Son dönem İslâm âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursî hem aklî hem naklî ilimlere hâkim bir âlimdi. Onun en önemli amaçlarından biri, Medresetüzzehra adını verdiği dinî ilimlerle fen bilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurmaktı. Bu düşüncede olan bir âlimin akla önem vermesi tabii karşılanmalıdır. Diğer taraftan Nursî, yaşadığı dönemde dine olan saldırıların fen bilimleri ve felsefeden geldiği düşüncesindeydi. Ona göre doğru felsefe dinle barışık felsefeydi, fen bilimleri de yaratılış âleminde Allah’ın koyduğu kanunları keşfetme çabasında olan bilimlerdi. Ne felsefe ne de bilim dine aykırı olamazdı. Dinin esası Allah’ın indirilmiş olan kitabı Kur’an, bilimin esası da Allah’ın evrenle ilgili yaratmış olduğu kanunlardı. Biri Allah’ın yazılı kitabı diğeri ise yaratılış kitabı olması sebebiyle dinle bilimin çatışması mümkün değildi. Dinin temeli nakil, bilimin temeli akıldır. Gerçekte bu ikisi arasında çatışma olmaz. Ancak bu ikisi arasında zahiri bir çatışma varsa o zaman akıl tercih edilmelidir. Fakat o aklın bozulmamış sağlam bir akıl olması gerekir. İkisinin çatışması halinde aklı naklin önünde gören Nursî’nin aklın mahiyeti, bilginin zihinde oluşum safhaları, işlevi, kalb ruh vicdan irade duyu ve duygularla ilişkisi, aklı bozan unsurlar, akıl-nakil münasebeti ve akıl-felsefe ilişkisi konularında önemli görüşler ortaya koymuştur. Bu makalede doküman analizi metodu uygulanmak suretiyle bilgi kaynağı hususu başta olmak üzere Nursî’nin akıl hakkındaki görüşlerinin analizi yapılmıştır.
Bediüzzaman Said Nursi, one of the late Islamic scholars, was a master of both rational and transmitted sciences. One of his most important goals was to establish a madrasa called Medresetüzzehra, where religion and science were taught together. Naturally, a scholar who shared this viewpoint would inevitably prioritize reason. Furthermore, he observed that the attacks on religion in his time came from philosophy and science. For him, true philosophy was a philosophy at peace with religion, and science meant discovering the laws established by God in the created universe. Neither philosophy nor science could contradict religion. The basis of religion was the Quran, God’s revealed book, and the basis of science was the laws God created for the universe. Therefore, a conflict between religion and science was impossible. The foundation of religion is tradition, and the foundation of science is reason. In realtiy, there is no conflict between these two. However, if there is an apparent conflict between the two, then reason should be preferred. However, that reason must be a sound, uncorrupted intellect. Nursi, who considered reason to be prioritized over transmitted sciences when necessary, presented important insights into the nature of reason, the stages of knowledge formation in the mind, its function, the relationship between the heart, soul, conscience, will, senses, and emotions, the factors that corrupt reason, the relationship between reason and tradition, and the relationship between reason and philosophy. In this article, Nursi’s views on reason, especially the origin of knowledge, were analysed by applying the document analysis method.
Islamic Theology Reason Transmitted Knowledge Knowledge Said Nursi
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kelam |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 28 Sayı: 2 |
Dergimiz, 2021 yılı itibarıyla DergiPark platformunda yayımlanmaya başlamıştır. 2021 yılı öncesine ait arşivimize ulaşmak için tıklayınız.