sonuçları anadilin öğrenme motivasyonuna ve öğrenme başarısına ulaşmada önemli faktörlerden biri olduğu yönündedir. Günümüzde anadil halen yabancı dil dersinde olumsuz bir yere sahip iken, bu çalışma ile anadilin başarıya götüren bir motivasyon aracı olduğu sonucuna varılmıştır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Ağustos 2014 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Mart 2012 |
| IZ | https://izlik.org/JA63PM34AA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2012 Cilt: 14 Sayı: 2 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla