Modern kapitalizmi içselleştiren toplumlarda aşırı servet birikimi ve zenginleşmenin görüldüğü bir gerçektir. Diğer yandan bu süreç toplumsal alanda kapanmaz uçurumlar meydana getirir. Modern kapitalizm ekonomik büyümeyi teşvik ederken insanın özne konumunda büyük yaralar açar. Zenginleşme uğruna insanın bir meta gibi görülüp araçsallaştırılması bireysel ve toplumsal açıdan psiko-patolojik sorunlar yumağını ortaya çıkarır. Bu durum sosyo-kültürel alanda baskı ve tahribata yol açar. Ekonomik ve politik sistem nüfuzunu geniş ölçüde arttırır. Böyle bir ortamda Batılı birey derin bir anlam kaybına maruz kalır. Micheal Sandel, bu olumsuz özellikleri kapsayan günümüz kapitalist toplumunu “piyasa toplumu” olarak tanımlar. Bu çalışmada Sandel’in piyasa toplumunu eleştirerek iktisadi adalete ulaşma çabası araştırılacaktır. Batı dünyasında büyük üne kavuşan Harvardlı profesörün özellikle iktisadi adalete dair görüşleri hakkında akademik camiamızda yapılan çalışma sayısı çok azdır. Sandel’in yaklaşımı, serbest piyasa sisteminin bugün geldiği son noktayı vurgulaması açısından önemlidir. Araştırmalara göre Sandel piyasa toplumunda, insan da dahil olmak üzere her değerin metalaştığını ifade eder. O, ekonomi ve ahlak arasındaki derin ayrılığa dikkat çeker. Onun iktisadi adalete dair görüşlerinin aktarılması nihayetinde kendi toplumumuz açısından dikkat edilmesi gereken hususlar içerir.
It is a fact that excessive accumulation of wealth and enrichment are seen in societies that have internalized modern capitalism. But this process creates irreversible gaps in the social field. While modern capitalism promotes economic growth, it inflicts great wounds on the human subject position. Regarding the human as a commodity and instrumentalization for the sake of enrichment reveals a tangle of individual and social psycho-pathological problems. This situation causes pressure and destruction in the socio-cultural field. The Western individual suffers a deep loss of meaning. Sandel defines today's capitalist society, which includes these negative features, as "market society". In this study, Sandel's effort to achieve economic justice by criticizing the market society will be investigated. There are very few studies in our academic community about Sandel, who has gained a great reputation in the Western world, especially on economic justice. Sandel's approach is important in terms of emphasizing the last point the free market system has reached today. Sandel means that every value, including human, is commodified in the market society. He points out the profound separation between economy and morality. The transfer of his views on economic justice ultimately includes issues that should be considered in terms of our own society.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Haziran 2020 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2020 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.756212 |
| IZ | https://izlik.org/JA29RZ46BF |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2020 Cilt: 22 Sayı: 4 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla